KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/8339 E., 2024/13099 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Aralık 2024
- Mahkemesi
- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/189 E., 2024/457 K.
- İlk derece mahkemesi
- Diyarbakır 2. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/56 E., 2018/502 K.
Karar Metni
797 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... ilçesi ve köylerinde 15.07.1994 tarihinden 15.09.2013 tarihine kadar geçici köy korucusu olarak görev yaptığını, 20 yılı aşkın hizmeti bulunan müvekkilinin emekli olmadığını sigortasının yatırılmadığını, 12.03.2014 tarihinde emeklilik ikramiyesi adı altında hesabına 29.436,55 TL meblağ ödendiğini müvekkilinin hizmetinin tespiti yapılarak eksik olan primlerinin davalı kurum tarafından yatırılmasına, müvekkiline yaşlılık/emeklilik aylığı bağlanmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; geçici köy korucuları 442 sayılı Köy Kanunu ve ona dayanılarak çıkarılan yönetmeliğe göre istihdam edildiğini, dolayısı ile İş Kanunu kapsamında işçi sayılan kişilerden olmadığını istihdamlarının İş Kanunu değil Kanundan kaynaklı olduğunu bu nedenle işçi sayılmadıklarını bu tür uyuşmazlıkların iş mahkemelerinin görev ve alanı dışında olduğunu ihtilaf konusunun sigortalı olup olmadığı noktasında olduğunu iş bu davanın hizmet tespiti olarak değerlendirilemeyeceğini davacının sigortalı sayılıp sayılmayacağı 442 sayılı Köy Kanunu ile 5510 sayılı Kanun hükümleri ışığında çözüleceğinden davanın görev yönünden davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ...K. vekili cevap dilekçesinde özetle; 5 yıllık hak düşürücü süre sonunda davanın açıldığını 442 sayılı Köy Kanunu geçici madde 4’te davacının çalışmasının işbu değişiklikten önce sona erdiği ve aynı Kanun'un mülga 16 ve 17 maddeleri gereğince köy parasından karşılanacağı, dava dilekçesinde belirtilen düzenlemenin halihazırda çalışması devam eden köy korucularını kapsadığını bu nedenle davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile
''Yargı yolu bakımından Mahkememiz görevli olmadığından, davaya bakmakla idare mahkemeleri yetkili ve görevli olduğundan görev bakımından davanın usulden reddine,
Harç peşin yatırıldığından harç alınmasına yer olmadığına,
Yargı yolu uyuşmazlığı kararının kesinleşmesi halinde kesinleşme tarihinden itibaren iki haftalık kesin süre içinde davacı tarafından dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesi talep edilmezse, 6100 sayılı HMK'nın 20/1 maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
Harç yargılama giderleri ve vekalet ücreti konusunda kararın görevli ve yetkili mahkemesinde hükmedilmesine, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde yargılama giderlerinin ek kararda hükme bağlanmasına,'' dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında istinaf başvurusunun esastan reddi kararı verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı SGK vekili temyiz dilekçesinde özetle; vekalet ücretine ve yargılama giderlerine ilişkin bir karar verilmediğini kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık konusu; hizmet tespitine ilişkindir.
1-5510 sayılı Kanun’un m. 86/9. maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde Mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların Mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.”
Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re'sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.
Bir davada haklı çıkabilmek için soyut veya genel hatlarıyla bir iddiayı ortaya koymak yeterli değildir. Aynı zamanda bu iddiaların, ispata elverişli hale getirilerek zaman, mekân ve içerik olarak somutlaştırılması gerekir. En azından iddianın araştırılabilmesine yönelik somut bilgi ve açıklamaların sunulması gerekir. İddia somutlaştırıldıktan sonra hâkim ve karşı taraf, bunun üzerinden savunma ve yargılama yapabilecektir. Soyut iddialar ve vakıalar üzerinden değerlendirme yapılması mümkün değildir.
Eldeki dava; açıklanan 5510 sayılı Kanun kapsamında hizmet tespiti davası olup, görevli Mahkeme İş Mahkemeleridir (5510 s. Kanun m.101 ve m.86/9). İş Mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde ise asliye hukuk mahkemesi, iş mahkemesi sıfatıyla görevli bulunur. İlk derece mahkemesinin yargı yolunu bakımından idari mahkemelerinin görevli olduğu değerlendirmesi hatalıdır. İlk derece mahkemesi tarafından, davanın esasına girilerek 5510 sayılı Kanun kapsamında deliller toplanarak hizmet tespitine yönelik tüm çalışmaların tereddütsüz bir şekilde ortaya koyularak sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
Kabule göre de yargı yolu yanlışlığı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken gönderme kararı verilmesi hatalıdır.
Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/8339, K. 2024/13099, 16 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama