KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/7139 E., 2024/9095 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2024
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/548 E., 2023/797 K.
- Karar
- Kısmen Kabul
Karar Metni
1.827 kelime·9 dk okuma·15 bölüm
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen hizmet tespiti ve yaşlılık aylığı bağlanması davasında davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı asıl dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 12.07.1976 tarihinde 8867457 sigorta sicil numarası ile İzmir ili Çeşme ilçesi Ilıca ... hattında çalışmaya başladığını davalı Kurumca sigorta sicil numarası verildiği halde sigorta kayıtlarında 1976 tarihinde çalıştığı günlerin kayıtlarının bulunmadığı beyanla İzmir ili Çeşme ilçesi Ilıca ... hattında 12.07.1976-12.12.1976 tarihleri arasında sigortalı çalıştığının tespiti ile söz konusu davalı sigorta Kurumunun müracaat tarihi olan 2011 ve öncesi emekliliği hak etmiş olduğunu ve ödenmeyen emekli maaşlarının toplu olarak yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili öncelikle davanın yetkisizlik sonucu reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kayıtlarında davacı adına hiçbir kayda rastlanmadığını, davacının ...de çalıştığını, bu nedenle davanın oraya yönlendirilmesi gerektiğini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 31.05.2018 tarihli ve 2015/340 E., 2018/371 K. sayılı kararı ile "...Dosya kapsamından davacının işe giriş bildirgesinin 12.07.1976 tarihinde davalı kuruma verildiği, ancak hizmet bildiriminin yapılmadığı anlaşılmaktadır. Dinlenen bordro tanıklarının davacıyı tanımadığı, davacının çalıştığını iddia ettiği dönemde davaya konu iş yerinde çalışmadıkları gibi davayı ispata elverişli kamu ve bordro tanıklarının mahkemece tespit edilemediği, davacı taraf delil listesinde tanık deliline dayanmış ise de davacı tanıklarının isim ve adreslerinin Mahkemeye bildirilmediği anlaşılmaktadır.
Yukarıda açıklanan yasal mevzuat ışığında dosya değerlendirildiğinde; bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli olmayıp aynı zamanda o kimsenin Yasa'nın belirlediği biçimde eylemli olarak çalışması gerektiği, dosya kapsamı itibariyle davacının fiili çalışmayı ispatlayamadığı anlaşıldığından açılan davanın reddedilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili, Kurum tarafından dönem bodrolarının olmadığının bildirilmesi karşısında bodro tanığı dinlenilmesine gerek bulunmadığını, davalı Kurumun bordro tanıklarını bildirmemesi, yapılan zabıta araştırması neticesinde müvekkilinin çalıştığı dönemdeki muhtar ve azaların vefat etmiş veya ağır hasta bulunma durumu karşısında müvekkilinin çalışması ile ilgili olarak işyeri numarası işe giriş bildirgesinde belirtildiğine göre davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini beyanla, kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 09.11.2021 gün, 2019/1813 E. - 2021/1719 K. sayılı kararı ile "... İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında.
HMK 355 inci maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan incelemede; dava dosyasındaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere, vakıa ve hukuki değerlendirme ile yukarıda belirtilen gerekçe kapsamında ve özellikle işe giriş bildirgesinin verilmesi yeterli olmayıp çalışma olgusunun da kanıtlanması gereken davada, davacının 506 sayılı Kanun'un Geçici 81/C maddesi uyarınca 15 yıl sigortalılık süresi,
3600 prim ödeme gün sayısına göre yaşlılık aylığı koşullarına tabi olup sigorta başlangıç tarihinin kayıtlarda yer alan 28.03.1977 yerine, 12.07.1976 olarak alınmasının aylık bağlanacak tarih üzerinde etkisinin bulunmadığı, 12.07.1976 tarihinde bir gün süreyle kapsamda kalmış olan işyerinden dönem bordrosu verilmediği, bildirgeye dayalı eylemli çalışmanın da kanıtlanamadığı gözetildiğinde, delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davanın reddine dair verilen kararın yerinde olduğu belirgin olup, ayrıca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından;
istinaf başvurusunun esastan reddine" karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairenin 07.04.2022 gün, 2022/7 E., 2022/5260 K. kararında; "... Eldeki davada, 12.07.1976 tarihli işe giriş bildirgesinde işyerinin 86908 sicil numaralı "... Boya Kimya San. ve Tic. A.Ş." olduğu, işyerinin 01.01.1976 tarihinde bir gün süreyle 506 sayılı Kanun kapsamında bulunduğu, davalı işyerlerinde davacıya ait kayıt bulunmadığı anlaşılmakla.
Mahkemece, işe giriş bildirgesinde belirtilen işverene HMK 124 üncü maddesi uyarınca usulüne uygun husumet yöneltilmesi için davacıya süre verilip taraf teşkili sağlanmalı, davalılar ile işe giriş bildirgesinde adı geçen işveren arasında ihale ya da sözleşmeler olup olmadığı araştırılarak asıl-alt işveren ilişkisi kurulup kurulmadığı belirlendikten sonra uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek,
varılacak sonuca göre fiili çalışma olgusunun varlığı belirlenmeli, yaşlılık aylığı şartlarının oluşup oluşmadığı da değerlendirilerek karar verilmelidir." gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Tüm dosya kapsamı ve dosyadaki delil durumu itibariyle; Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda davalı ... Boya Kimya Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi ile diğer davalılar ... ve ... arasında alt işveren asıl işveren ilişkinin araştırıldığı, taraflar arasında herhangi bir hizmet akdinin bulunmadığı yönünde cevap verildiği görülmüştür. Bu haliyle taraflar arasında alt işveren - asıl işveren ilişkisinin bulunmadığı mahkememizin kabulündedir.
Mahkememizce dinlenen tüm tanıkların çelişkiye yer bırakmayacak şekilde davacıyı tanımadıkları, bu şekilde diğer davalılar ... ve ... yönünden çalışma ilişkinin bulunmadığını beyan ettikleri görülmüştür. Bu sebeple bu davalılar yönünden davacı ile çalışma ilişkisinin bulunmadığı anlaşılmış, aralarında pasif husumet ilişkisi olmadığından husumet nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
Diğer davalı ... Boya Kimya Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi yönünden çalışma ilişkisi incelenmiş, dosyada sunulu 12.07.1976 tarihli işe giriş bildirgesinin mevcut olduğu, bunun dışındaki çalışmaların davacı ... tarafından ispat edilemediği anlaşıldığından 12.07.1976 tarihinde asgari ücret ile bir gün çalıştığı Mahkememizce tespit edilmiş, fazlaya ilişkin istemine reddine karar vermek gerektiği" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, verilen hükmün eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğunu beyanla, davaya konu kararın bozulmasını talep etmiştir.
Fer'i müdahil Kurum vekili, davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespiti ve yaşlılık aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk Dava, 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun’un m. 86/9 uncu maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.”
Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re'sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.
2) 6100 sayılı HMK m. 119/1-e gereğince davacının, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini bildirmek, m. 194 gereğince de taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırma yükümlülüğü vardır. Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur.
Bir davada haklı çıkabilmek için soyut veya genel hatlarıyla bir iddiayı ortaya koymak yeterli değildir. Aynı zamanda bu iddiaların, ispata elverişli hale getirilerek zaman, mekân ve içerik olarak somutlaştırılması gerekir. En azından iddianın araştırılabilmesine yönelik somut bilgi ve açıklamaların sunulması gerekir. İddia somutlaştırıldıktan sonra hâkim ve karşı taraf, bunun üzerinden savunma ve yargılama yapabilecektir. Soyut iddialar ve vakıalar üzerinden değerlendirme yapılması mümkün değildir.
Somutlaştırma yükü, genel anlamda tarafların açıklama ödevinin bir parçası ve layihalar teatisi aşamasındaki tezahür şeklidir. Somutlaştırma yükü, basit yargılama ve kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda da geçerlidir.
HMK m. 31 gereğince, Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir. Davaya konu talebin somutlaştırılmaması halinde önce hâkim, m. 31 ve 119/1-e gereğince davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği, somut olmayan hususların belirlenmesini davacıdan istemeli, gerekirse tarafa açıklattırma yaptırmalı, bu eksiklik giderildikten sonra yargılamaya devam etmelidir.
3) Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip işyerinin Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.
Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.
3. Değerlendirme 1.Eldeki davada verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olup bozma ilamına uyulmuş ise de bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.
Mahkemece hizmet tespiti ile ilgili olarak yapılan araştırma yetersizdir. Öncelikle davanın somutlaştırılması yükümlülüğü kapsamında davacının beyanı alınmak suretiyle 1976 yılında çalıştığını iddia ettiği hat çekim işinin nerede olduğu, işin kim tarafından yürütüldüğü, davacının kim tarafından çalıştırıldığı, ücretini nereden aldığı gibi çalışmasını aydınlatacak somut bilgiler konusunda beyanı alınmalı, bu kapsamda bu işleri yapan ... A.Ş. ve özelleştirilen ...
A.Ş.'den bu hat çekimi ile ilgili ihale evrakları, varsa hak ediş, kontrol amaçlı tutulan ücret bordroları, işin başlayış ve bitişine ilişkin evraklar istenilmeli, işin ihale suretiyle verildiği şirket tespit edilerek davacıya ait işyeri şahsi sicil dosyası, ücret bordroları, davacının işe giriş çıkışıyla ilgili belgeler istenilmeli, bu işyerinden verilen dönem bordroları varsa celbedilmeli, yoksa bu işyerinde çalışan tanıklar tespit edilerek dinlenilmeli, fiili çalışma tereddütsüz şekilde ortaya konulmalı, işe giriş bildirgesi verilmesinin fiili çalışma olmaksızın hizmet tespiti için yeterli olamayacağı dikkate alınarak karar verilmelidir.
Mahkemece 1 günlük hizmet tespitine karar verilmiş ise de asıl işveren konumunda bulunan davalı, özelleştirme işlemleri de dikkate alınarak belirlenmeli, asıl işveren-alt işverenin birlikte prim borcundan sorumlu olduğu hususu da gözetilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
2. Dava hizmet tespiti ve buna göre yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine yönelik olup Mahkemece yalnızca hizmet tespiti yönünden karar verilmiş olup yaşlılık aylığı bağlanması talebi yönünden olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi hatalı olup bu husus bozmayı gerektirmiştir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Peşin yatırılan temyiz harcın istek halinde ilgiliye iadesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/7139, K. 2024/9095, 26 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama