KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/8774 E., 2024/12842 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Aralık 2024
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/50 E., 2024/239 K.
Karar Metni
1.435 kelime·7 dk okuma·11 bölüm
Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının davalıya ait iş yerinde 01.05.1981 tarihinde işe başladığını ve aynı iş yerinde aralıksız olarak çalışmaya devam ettiği halde işverence sadece 1982 yılının son üç ayını sigortalı gösterdiğini, davacının sigortasız gösterildiği dönemde rot balans işçisi olarak çalıştığını, davacının 03.07.2013 tarihinde emeklilik için ...
SGM'ye başvuruda bulunduğunu, ancak talebinin reddedildiğini açıklayarak davacının davalı iş yerinde 01.05.1981-30.09.1982 tarihleri arasında çalıştığının tespitini, belirtilen süreler arasındaki tüm sigorta primine esas ücretinin tespitine, yatırılmayan primlerin gerçek ücret üzerinden davalı işveren tarafından yatırılmasına,
davacının emekliliğe hak kazanma tarihinin tespitiyle, emeklilik için Kuruma başvuru tarihi olan 03.07.2013 tarihinden itibaren emeklilik hakkını kazandığının tespitine ve bu tarihten itibaren yasal faiziyle birlikte birikmiş emekli maaşlarının davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiş, ayrıca 15.09.2015 tarihli duruşmada, 01.05.1981 tarihinde davacının bir gün sigortalı olarak çalıştığının tespitini talep ettiklerini, bu nedenle davalı ... hakkındaki davalarını atiye terkettiklerini bildirmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde, davanın reddine karar verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 15.09.2015 tarihli kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA KARARI
A. Birinci Bozma Kararı
Mahkemenin15.09.2015 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 18.02.2016 tarihli kararı ile "... her ne kadar davacının hizmet döküm cetvelinin incelenmesinde, davacının 18 yaşını ikmal ettiği 12.01.1986 tarihinden önce de 1982-1985 yılları arasında bir kısım bildirimleri ve dolayısıyla tüm sigorta kollarına tabi prim ödemesi mevcut ise de;
davacının talebi kabul edildiği takdirde, 18 yaşını doldurduğu tarihten önce, tespitini istediği tarihteki bir günlük çalışması için ödenecek olan malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primleri, prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edileceğinden, davacının dava açmakta hukuki yararı bulunduğundan çalışmaya ilişkin deliller değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, Mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir...." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. İkinci Bozma Kararı
1.Bozmaya uyan Mahkemece verilen 04.05.2017 tarihli kararıyla, Davacı davalı iş yeri hakkındaki davasını atiye terk ettiğinden davalı iş yeri hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacının davasının kabulüne, davacının 01.05.1981 tarihinde bir gün sigortalı olarak çalıştığının tespitine, 506 sayılı Kanun'un 60G maddesi gereğince malüllük yaşlılık ve ölüm sigortalarına esas olmak üzere sigortalılık başlangıcı olarak 12.01.1968 doğum tarihli olan davacının 18. yaşını ikmal ettiği 12.01.1986 tarihinin esas alınmasına ve tespitine karar verilmiştir.
2.Davalı Kurum tarafından kararın temyiz edilmesi üzerine Dairenin 24.10.2017 tarihli kararıyla "...Mahkemece yukarıda belirtilen hususlar göz önüne alındığında dosyaya ilişkin bozma ilamına uyulmasına rağmen gereğinin yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Zira öncelikle davacının fiili çalışma olgusunun yöntemince ve eksiksiz araştırılması gerekir.
Ayrıca başlangıç tespiti yönünden davacının 18 yaşını ikmal ettiği tarihten önce ve sigorta başlangıcını istediği tarihten sonra 1982-1985 yılları arasında bir kısım bildirimleri ve prim ödemesi olduğu nedeniyle hukuki yararı yok ise de, 01.05.1981 tarihindeki 1 günlük çalışmanın prim ödeme gün sayısına dahil edilmesi yönünde hukuki yararı vardır.
Araştırma sonucu çalışmanın mevcudiyetinin tespiti halinde 01.05.1981 tarihindeki çalışma nedeniyle malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları yönünden prim ödeme gün sayısına dahil edilmesi yönünde karar verilmesi gerekir...." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
C.Üçüncü Bozma Kararı 1.Bozmaya uyan Mahkemece verilen 25.03.2021 tarihli kararıyla Davanın SGK yönünden kabulüne, davacının ... sicil numaralı ve ... ünvanlı işveren yanında 01.05.1981 tarihinde bir gün süre ile çalıştığının tespitine, davacının tespitine karar verilen sigortalılık süresinin malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları yönünden prim ödeme gün sayısına dahil edilmesine, davalı ... yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
2.Davalı Kurum tarafından kararın temyiz edilmesi üzerine Dairenin 01.12.2021 tarihli kararıyla "...Mahkemece yukarıda belirtilen hususlar göz önüne alındığında dosyaya ilişkin bozma ilamına uyulmasına rağmen gereğinin yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Zira öncelikle davacının fiili çalışma olgusunun yöntemince ve eksiksiz araştırılması, fiili çalışmanın tereddütsüz şekilde ortaya konulması gerekmektedir.
1981/3 dönem bordrolarında ismi geçen ve dava konusu dönemde iş yerinde çalıştığı hizmet döküm cetvellerinden anlaşılan şahısların dinlenilmeyip, sadece davacı tanığının dinlenilerek karar verilmesi isabetli değildir. Ayrıca davanın sigorta başlangıç tespiti olarak değerlendirmesi gerektiği önceki bozma ilamlarında belirtilmesine rağmen, buna uygun hüküm kurulmaması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir...." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
D. Mahkemece Son Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Bozma ilamında 1981/3. dönem bordrolarda ismi geçen tanıkların dinlenmediği ifade edilmiştir. Kurum ile bozma sonrası birçok kez yazışma yapılmış bahse geçen döneme ilişkin bordro bulunmadığı tespit olunmuştur. Nitekim bozma ilamından önce de bordro tespit edilemediği için tanık dinlenmesi mümkün olmamıştır.
Bu nedenle yargılamanın sefahatinde davanın kamusal yönü itibariyle gerekli araştırmaların yapıldığı davanın ikame edildiği 10.02.2014 tarihinden itibaren 10 yıllık süreçte gerek tanık tespiti gerekse kamusal diğer araştırmalardan sonuç elde edilmediği dikkate alınarak eldeki verilere istinaden yeniden kabul kararı verilmiştir.
Davacının talebi dikkate alınarak husumet yöneltilen iş veren yönünden dava tefrik edilmiş ve mevcut inceleme davalı Kurum nezdinde neticelendirilmiştir...." gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının, ... sicil numaralı ve ... ünvanlı işveren yanında 01.05.1981 tarihinde bir gün süre ile çalıştığının tespitine, davacının sigorta başlangıç tarihinin 18 yaşını ikmal ettiği 12.01.1986 tarihi olarak tesciline, davacının tespitine karar verilen sigortalılık süresinin uzun vadeli sigorta kolları yönünden prime ödeme gün sayısına dahil edilmesine, karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, davanın reddinin gerektiğini beyanla karara karşı temyiz talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, sigorta başlangıcının tespiti istemine ilişkindir.
1.Davanın yasal dayanakları 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunun 2., 6., 9., 60. maddenin (G) bendi, 79., 108. madde hükümleridir.
Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli olmayıp, aynı zamanda o kimsenin Kanun'un belirlediği biçimde (506 sayılı Kanun'un 2. maddesi ve 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1999/21-549-555, 2005/21-437-448 ve 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının iş yerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır.
Hizmet tespitinin bir türü olan sigortalılık başlangıç tespiti davasında, dava konusu dönem yönünden hem çalışmaların geçtiği iş yerinin varlığı hem de sigortalının çalışmalarının gerçek ve sigortalı çalışma olduğunun hiçbir teredüte yol açmayacak şekilde ispatlanması gerekmektedir.
Bu tür davalar yalnızca bir günlük çalışmanın tespitinden ibaret olarak görülmemeli, bir günlük çalışmanın kabulü ile saptanacak sigortalılık başlangıcının sigortalıya sağlayacağı sigortalılık süresi ile birlikte kazandıracağı haklar dikkate alınmalı ve giriş bildirgesi ile birlikte eylemli çalışmanın bulunup bulunmadığı özellikle belirlenmelidir.
Bu da dava konusu çalışmaların sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı, sigortalı çalışma niteliğinde ise çalışmanın varlığı yönünden dönemde bordrolu olan tanık, yoksa komşu iş yeri tanığı araştırarak ifadelerinin alınması, varsa bu döneme ilişkin makbuz, fatura, defter gibi tüm kayıt ve belgelerin incelenmesi, 506 ve 5510 sayılı Kanun'lar ile Yargıtayın yerleşik içtihatları gereğidir.
2.Sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için mutlak koşul niteliğindeki hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır. Buna göre eldeki davada, Mahkemenin verdiği hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
3.Yukarıda anılan yasal düzenleme ve açıklamalara göre inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, oto lastik ticareti konulu ... ünvanlı ... sicil no.lu, dava konusu 1981 yılında hiç bordro verilmediği, 1982/4-1984/1 arası tüm dönem bordrolarının dosyaya gönderildiği, işveren adına rot balans ayarı ve lastik ticareti alanında 01.01.1976-31.12.1992 tarihleri arasında vergi kaydı olduğunun bildirildiği, işe giriş bildirgesindeki iş yeri adresi, ...
Fabrikası yanı No:..., ... olarak belirtilmesine karşın, bozma ilamı gereği emniyet yoluyla yapılan komşu iş yeri araştırmasında ... Fabrikası yanı değil ... Fabrikası binası ile ilgili tutanak tutulduğu anlaşılmakla, tutanakta bu adreste 1981-1982 yıllarında sadece ... Fabrikası olduğu, bu adreste ...
Servisi olmadığı yönünde tespitte bulunulduğu, öte yandan SGK, vergi dairesi ve belediye vasıtasıyla komşu iş yeri araştırması yapılmadığı, dosya kapsamında dava konusu dönem sonrası çalışması olan ya da çalışması olmadığı halde birlikte çalıştıklarını beyan eden tanık beyanları ile diğer deliller değerlendirilmek suretiyle eksik inceleme ve araştırmaya dayalı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
4.Buna göre Mahkemece, dava konusu dönemde iş yerine komşu iş yeri ve sigorta çalışanlarının SGK, vergi dairesi ve belediye vasıtasıyla da tespit edilerek çalışma ve vergi kayıtları getirtilerek beyanlarına başvurulmalı, emniyet vasıtasıyla yapılan araştırmada, her ne kadar dava konusu dönemde adreste ... Fabrikasının olduğu belirtilmişse de işe giriş bildirgesinde, ...
Fabrikası yanı şeklinde adresin belirtilmiş olması karşısında bu hususun da tekrar emniyet tarafından araştırılarak açıklığa kavuşturulmalı, komşu iş yerleri ve çalışanlarının tüm araştırmalara rağmen tespit edilememesi halinde, davacının çalışmasını bilebilecek olan kişilerin kimler olabileceği taraflardan sorularak bu kişilerin de sigortalılık, çalışma ve vergi kayıtları getirtilerek dinlenmeli, böylelikle toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle, davacının iş yerinde çalışıp çalışmadığı hususu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir.
Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, Mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VII. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/8774, K. 2024/12842, 11 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama