KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/8882 E., 2024/10768 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Kasım 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/375 E., 2024/870 K.
- Karar
- Davanın Reddine
- İlk derece mahkemesi
- Bakırköy 19. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/225 E., 2021/397 K.
Karar Metni
798 kelime·4 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, davacının boşandığı eski eşiyle birlikte yaşadığının tespit edilmesi nedeniyle aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili, davanın görevsiz Mahkemede açıldığını, davaya ilişkin yetkisizlik, zamanaşımı ve husumet itirazlarının bulunduğunu, davacının müvekkili Kurumdan haksız surette aylık aldığının tespiti üzerine bağlanan aylıkların kesilmesi ve iadesinin sağlandığını, davacının samimiyetten ve gerçeklikten uzak olduğundan iddia ettiği davasına itibar edilemeyeceğini, müvekkili Kurum işleminin 5510 sayılı Kanun'un 56 ve 59 uncu maddelerine uygun olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; davanın kabulüne, davalı Kurum tarafından düzenlenen dava konusu işlemin iptaline, davacının yargılama konusu işlemlerden ... borçlardan sorumlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili, davacının yetim aylığının kesilmesi işleminin yerinde olduğunu ve müvekkili kurum tarafından hazırlanan raporların aksi ispatlanana kadar kesin yazılı delil niteliğini taşıdığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; davalı Kurumun istinaf başvurusunun kabulüne, Bakırköy 19. İş Mahkemesinin 2020/225 Esas, 2021/397 Karar, 15.12.2021 tarihli kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B.Temyiz Sebepleri Davacı vekili, eski eşiyle birlikte yaşamadığını, yeterli inceleme yapılmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının boşandığı eski eşiyle birlikte yaşadığının tespit edilmesi nedeniyle aylığının kesilmesine ilişkin kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddeleridir.
3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve Kanun'a uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Üye ...'ın muhalefetine karşı, Başkan ..., Üyeler ..., ... ve ...'ün oyları ve oy çokluğuyla,
11.11.2024 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
1. Somut uyuşmazlıkta, davacı kadın eşinden 2002 yılında şiddetli geçimsizlik nedeni ile Bulgaristan uyruklu eşinden boşanmıştır. Davacı kadının hak sahibi sıfatını taşıdığı annesi 2009 yılında ölmüş, davacı kadına 2011 yılında aylık bağlanması başvurusu üzerine aylık bağlınmış, anneden dolayı bağlanan aylığı da 2016 yılında kendi sigortalılığı üzerinden aylık bağlanması için başvuruda bulunması üzerine kesilmiştir. Anneden dolayı bağlanan ölüm aylığı 2017 yılında yapılan denetim sonrası eşi ile birlikte yaşadığı gerekçesi ile 2011-2016 yılları için 5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesi uyarınca ödenen aylıkların yersiz ödendiği gerekçesi ile borç çıkarılmıştır.
2. Dairemizin 07.10.2021 tarih ve 2021/7072 Esas, 2021/11762 Karar sayılı ilamında yazılan karşı oy gerekçelerimde belirttiğim gibi davacı boşandığında 506 sayılı Kanun yürürlüktedir. 5510 sayılı Kanun'un 5754 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi ile değişik geçici 1 inci maddesi uyarınca kesilmede 506 sayılı Kanun uygulanmalıdır. Anılan kanunda ise boşanılan eş ile birlikte yaşama olgusu bir kesilme nedeni olarak düzenlenmemiştir. 5510 sayılı Kanun'un 01.10.2008 tarihinden önce gerçekleşen boşanma olgusuna uygulanması olanağı, önceye etki yasağı nedeni ile olanaklı değildir.
3. Çoğunluğun önceye etki yasağı ilkesine aykırı olarak, lafzi yorum ve sigortalı aleyhine yorumu benimseyerek, sonradan gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılarak salt birlikte yaşama ve boşanan eşin desteğini alma koşulunu yeterli kabul etmesi, Kanunun ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçelerine aykırıdır. Kaldı ki davacının annesi boşanmadan 7 yıl sonra ölmüş olup davacı da bu ölümden sonra aylık isteminde bulunmuştur. Boşanma şiddetli geçimsizlik nedeni ile gerçekleşmiş olup anlaşmalı bir boşanma da sözkonusu değildir. Burada davacının salt aylık almak için boşandığından, dolayısı ile aylık bağlanması için bu hakkını kötüye kullandığından söz edilemez.
4. Açıklanan bu gerekçelerle mahkeme kararının bu gerekçe ile bozulması gerekirken, onanması görüşüne katılınmamıştır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/8882, K. 2024/10768, 11 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama