KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/7801 E., 2024/9998 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Ekim 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/411 E., 2024/623 K.
- Karar
- Esastan Ret
- İlk derece mahkemesi
- Lüleburgaz İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/399 E., 2021/303 K.
Karar Metni
810 kelime·4 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, davacının 01.01.2005- 30.05.2012 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde aralıksız olarak çalıştığını, son ücretinin 950,00 TL olduğunu, ancak davalı tarafından çalışmalarının Kuruma hiç bildirilmediğini belirterek, 01.01.2005- 30.05.2012 tarihleri arasında davalı nezdinde çalıştığının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiğini, davacının müvekkiline ait işyerinde hiç çalışmadığını, müvekkilinin pencere perdesi nakış tamiri atölyesi işlettiğini, davacının müvekkilinden aldığı perde üzerindeki hatalı nakışları kendi evinde, kendi takdir ettiği zamanlarda çalışmak suretiyle tamir işi yaptığını, tamir başına tespit edilmiş birim fiyatı üzerinden ücret ödendiğini, davacının istisna akdi ile çalıştığını, müvekkilinden bir talimat almadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Fer'i müdahil SGK vekili, davada hak düşürücü sürenin dolduğunu, Kurum kayıtları esas olup iddianın eş değer belgelerle ispatlanması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; davacı 01.01.2005 tarihinden 30.05.2012 tarihine kadar davalıya ait iş yerinde çalıştığını iddia etmiş ise de istinaf kaldırma kararından önce ve sonrasında alınan tanık beyanlarına göre davacının sürekli olarak davalının emir ve talimatı altında çalışmadığı, davacının serbest bir şekilde istediği zaman aldığı işleri evinde yerine getirdiği, götürü ücret karşılığı çalıştığı, taraflar arasında zaman ve bağlılık unsurunun bulunmadığı, davacının iş sözleşmesi ile çalışan işçiler gibi tam zamanlı olarak ve sürekli bir çalışmasının mevcut olmadığı,
davacının yapacağı işin miktarını ve süresini serbestçe belirleme imkanına sahip olduğunun tanıklar tarafından ifade edildiği, davacının davalı nezdinde iş sözleşmesi ile bağlı olarak kesintisiz bir şekilde çalıştığının mevcut deliller ile ispat edilemediği, davacının davalının emir ve talimatı altında çalışmadığının isteğe bağlı sigortalılık başvurusu ile kabulünde olduğu, sonuç olarak taraflar arasında iş sözleşmesi bulunduğunun ispat edilemediği' gerekçesi ile davanın reddine ilişkin karar vermiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili, istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin çalışması SGK tarafından yapılan denetim sonucunda yazılı olarak tutulan tutanakta açık ve net bir biçimde belirtilmesine rağmen Mahkemenin yazılı delillerini yok sayarak davanın reddine karar verdiğini, evde çalışmalarının işçinin işverenin verdiği ücret karşılığında kendi evinde veya belirlediği başka bir yerde bizzat ve aile bireyleriyle iş yapması olduğunu, evde çalışmalarda işverenin işçi üzerinde denetim ve gözetim yetkisini de kullanmasa da evde çalışanların iş akışındaki zorunlu bir işi üstlendi ise işçi olarak nitelendirildiğini,
müvekkilinin parça başı ücret alarak evde çalışan bir işçi statüsünde olduğunu, bir ... meydana getirmediğini, Mahkemenin taraflar arasındaki hukuki ilişkiyi ... sözleşmesi olarak nitelendirmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin kendi nam ve hesabına çalışmadığını, sürekli ücret karşılığı, davalıya ait makinelerle çalıştığını, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; ''...Tüm dosya kapsamı, kaldırma kararı öncesi ve sonrası dinlenen tanık beyanlarından davacının hizmet akdine bağlı olmaksızın evinde hatalı tüllerin düzeltilmesi işini ifa ettiği,yapılan parça başına ücret ödemesi yapıldığı, taraflar arasındaki ilişkinin ... sözleşmesine dayandığı, mahkemenin aynı kabul ile verdiği kararda hata bulunmadığı'' gerekçesi ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, hizmet tespitine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi, ile 6/a, 7/a, 82/2-3 üncü maddeleri hükümleri, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 8 inci maddesi, Borçlar Kanunu’nun 313/1 inci maddesi hükümleridir.
3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/7801, K. 2024/9998, 21 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama