KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/7898 E., 2024/8931 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Eylül 2024
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/105 E., 2023/1087 K.
Karar Metni
1.545 kelime·8 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 2000 yılının Haziran ayından 2010 yılının Temmuz ayına kadar ...
İlçe Nüfus Müdürlüğü bünyesinde hizmetli olarak çalıştığı, davacının temizlik, daireyi havalandırma, posta, evrak götürüp getirme, aile tablosu ve ikametgah çıkarma, nüfus cüzdanlarını cüzdan kayıt defterine kaydetme vs. konulardaki çalışma ihtiyacını karşıladığından sabah mesaisinin başlamasından bir saat önce işe başlamakta olup akşam mesaisinin bitiminde ise başta temizlik olmak üzere diğer işleri yapmak için 1.5-2 saate kadar fazla mesai yaptığı, davacının lise mezunu olduğu, ekonomik durumu bakımından zayıf olduğu,
davacının Kurumda çalıştığına dair Şanlıurfa 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/38 Esas sayılı dosyasında ifade ve savunmalarda davacının çalıştığının ortaya çıkacağı, yine ... Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/489 Esas sayılı dosyasında da verilen ifade ve savunmalarda davacının Kurumda çalıştığının ortaya çıkacağı iddiasıyla davacının 2000 yılının Haziran ayından 2010 yılının Temmuz ayına kadar ...
İlçe Nüfus Müdürlüğünde sigortasız bir şekilde hizmetli olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
1.Davalı İç İşleri Bakanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı vekili tarafından açılan iş davasında tazminat istendiği, ancak davanın süresinde açılmadığı, zamanaşımı ve hak düşürücü süre aşılarak açılmış bu davanın reddi gerektiği, dava dilekçesinde davacının taşeron şirkete bağlı çalışıp çalışmadığı belirtilmediği, bu nedenle husumet itirazında bulundukları savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı işveren idarenin kabulünün Kurumu bağlamayacağı, ispat için yeterli olmayacağı, seçilecek tanıkların re'sen güvenilir kişiler arasından seçilmesi, davacının imza örneklerinin alınarak imza incelemesi yapılması, davacının iyi niyetinin sorgulanması gerektiği, öncelikle açılan davanın husumet yönünden reddi gerektiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.MAHKEME İLK KARARI
Mahkeme tarafından 28.01.2016 tarihli ve 2012/159 Esas, 2016/40 Karar sayılı kararla; davacının ...
Nüfus Müdürlüğü'nde fiilen çalıştığı, davalıya Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı aracılığıyla bir kısım ödemeler yapılmış ise de bu ödemeler yardım kapsamında olmayıp davacının hizmetinin karşılığı olarak ödendiğini teyit eder nitelikte olduğu, istenen ceza dosyalarından da anlaşılacağı üzere davacının Nüfus Müdürlüğünde yapılan bir kısım usulsüz işlemlerden dolayı da yargılandığı ve hakkında mahkumiyete hükmedildiği,
askerlik sürelerinin düşüldüğü gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının davalı iş yerinde 01.06.2000-01.01.2004 arasında 1290 gün, 24.04.2005-31.07.2010 arası 1897 gün olmak üzere toplam 3187 gün (8 yıl 10 ay 7 gün) olarak SGK kayıtlarında mükerrer kayda neden olmaksızın hizmetinin tespitine karar verilmiştir.
IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Mahkemenin 28.01.2016 tarihli ve 2012/159 Esas, 2016/40 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 22.10.2018 tarihli ve 2016/11561 Esas, 2018/8302 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:
"...Somut olayda, davacı; 2000 yılı 6. ay – 2010 yılı 7. ay arasında ... İlçe Nüfus Müdürlüğü bünyesinde hizmetli olarak çalıştığının tespitini talep etmiş olup; mahkemece davacının 01.06.2000 - 01.01.2004 arasında 1290 gün, 24.04.2005 - 31.07.2010 arası 1897 gün olmak üzere toplam 3187 gün (8 yıl 10 ay 7 gün) olarak SGK kayıtlarında mükerrer kayda neden olmaksızın hizmetinin tespitine karar verilmiş ise de hüküm, eksik araştırma ve incelemeye dayalıdır.
Eldeki davada, davacının tarihleri itibariyle hangi kurumların hangi birimlerinde ne iş yaptığının aydınlatılamadığı, davaya konu talebin somutlaştırılmadığı anlaşılmakla.
Mahkemece, çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, ücretini nereden aldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulacak şekilde davacıya açıklattırılarak talebi somutlaştırılmalı; tarihlerine ilişkin talebin hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığı araştırılmalı, davacının 2000 - 2010 arası yıllarına ilişkin talebine ilişkin olarak da davacının çalıştığı iş yerlerinin tespit edilerek,
çalıştığı kuruma göre yapılan işin ve hangi işveren nezdinde hizmetin geçtiğinin belirlenmesi ve davacının çalıştığı kamu kurumlarının hizmetin geçtiği iddia edilen tarihlerdeki yetkili amir ve çalışanları tanık olarak dinlenmeli, uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..."
2.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; dava dosyasında mevcut yazılı belgelerin incelenmesinde ... Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı aracılığıyla bir kısım ödemelerin yapıldığı anlaşılmakla tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere bu ödemelerin davacının hizmetinin karşılığı olarak ödendiği tespiti yapıldığı, her ne kadar ...
İlçe Nüfus Müdürlüğünden davacının çalışmasına ilişkin bilgi ve belgelerin gönderilmesi istenilmiş ise de dinlenen tanık beyanlarından anlaşılacağı üzere davacının gayrıresmi çalışması sebebiyle kayıt tutulmadığının anlaşıldığı, dosya kapsamında bordro tanıklarının yanı sıra Köylere Hizmet Götürme Birliği ve ... Sosyal Yardımlaşma Vakfının Mali İşlerden Sorumlu Çalışanları ... (Bilgisayar İşletmeni) ve ... (... İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü-şef), ... (Muhasebeci), ... ... ...
(Muhasebeci) ve ... (Vakıf Müdürü) tanık olarak dinlenilmiş, hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatı noktasında beyanların somutlaştırılması yoluna gidildiği, tanıklardan ...'in, ...'in ve ... ... 'in davacının çalışmasına yönelik kapsamlı ve ayrıntılı beyanda bulundukları anlaşılmakla bordro tanıkları yanında bozma ilamı sonrası dinlenen bu tanıkların beyanına itibar edildiği,
ayrıca istenen ceza dosyalarından da anlaşılacağı üzere davacının, nüfus müdürlüğünde yapılan bazı usulsüz işlemler sebebiyle yargılandığı ve yargılama sonunda mahkumiyet kararı verildiği anlaşılmakla davacının ilgili iş yerinde fiilen çalışma olgusunun gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulü ile, davacının, davalı ... Bakanlığına bağlı ...
Nüfus Müdürlüğünde bulunan SGK Şanlıurfa İl Müdürlüğünde tescilsiz işyerinde 01.06.2000-01.01.2004 arasında 1290 gün, 24.04.2005-31.07.2010 tarihleri arasında 1897 gün olmak üzere hizmet akdine istinaden asgari ücret ile sürekli ve kesintisiz olarak toplam 3187 gün çalıştığı, 3187 günlük bu çalışmasının davalı Kuruma bildirilmediğinin tespitine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; hak düşürücü sürenin geçtiği, re'sen delil toplanması gerektiği, davanın ispat edilemediği, eksik araştırma ile karar verildiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; hak düşürücü sürenin geçtiği, kamu düzenine ilişkin davada çalışma olgusunun tereddüte yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi gerektiği, yazılı delille ispatı gerektiği, eksik araştırma ile karar verildiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.
1.506 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık niteliği, anılan Kanun'un 2. maddesine göre hizmet akdinin kurulması ve 6. maddesi gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. Anayasa'nın 60. maddesinde yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
2. Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK).
3. Somut olayda; davacının, 01.06.2000-31.07.2010 tarihleri arasında ... İlçe Nüfus Müdürlüğünde hizmet akdine dayalı olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davacının, bu dönemde davalı işveren tarafından sigortalı olarak bildirildiğine dair herhangi bir kayıt bulunmamaktadır. Dairemizin uyulan bozma ilamında, davacının çalıştığı kamu kurumu ve bu kurumda hangi işleri yaptığı hususlarının açıklığa kavuşturulması gerektiği vurgulanmıştır.
Mahkemece, yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu çerçevede; davacıya 2000-2002 yıllarında ve 2007, 2009 ile 2010 yıllarında Sosyal Yardımlaşma Vakfı tarafından nakdi yardım yapıldığı; ayrıca geçici işçi statüsünde 15.11.2001-15.08.2002 tarihleri arasında tahakkuk müzekkere ve verile emirleri sunulduğu. Eylül 2002 tarihli geçici personel bordrosunda davacının adının yer aldığı tespit edilmiştir.
Bunlara ek olarak, Şanlıurfa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/38 Esas sayılı dosyasında, resmi belgede sahtecilik suçuna ilişkin yapılan yargılamada davacının 24.04.2007 tarihinden itibaren ... İlçe Nüfus Müdürlüğünde çalıştığı beyan edilmiştir.
Ancak tüm bu delillere rağmen, davacının çalıştığı dönemde yaptığı işin mahiyeti, süresi, kendisine ödeme yapıldığına ilişkin delil bulunmayan aylarda ödeme yapılıp yapılmadığı ve bu ödemelerin kim tarafından gerçekleştirildiği hususları yeterince araştırılmamıştır.
4.Öte yandan; davacının 01.01.2008-31.10.2011 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun (5510 sayılı Kanun'un 4/1-b maddesi) kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalılığı bulunmaktadır. Bu sigortalılık durumu, davaya konu hizmetlerin sigortalı olarak kabul etmesi halinde çakışan sigortalılığa neden olmaktadır.
5510 sayılı Kanun'un 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmesi nedeniyle anılan tarih öncesinde bu tür çakışan sigortalılık durumlarında çözüm için, kişinin gerçekten ve fiilen hangi işi yaptığına, bir başka ifadeyle baskın sigortalılığına bakılmalıdır. Bunun için baskın çalışmanın kişinin yaşamındaki etkisi - örneğin geçimini hangi çalışmadan sağladığı - somut olarak ortaya konmalıdır.
Aynı döneme rastlayan bu gerçek ve fiili çalışmalardan hangisinin ekonomik ve zaman açısından baskın olduğu, vergi ve maliye kayıtları ile desteklenmeli; kişilerin beyanları, gelir durumu, tarımsal faaliyetini yürüttüğü arazi ve hayvanların sayı ve rekoltesi, gelir durumu ve mesai yoğunluğu gibi hususular araştırılarak tespit edilmelidir.
Davacının esas olarak davalı işverene bağlı çalıştığının tespiti halinde 506 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığına, kendi nam ve hesabına Tarım çalışmasıyla geçiniyorsa Tarım Bağ-Kur sigortalılığına üstünlük tanınmalıdır. 01.10.2008 tarihinden sonra ise, talep sonu olan 31.07.2010 tarihine kadarki dönüm yönünden 5510 sayılı Kanunun 53 üncü maddesi gereğince ilk önce başlayan sigortalılık ilişkisi esas alınmalıdır.
Mahkemece, bu hususlar nazarında araştırma yapılıp sonucuna göre hüküm kurulması gerekmektedir.
5. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme neticesinde yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/7898, K. 2024/8931, 24 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama