KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/9171 E., 2024/12708 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Aralık 2024
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/2421 E., 2024/47 K.
- İlk derece mahkemesi
- Bodrum İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2016/598 E., 2021/437 K.
Karar Metni
1.437 kelime·7 dk okuma·7 bölüm
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 03.05.2011 tarihinde davalı şirkete ait ... bünyesinde ön büro müdürü olarak çalışmaya başladığı, 02.10.2012 tarihine kadar kesintisiz davalı iş yerinde çalıştığı, davacının işi sona erdikten sonra Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat ettiğinde davalı iş yerinde çalışmış olduğu süreler boyunca primlerinin gerçek çalışma ücreti üzerinden ödenmediğini haricen öğrendiği,
bu durumun davacının maddi kayıba uğramasına neden olduğu iddiasıyla davacının davalı iş yerinde 03.05.2011 - 02.10.2012 tarihleri arasında çalıştığının ve sigorta başlama tarihinin 03.05.2011 tarihi olduğunun, sigorta primlerine esas aylık çalışma ücretinin net 3.500 TL olduğunun, bu süreler içinde yatırılmayan primler için prime esas kazanç tutarının eksik bildirilmesi sebebiyle eksik ödenmiş primlerin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
1.Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu ... Tur. İnş. Tah. İç. Mad. İth. İhr. San ve Tic. Ltd. Şti’ye ait ... no.lu iş yerinin çalışmaya başladığı tarihin 01.02.2010 olduğu, davacının davalı olarak gösterilen bu iş yerinde 03.05.2011 - 25.10.2011 tarihleri arasında 174 gün, 17.05.2012 - 02.10.2012 tarihleri arasında 137 gün çalışmasının bulunduğu, davacının çalışmaları kesintili olduğundan önceki çalışmalar için hak düşürücü sürenin geçtiği, bu tür davalar kamu düzenine ilişkin olup çalışma iddiasının ve aylık ücret konusu üzerindeki iddiaların resmi belgelerle ispatlanması gerektiği, bu konuda tanık beyanıyla yetinelemeyeceği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı işveren vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının sezonluk/ mevsimlik olarak belirli süreli iş akdi ile davalı şirkette çalıştığı, çalışma sezonunun sona ermesi ile taraflar arasındaki belirli süreli iş sözleşmesinin sona erdiği, davacının çalıştığı tüm süre boyunca SGK primlerinin ödendiği, davacının davalı şirketin sahibi olduğu ...
Otel' de misafir ilişkileri şefi olarak 03.05.2011 - 25.10.2011 aralığında ve 17.05.2012 - 02.10.2012 tarihleri aralığında, sezonluk olarak çalıştığı, davacının 2012 yılının Ekim ayında sezon kapandığı için işten kendi isteği ile ayrıldığı, Bodrum ilçesinde bulunan ve davalı şirket gibi butik otel işletmeciliği yapan neredeyse tüm otellerin, kış sezonunda otellerini kapattığı, sezon açıldığında, sezonda çalışmak üzere mevsimlik işçi istihdam ettiği, davalı şirketin sahip olduğu otelin kışın tamamen kapalı olduğu, davacının çalıştığı sürenin SGK'ya bildirildiği ve prim ödemesinin yapıldığı, davacının aralıksız çalışmadığı,
otelin her yıl mayıs ayında açılıp eylül ayında kapandığı, otelin sezonda dahi yarı kapasite ile çalıştığı, davacının devamlı bir işte çalışmak için otel işletmeciliği yapan iş yerinden istifa ettiği ve istifa ettikten hemen sonra yeni bir işte çalışmaya başladığı, davacının asgari ücret ile çalıştığı, davacının davasının kötü niyetli olup hukuki yarar taşımadığı, davalı ...nin %90 hisse sahibi ... (...) olup davalının 2015 yılından beri boşanma aşamasında olduğu eşi ...'ın oğlu ...’ın şirketin %10 ortağı olduğu,
...’un, dava dışı ...'ın sadakatsiz ve davalının malvarlığı ile ilgili yaptığı güven sarsıcı davranışları yüzünden boşanmaya karar verdikleri, Bodrum Aile Mahkemesi 2015/402 Esas dosyası ile boşandıklarını, dava dışı ...'ın şirketin sahibi ...'u aldattığı sevgilisi ...'ya Bodrum 4. Asliye Hukuk Mahkemesi 2015 / 144 Esas dosyasında tazminat davası ikame edildiği ve iş bu davada şirketin sahibi ... lehine tazminata hükmedildiği, davacı vekilinin aynı zamanda dava dışı ...’ın da avukatı olduğu,
işbu davada olduğu gibi 2012 senesinde şirketten kendi isteği ile ayrılmış bir vatandaş bulunup davacı sıfatına sokulduğu ve davalıdan hiçbir hak ve alacağı olmamasına rağmen şirkete haksız yere işbu davaya muhatap edildiği, davacının aradan seneler geçtikten sonra işbu davayı ikame etmesinde yukarıda anlatılan sebepler nedeniyle hukuki yarar olmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından; davacının prime esas kazançlarına ilişkin iddiasının kesin delillerle veya/ancak davalının açık muvafakati halinde takdiri delillerle kanıtlanabileceği yasal gereği üzerinde durulmaksızın, Kuruma bildirilen prime esas kazançların aksini kanıtlamaya yeter kanıt sunulmaksızın sonuca varılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yerleşik Yargıtay İçtihatları kapsamında, hizmet tespiti talebi ile birlikte isteme konu edilen prime esas kazanç tutarı tespiti isteminde davanın hizmet tespiti niteliğinde kabul edildiği değerlendirildiğinde, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 4. maddesinde;
hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebi ile işveren aleyhine açılan davalarda, davanın Kuruma re'sen ihbar edileceği, ihbar üzerine davaya davalı yanında fer'i müdahil olarak katılan Kurumun yanında katıldığı taraf başvurmasa dahi Kanun yoluna başvurabileceği hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebi ile işveren aleyhine açılan davalarda, davanın Kuruma re'sen ihbar edileceği, ihbar üzerine davaya davalı yanında fer'i müdahil olarak katılan Kurumun yanında katıldığı taraf başvurmasa dahi Kanun yoluna başvurabileceği düzenlemesi karşısında,
fer'i müdahil SGK Başkanlığı vekilinin bu yöndeki istinaf nedenin yerinde olmadığı, yargılama aşamasında beyanı alınan tanıkların ifadelerinden, davacının, sezon dışında çalışmasının bulunduğuna yönelik iddiasının, her türlü şüpheden uzak ispatlanamadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri Fer'i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kurum lehine vekalet ücreti takdir edilmemesinin usule aykırı olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.
1.Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine (fiil ehliyetine) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler.
2.Taraf sıfatına gelince; bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, (o davada davacı sıfatının kime ait olacağı) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır.
3. Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (Baki Kuru-Ramazan Arslan-Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, Ankara 1995, s. 231). Bu nedenle, davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır.
Yani, bir davada taraf olabilmek için, ya hakiki şahıs; ya da, hükmi şahıs olmak gerekir. Zira, taraf ehliyeti, Medeni Hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder (Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II, 7. Baskı, İstanbul 2000, s.288).Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.06.2007 tarih, 2007/10-358 Esas, 2007/337 Karar sayılı kararında da benimsendiği üzere; ticari şirketin tüzel kişiliği Ticaret Sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer.
Tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerekir. Şayet tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise tüzel kişilik Ticaret Sicilinden silinse bile şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır. Bu durumda, tüzel kişiliğin yeniden ihyasına gidilerek taraf teşkili sağlanmak suretiyle yargılamanın devamının sağlanması gerekir.
Şu halde yapılması gereken iş; anılan Hukuk Genel Kurulu kararı çerçevesinde, tüzel kişiliği sona eren davalı şirketin ihyası için tasfiye memurluğu ile Ticaret Siciline husumet yöneltilerek ayrı bir dava açılması için davacı tarafa uygun bir süre verilmeli, dava açıldığı takdirde bu davanın sonucu beklenmeli, tüzel kişiliğin yeniden ihyası halinde, taraf teşkili sağlanarak, sonucuna göre karar verilmelidir.
4. Somut olayda, yargılamanın devamı sırasında Ticaret Sicil Gazetesi nüshasında yayımlanan ilana göre davalı Şirketin Ticaret Sicilinden terkin edildiğinin anlaşılmasına ve anılan davalı Şirketin iş bu dava nedeniyle ihya edildiğini gösterir kaydın dosya kapsamında bulunmadığı anlaşılmaktadır.
5. Bu açıklamalar doğrultusunda anılan davalı Şirketin bağlı olduğu Ticaret Sicil Müdürlüğünden işbu terkin kaydının olup olmadığı usulünce araştırılıp söz konusu durumun varlığı halinde yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacı tarafa iş bu davalı Şirketi ihya etmesi için dava açmak için önel vermek, iş bu ihya davası sonucuna göre anılan davalı yönünden de usulüne uygun şekilde taraf teşkilinin sağlanarak yargılama yapılması gerekirken, başka bir dava için verilen ihya kararının bu dava için bağlayıcı olmadığı da gözetilerek hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur.
6. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/9171, K. 2024/12708, 10 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama