KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/7626 E., 2024/11259 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Kasım 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/399 E., 2024/481 K.
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 20. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/153 E., 2021/218 K.
Karar Metni
1.475 kelime·7 dk okuma·9 bölüm
Taraflar arasındaki 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresinin hem sigorta başlangıç tarihinden hem yaş haddinden indirilmesiyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 15.10.1989 - 14.08.1997 tarihleri arasında ve 15.05.1998 - 14.07.1998 tarihleri arasında Türk Silahlı Kuvvetleri'nde muvazzaf subay olarak görevde bulunduğu, bu süre içerisinde Emekli Sandığı kapsamında 3248 gün çalışması bulunduğu, ayıca 1 yıl 8 gün fiili hizmet zammı bulunduğu, Türk Silahlı Kuvvetleri'nden ayrıldıktan sonra da 4/a kapsamında 6500 günün üzerinde çalışmasının olduğu, davacının Türk Silahlı Kuvvetlerin'deki çalışması nedeni ile 506 sayılı Kanun'un Geçici 81. maddesinin B-C bentlerine istinaden 1 yıl 8 günlük fiili hizmet zammı bulunduğu,
506 sayılı Kanun'un Ek 39. maddesi gereğince fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden indirilmesi gerektiği, bu konuyu ayrıntılı bir şekilde açıklayan Yargıtay 21.Hukuk Dairesinin 2014/7165 Esas, 2015/14123 Karar sayılı ilamının ekte sunulduğu, davacının 24.02.2020 tarihli dilekçesi ile davalı Kuruma başvuruda bulunduğu, bunun üzerine davalı Kurumun 24.02.2020 tarihli cevabi yazısı ile hizmet birleştirilmesinin yapıldığının ve emekli olma yaşının 51, emekli olabileceği tarihin 30.08.2022 olduğunun belirtildiği,
bu yazı incelendiğinde fiili hizmet süresi olan 1 yıl 8 günün gün sayısında dikkate alındığının fakat Emekli Sandığına başladığı tarihin fiili hizmet zammı süresi kadar geri götürülmediğinin ve fiili hizmet zammının yaş haddinden indirilmediğinin anlaşıldığı,
davacının emekli olabileceği yaşın 51 olarak bildirildiği ancak emekli sandığına başlangıç süresinin fiili hizmet zammı süresi kadar geri götürüldüğünde emekli olabileceği yaşın 50, ayrıca sigortalılık tarihinin 15.10.1989 tarihinden fiili hizmet zammı süresi kadar geri götürülmesi halinde de 07.10.1988 olarak kabulü gerektiği iddiasıyla yaşlılık aylığına hak kazandığı tarihin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının taleplerinin 5434 sayılı Kanuna tabi çalışması ve bu doğrultuda fiili hizmet zammı olması nedeni ile yapılacak hesaplamalarda yine 5434 sayılı Kanun hükümleri dikkate alınacağından davanın idari yargıda görülmesi gerektiği, bu nedenle davanın görevli mahkemede açılmadığından usulden reddi gerektiği, davacının 14.07.1998 yılına kadar 4/c kapsamında sigortalı iken 25.01.2002 tarihinden sonra 4/a kapsamında sigortalı olduğu,
davacının bu sürelerin birleştirilmesi ve fiili hizmet zammında dikkate alınmak sureti ile emeklilik yaşının tespitini talep etmişse de, 2829 sayılı Kanun'un 7. maddesi çerçevesinde hizmetlerin birleştirilmesi halinde fiili hizmet zammının eklenmesinin söz konusu olmadığı, davacının fiili hizmet süresi hesaplanıp emeklilik şartları değerlendirilirken 4447 sayılı Kanun'un 6. maddesi ve yine 23.05.2002 tarihli değişiklikler çerçevesinde 506 sayılı Kanun'un 60 ve Geçici 81/B-C bentleri uyarınca işlemler yapıldığı ve davacının yaşlılık aylığı için başvurduğu tarihte yaş şartını taşımaması nedeni ile talebinin kabul edilmediği,
davacının iddialarının aksine Kurum işleminin usul ve kanuna uygun olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstanbul 20. Mahkemesi tarafından 25.05.2021 tarihli ve 2020/153 Esas, 2021/218 Karar sayılı kararla 30.08.1971 doğumlu ve sigortalılık başlangıç tarihi 15.10.1989 olan davacının, 1 yıl 8 gün fiili hizmet zammı sürelerinin sigortalılık sürelerine ilave edilmesi neticesi bulunan sigortalılık başlangıç tarihinin 07.10.1988 tarihi olduğu,
4447 sayılı Kanun'la 506 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 81. madde ile getirilen kademeli geçiş hükümlerine göre, 25 yıl sigortalılık süresi, 51 yaş, 5450 primi ödenmiş gün sayısı yaşlılık aylığı şartlarını sağlaması gerektiği, bu durumda 51 yaş haddinden, 1 yıl 8 günlük fiili hizmet zammı indirildiğinde 22.08.2021 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazanabileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile davaya konu kurum işleminin iptali ile, davacının 22.08.2021 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazanabileceğinin tespitine, karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 25.05.2021 tarihli ve 2020/153 Esas, 2021/218 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf yoluna başvurmuş ve Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 07.06.2023 tarihli ve 2021/2063 Esas, 2023/2060 Karar sayılı kararla 506 sayılı Kanun'un Geçici 81/B bendi gereğince davacının 23.05.2002 tarihindeki sigortalılık süresinin (15.10.1989 - 23.05.2002) toplam 8 yıl 8 ay 8 gün olduğu, 506 sayılı Kanun'un Geçici 81. maddesinin B-k bendine göre 25 yıl sigortalılık süresi, 54 yaş ve 5675 gün prim ödemesiyle yaşlılık aylığına hak kazanacağı;
davacının 10.02.2020 tarihli yaşlılık aylığı tahsise hazırlık talep tarihinde sigortalılık süresi ve prim gün sayısı koşulunu sağladığı, 54 yaşını 13.08.2025 tarihinde ikmal ettiği ve 1 yıl 8 gün fiili hizmet süresi zammının,
aylık hesabı yapılırken yaş haddinden indirilmesi (506 SK Ek m.39) sonucunda davacının (dava tarihinden sonra) 22.08.2024 tarihinde yaşlılık aylığı koşullarını tamamlayacağı ve takip eden aybaşından (01.09.2024) itibaren yaşlılık aylığına hak kazanacağı ve İlk Derece Mahkemesinin davanın kabulüne dair kararın kaldırılması gerektiği gerekçesiyle Davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin kabulü ile İstanbul 20. İş Mahkemesi'nin 25.05.2021 tarihli, 2020/153 Esas, 2021/218 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına,
davanın kısmen kabulüne davacının hizmet süresinin yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 07.06.2023 tarihli ve 2021/2063 Esas, 2023/2060 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 21.11.2023 tarihli ve 2023/11346 Esas, 2023/11610 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur:
"...1.2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun’un 4 üncü maddesindeki; “Kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet süreleri, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu Kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirilir.” hükmü uyarınca çeşitli sosyal güvenlik kurumlarına tabi olarak geçen hizmet süreleri de yaşlılık aylığı bağlanmasına esas olmak üzere birleştirilmekte ve sigortalının yaşlılık aylığı bağlanması için tabi olduğu yaş, prim gün sayısı ve sigortalılık süresi tespit edilmektedir.
2. Eldeki davada, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan fiili hizmet zammı süresinin hem sigorta başlangıç tarihinden hem de bu tarihe göre bulunacak yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespiti istemine yönelen davacı talebi bakımından, fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine dair karar verilmesi yerinde ise de, tahsis koşulları bakımından yapılan irdelemenin 51 yaş yerine 54 yaş ile belirlenmesi ve hatalı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı ... vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır..."
2.Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 30.08.1971 doğumlu davacının 51 yaşını 30.08.2022 tarihinde dolduracağı, 5434 sayılı Kanun'un 205/son ve 506 sayılı Kanun'un Ek 39. maddesi gereğince 1 yıl 8 gün fiili hizmet süresi zammının tamamının yaş haddinden indirilmesi gerektiği, bu durumda 22.08.2021 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı koşullarını sağlayacağı anlaşılmakla, davanın kısmen kabulü ile davacının fiili hizmet süresinin yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine,
ileriye yönelik bir tespitin yapılmasında hukuki yarar olmadığından fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi ile Yargıtay HGK'nın 04.03.2021 tarih, 2021/2-96 Esas, 2021/205 Karar sayılı ilamı gereğince istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının fiili hizmet süresinin yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
VI.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; yaşlılık aylığı tahsis istemi bulunduğu, hukuki yarar olmadığından bu talebin reddinin usule aykırı olduğu, iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kurum işlemlerinin yerinde olduğu, davacının tahsis koşullarının mevzuata aykırı belirlendiği, eksik inceleme ile karar verildiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresinin hem sigorta başlangıç tarihinden hem yaş haddinden indirilmesiyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine ilişkindir.
1.Yaşlılık aylığı tahsis istemine ilişkin davalarda, davalı Kuruma başvuruda bulunulduğu tarih veya dava tarihi itibariyle tümüyle oluşmayan tahsis koşullarının yargılama aşamasında gerçekleşmesi mümkündür.
Bu durumda özellikle Anayasa’nın 141. maddesindeki, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten hüküm ve 6100 sayılı Kanun'un 30. maddesinde yer alan, hâkimin yargılamanın kabul edilebilir süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu yönündeki düzenleme ile sosyal koruma, dayanışma, sosyal denkleştirme ve zorunluluk ilkelerine dayanan sosyal sigortaların, bireyin onuru ile kişiliğinin geliştirilmesi için kaçınılmaz ekonomik,
sosyal ve kültürel hakların doyurulması temeline dayanan sosyal güvenlik hukukunun ilkeleri dikkate alındığında, bütün şartların yerine getirildiği tarihi izleyen aybaşından itibaren aylığa hak kazanıldığının tespitine ilişkin hüküm kurulması gerekir.
2. Öte yandan kuşkusuz, yargılama aşamasında gelir/aylık bağlama koşulları gerçekleşen sigortalı yönünden tahsis talep günü itibarıyla şartlar oluşmamakla Kurumun dava açılmasına sebep olan herhangi bir haksız işleminin de söz konusu bulunmadığı gözetilerek yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılıp vekil ile temsil olunan davalı Kurum yararına da avukatlık ücreti belirlenmesi gereği de bozma sonrası yapılacak yargılamada dikkate alınmalı ve buna göre bir karar verilmelidir. 3. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme neticesinde yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.
VII. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/7626, K. 2024/11259, 19 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama