KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/7023 E., 2024/13591 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Aralık 2024
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/3442 E., 2022/1755 K.
- İlk derece mahkemesi
- İzmir 7. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2016/679 E., 2020/153 K.
Karar Metni
1.742 kelime·9 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı iş yerinde geçirdiği iş kazası sonucunda ağır şekilde yaralanarak sürekli işgöremezliğe uğradığını, olayın meydana gelişinde iş güvenliği önlemlerini almayan dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmeyen işverenin tam ve ağır kusurlu olduğunu beyanla fazlaya yönelik talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile 3.000,00 TL maddi, 15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında maddi tazminata dair talebini 173.605,94 TL olarak arttırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin iş kazası olmaması için gerekli güvenlik önlemlerini aldığını, davacının kazadan sonra gelirinde bir azalma olmadığını, davacının uğradığını iddia ettiği gelir kaybı ile bundan 8 yıl önce geçirdiği iş kazası arasında uygun illiyet bağı olmadığını, talep edilen manevi tazminatın da fahiş ve sebepsiz zenginleşmeye yol açacak nitelikte olduğunu, davacının raporlu olduğu günlerde dahi ücretini aldığından uğradığı herhangi bir maddi kaybın da olmadığını beyanla davanın reddine dair karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu kaza nedeni ile SGK tarafından davacının sürekli işgöremezlik derecesinin %17 olduğuna, yardıma muhtaç olmadığına ve kontrol muayenesi gerekmediğine dair karar verildiğinden hesaplamalar sırasında %17 maluliyet indirimi yapıldığı, 06.12.2017 tarihli kusur raporunda; kaza olayının meydana gelmesinde; davalı işveren ...Gereçleri San. ve Tic.
A.Ş.’nin %60, kazalı işçi ...’nın %40 kusurlu olduğunun tespit edildiği, 10.12.2018 tarihli kusur raporunda; kaza olayının meydana gelmesinde davalı işveren ...Gereçleri San. ve Tic.
A.Ş.’nin %70, kazalı işçi ...’nın %30 kusurlu olduğunun tespit edildiği, davaya konu iş kazasının oluşumunda ortam koşullarının olumsuzluğu nedeniyle düşme ve kayma riskinin yüksek olduğu anlaşıldığından davacının böyle bir olumsuzluğun etkisi altında ağır bir yükü kaldırmak zorunda kaldığı dikkate alındığında davacıya atfedilecek kusurun %30 oranında olması gerektiği kabul edildiği, bu nedenle hesaplamalar sırasında davacının tazminat hesabından %30 kusur indirimi yapıldığı, aktüerya bilirkişisinin yaptığı hesaplamalar doğrultusunda maddi tazminat davasının kabulüne kararı verildiği,
davacının sosyal ve ekonomik durumu ile kusur durumu, malüliyet oranı, tarafların olaydan duydukları elem, üzüntü dikkate alınarak, sebepsiz zenginleşmeye de yer vermeyecek şekilde manevi tazminatın takdir edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 173.605,94 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 21.12.2008 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 21.12.2008 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kusur raporları arasındaki çelişki giderilmeden hüküm tesis edildiğini, yeniden kusur raporu alınması hakkındaki taleplerinin hukuka aykırı olarak reddedildiğini, davacının uğradığını iddia ettiği gelir kaybı ile şirkette 8 yıl önce kendi kusuru ile geçirdiği iş kazası arasında uygun illiyet bağı bulunmadığını, davacının iddia ettiği sağlık şikayetlerinin ortaya çıkma sebebinin davacının tedavi sürecindeki ve sonrasındaki talimatlara aykırı hareket etmesi olduğunu, illiyet bağının kesildiğini,
iş sağlığı ve güvenliği uzmanları ile çalışan şirketin üzerine düşen yasal olarak her türlü tedbiri aldığını, delillerinin değerlendirilmediğini, tedavi giderlerinin karşılandığını, tüm ücret ve işçilik haklarını eksiksiz olarak aldığını, maddi ve manevi bir zararı olmadığını belirterek kararı temyiz etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
A) Davalı vekilinin manevi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
Dosya içeriğine göre temyize konu edilen miktarların Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.
B) Davalı vekilinin maddi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamından; 06.12.2017 tarihli bilirkişi raporunda, davalı işveren ...Gereçleri San. ve Tic. A.Ş.'nin, %60 oranında kusurlu olduğu, davacı kazazede işçi ...’nın %40 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, raporun davacı vekiline 04.01.2018 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davacı vekilinin kusur raporuna süresinde itiraz etmediği anlaşılmaktadır.
Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usulü kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.
Usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK.nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)
Somut olayda, davacının 06.12.2017 tarihli kusur raporuna herhangi bir itirazı bulunmadığı gözden kaçırılarak davalı itirazı üzerine düzenlenen kusur raporunun hükme dayanak kılınması suretiyle davalı lehine bu yönden oluşan usuli kazanılmış hak ihlal edilerek sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle, 1.İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
A. İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçe kısmında "davacıya atfedilecek kusurun %30 oranında olması gerektiği mahkememizce kabul edilmiştir. Mahkememizce kusur dağılımı yönünden bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen raporun hükme esas alınması gerektiği anlaşılmıştır.Bu nedenle hesaplamalar sırasında davacının tazminat hesabından %30 kusur indirimi yapılmıştır."... SGK bu miktarın toplam %70 davalı kusuruna tekabül eden miktarını davalılara rücu edeceğinden.
29.294,95 TL x %70 = 20.506,47 TL'si.
01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 55. maddesine göre davacının maddi zararından indirilmiştir...Davalı işveren tarafından dosyaya sunulan davacıya ait giydirilmiş ücretleri gösteren listeye göre 2008/12. ayda net ücretinin 1.564,41 TL olduğu bildirilmiş olup bu rakamın 9 günlük tutarı 1.564,41 TL /30 x 11 = 573,62 TL olduğu ve bu rakamdan %30 kusur indirimi yapıldığında 573,62 x %70 = 401,53 TL olacağı hesaplanmıştır." ibarelerinin hükümden çıkarılarak yerine "06.12.2017 tarihli bilirkişi raporunda, davalı işveren ...Gereçleri San. ve Tic.
A.Ş.'nin, %60 oranında kusurlu olduğu, davacı kazazede işçi ...’nin %40 oranında kusurlu olduğu yönünde görüş bildirildiği, raporun davacı vekiline 04.01.2018 tarihinde usulüne uygun tebliğ edildiği, davacı vekilinin kusur raporuna süresinde itiraz etmediği anlaşılmakla davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözetilerek kusur oranı %60 olarak esas alınmak suretiyle maddi zararın hesaplanması yoluna gidilmiştir." ibarelerinin yazılması,
B. İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının tamamen silinerek yerine geçmek üzere;
Davanın kısmen kabulü ile
166.037,87 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 21.12.2008 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Kusur durumu, malüliyet oranı, tarafların olaydan duydukları elem, üzüntü dikkate alınarak, sebepsiz zenginleşmeye de yer vermeyecek şekilde takdiren,10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 21.12.2008 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
Alınması gerekli 12.025,14 TL harçtan peşin harcın mahsubuyla 11.380,66 TL bakiye ilam harcının davalıdan tahsiliyle Hazineye irat kaydına,
Avukatlık asgari ücret tarifnamesine göre maddi tazminat yönünden 19.723,59 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
Avukatlık asgari ücret tarifnamesine göre hüküm altına alınan manevi tazminat yönünden 3.400,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
Avukatlık asgari ücret tarifnamesine göre ret edilen manevi tazminat yönünden 3.400,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
Davacı tarafından yapılan dosya açılış masrafı 94,98 TL, tebligat gideri 160,20 TL, ıslah harcı 583,00 TL, bilirkişi ücreti 1.116,65 TL, tanık-talimat ücreti 133,35 TL olmak üzere toplam 2.088,18 TL yargılama giderinden davanın kabul ve reddedilen kısımları nazara alınarak 2.032,82 TL’sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
Davalı tarafından yapılan tebligat gideri 48,05 TL, bilirkişi ücreti 612,95 TL olmak üzere toplam 661,00 TL yargılama giderinden davanın kabul ve reddedilen kısımları nazara alınarak 17,52 TL’sinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına,
Davacı tarafından yatırılan toplam 1.555,00 TL yargılama gider avansından 1.410,65 TL harcanmış olmakla HMK 333. maddesi gereği hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının davacıya iadesine,
Davalı tarafından yatırılan toplam 675,00 TL yargılama gider avansının tamamı harcanmış olmakla bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren iki haftalık süre içinde İstinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı." ibarelerinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/7023, K. 2024/13591, 23 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama