İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /10. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 10. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/9331 K.2024/11331

Taraflar arasındaki asıl davada Kurum işleminin iptali ile kesilen aylığın kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanması, yersiz aylık borcu olmadığının tespiti, birleşen davada alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince…

Esas2024/9331Karar2024/11331Tarih20 Kasım 2024Okuma11 dk · 2.189 kelime

KÜNYE

10. Hukuk Dairesi 2024/9331 E., 2024/11331 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
20 Kasım 2024
Mahkemesi
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
Sayısı
2021/3492 E., 2024/1907 K.
Karar
Esastan ret
İlk derece mahkemesi
Konya 3. İş Mahkemesi
Sayısı
2019/300 E., 2021/246 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.189 kelime·11 dk okuma·12 bölüm

Taraflar arasındaki asıl davada Kurum işleminin iptali ile kesilen aylığın kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanması, yersiz aylık borcu olmadığının tespiti, birleşen davada alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanınkabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davalı/birleşen davada davacı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı/birleşen davada davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin babası olan ... 'ın 02.03.2015 tarihinde vefat ettiğini, müvekkilinin babasının vefatından 2 yıl önce eşinden boşandığını, ölümünden sonra talep üzerinde müvekkiline yetim aylığı bağlandığını, müvkkilinin SGK il Müdürlüğü denetmen raporu ile yetim aylığının kesildiğini ve müvekkil adına borç kaydedildiği, borç bildiriminin müvekkiline tebliği üzerine kuruma itiraz edildiğini anca kurum tarafından itirazın reddine karar verildiği, müvekkilinin eşinden boşandığını tarihten sonra birlikte yaşamadığını beyanla kurum işleminin iptali ile müvekkilinin kuruma borçlu olmadığının tespiti ile ödenmeyen aylıkların yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Birleşen 2020/110 Esas sayılı dosyası ile müvekkilinin ölen sigortalısı ... 'ın hak sahibi kızı davalı ..., yurt dışında yaşayan eşinin oturum izni alabilmesi için eşi ...'dan muvazaalı olarak boşandığını, ancak eşiyle birlikte yaşamaya devam ettiğini, daha sonra müvekkilinin kurumun sigortalısı davalının babası ... ...'ın vefat etmesi üzerine,

davalı müvekkilinin kuruma başvurarak yetim aylığı almaya başladığını, davalının boşandığı eşiyle beraber yaşadığına dair müvekkilinin kuruma yapılan ihbar sonucu, müvekkil kurumun yaptığı araştırma neticesinde davalının eşinden muvazaalı olarak boşandığı ve boşandığı eşinden hiç ayrılmadığı ve birlikte yaşadığı tespit edildiği, müvekkil kurumun davalının eşiyle yaşadığına dair tespitleri;

davalının ikamet adresinin elektrik ve su abonelikleri, boşandığı eşinin erkek kardeşinin eşi ... adına kayıtlı olduğunun, davalının ikamet ettiği mahalle muhtarı olan ... beyanında: ...'ın boşandığı eşi ...'nın yurt dışında oturum alabilmek için eşinden boşandığını, normalde beraber yaşadıklarını beyan ettiği, davalının ikamet adresine gidildiğinde, evin bahçesinde bulunan ... plakalı aracın davalının boşandığı eşi ...'ya ait olduğu kayıtlardan tespit edildiği,ayrıca orada bulunan ve ismini vermek istemeyen bir komşunun da sözlü beyanında bu aracı davalı ...ile eşi ...'nın beraber kullandıklarını beyan ettiği,

bu tespitler neticesinde davalının aldığı maaşın hemen kesildiği, ancak bu aşamaya kadar davalının müvekkil kurumdan 17.939,34 TL asıl alacak kadar haksız olarak maaş aldığı, bu miktarın ve faizinin ödemesi için müvekkil kurum tarafından davalıya ödeme emri tebliğ edildiği,

ancak davalının şimdiye kadar hiçbir ödeme yapmadığının, davalının müvekkil kuruma karşı borçlu olmadığının tespiti ve yeniden maaş bağlanması talebi ile Konya 3. İş Mahkemesinin 2019/300 Esas sayılı dosyası ile dava açtığı, işbu davanın bu dosya ile birleştirilmesi ve 17.939,34 TL asıl alacağın her ödeme tarihinden itibaren ayrı ayrı işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkil kuruma ödenmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; asıl davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Kurum işlemine esas 2018/FMK-16 sayılı denetmen raporunda elektrik ve su aboneliklerinin davacının boşandığı eşinin kardeşi ... adına kayıtlı olduğu, kullanmış olduğu aracın eski eşe ait olması sebebiyle 5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesi gereği yetim aylığın kesilmesine ve yapılan ödemelerin borç çıkartılmasına karar verildiği, Kurumlardan abonelik kayıtlarının alındığı, mahkememizce ifadesine başvurulan tanık anlatımları ile davacı ile eski eşin boşandıktan sonra bir arada yaşamadığı,

Kurum denetmen raporunda geçen arabanın davacı ile müşterek çocukların okul ihtiyaçlarının giderilmesi için ... tarafından alındığının beyan edildiği nazara alındığında, davacı ve eski eşin uyuşmazlık konusu dönemde evlilik birliğinin gereği fiili birlikteliğin bulunmadığı kanaati ile davacının babasından almış olduğu yetim aylığının kesilmesine yönelik 18.10.2019 tarih 96180187-205.03.01-E.15899482 sayılı Kurum işleminin işleminin iptali ile aylığın kesildiği tarih itibari ile yeniden bağlanmasına,

ödenmeyen aylıkların işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya iadesine, davacının 27.09.2019 tarih 14165858 sayılı borç bildirim belgesine konu borçtan borçlu bulunmadığının tespitine, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı/birleşen davada davacı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı/birleşen davada davacı Kurum vekili; müvekkili Kurumun ölen sigortalısı ... ...'ın hak sahibi kızı davacının yurt dışında yaşayan eşinin oturum izni alabilmesi için eşinden muvazaalı olarak boşandığını, ancak eşiyle birlikte yaşamaya devam ettiğini, daha sonra babasının vefatı üzerine kuruma başvurarak yetim aylığı aldığını, yapılan ihbar sonucu davacının boşandığı eşiyle birlikte yaşadığının tespit edildiğini, tanıkların iddiası karşısında boşanmış olan eşin eski eşine mağdur olmaması için araba alıp kullanımına vermesinin ya da akrabaları üzerinde olan elektrik ve su aboneliklerini kullanıyor olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek Mahkemenin kaldırılarak asıl davanın reddine, birleşen davanın ise kabulü doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller, yurt dışı giriş çıkış kayıtları, dinlenen tanıkların beyanları ile Mahkeme kararın yerinde olduğu gerekçesi ile davalı/birleşen davacı Kurumun istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı/birleşen davada davacı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı/birleşen davada davacı Kurum vekili istinaf gerekçeleri ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl davada davacının boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşadığına ilişkin tespit içeren Sosyal Güvenlik denetmen raporunun aksinin toplanan delillerle ortaya konulup konulmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk 1-Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne yapılan 2009/86 Esas numaralı başvurunun, 28.04.2011 tarihinde verilen karar ile reddedilmiştir.

2-5510 sayılı Kanun'unun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrası, daha önceki sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen (eylemli olarak) birlikte yaşama olgusu, gelir-aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi, eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir-aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir. Burada, eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun/durumunun tanımlanması, hukuki sınır ve çerçevesinin çizilip ortaya konulması önem arz etmektedir.

Taraflar arasında hangi hukuki sebep ve maddi vakıaya dayanmış olursa olsun sona ermiş evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerinin sürdürüldüğü beraberlikler veya kesinleşmiş yargı kararına bağlı olarak gerçekleşmiş boşanmanın var olan-olası sonuçlarını ortadan kaldırıcı/giderici nitelikteki birliktelikler madde kapsamında değerlendirilmeli, ortak çocuk-çocuklar yönünden, boşanma kararına bağlanan veya bağlanmayan kişisel ilişkilerin yürütülmesini sağlamaya yönelik olarak,

eşlerin belirli aralıklarda ve günlerde zorunlu şekilde bir araya gelmeleri durumunda ise kanun koyucunun bu türden ilişkinin varlığının gelir-aylık bağlanmaması veya kesilmesi nedeni olarak öngörmediği kabul edilmeli, boşanılan eşle kurulan-yürütülen ilişkinin, eylemli olarak birlikte yaşama kavramı kapsamında yer alıp almadığı dikkatlice irdelenerek saptama yapılmalıdır.

3- Anılan 56 ncı maddede, oldukça yalın olarak “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” ibareleri yer almakta olup, kanun koyucu tarafından örneğin; “sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan”, “hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan”, “gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan” veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir.

Maddede boşanma amacına-saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurumca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken; eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin-samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma-irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle, kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan “boşanma” hukuki durum ve sonucunun eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı,

kaldı ki, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununda “anlaşmalı boşanma” adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır.

Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibarıyla gerçek-samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin-aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.

4- Gelirin-aylığın kesilme tarihi ile Kurumun geri alım (istirdat) hakkının kapsamına ilişkin olarak; eylemli birlikte yaşama olgusunun gerçekleşme-başlama tarihi esas alınarak bu tarih itibarıyla gelir-aylık kesme veya iptal işlemi tesis edilip ilgiliye, anılan tarihten itibaren yapılan ödemeler yasal dayanaktan yoksun-yersiz kabul edilmeli, ancak, söz konusu madde 01.10.2008 günü yürürlüğe girdiğinden,

eylemli birliktelik daha önce başlamış olsa dahi maddenin yürürlük günü öncesine gidilmemeli, başka bir anlatımla 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin borç tahakkuku söz konusu olmamalı, böylelikle açıklığa kavuşturulacak yersiz ödeme dönemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanunun 96'ncı maddesine göre uygulama yapılmalıdır.

İnceleme konusu 56'ncı maddede, “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle” ibareleri yer aldığından, birden fazla evlilik ve doğal olarak birden fazla boşanmanın gerçekleşmiş olması durumunda, boşanılan herhangi bir eşle eylemli olarak birlikte yaşama durumunda madde hükmünün uygulanacağı gözetilmelidir.

5.Aynı Kanunun59 uncu maddesinin başlığı kurumun denetleme ve kontrol yetkisi olup maddeye göre; "bu kanunun uygulanmasına yönelik işlemlerin denetimi, kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları eli ile yürütülür ...", maddenin 2 nci fıkrasında "kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarına görevleri sırasında tespit ettikleri kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir..." şeklinde düzenlenmiştir.

6- Sonuç olarak. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir.

Bu aşamada, özellikle Anayasa'nın 20., 5510 sayılı Kanun'un 59 uncu, 100 üncü, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun 28 inci, 45 inci, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 3 üncü, 45 – 53 üncü, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32 nci, 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 6 ncı, 24 – 33 üncü, 189 uncu, 190 ıncı, 191 inci, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 6 ncı, 19 uncu, 20 inci, maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı,

bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili Nüfus Müdürlüğünden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli,

varsa çalışmaları nedeniyle resmi-özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge-bölgeler yönünden kapsamlı Emniyet Müdürlüğü-Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, anılan mahalle-köy muhtar ve azalarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği,

toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.

3. Değerlendirme

1-İncelenen dava dosyasında; 06.05.2008 tarihinde evlenen davacının16.05.2013 tarihinde boşandığı, 02.03.2015 tarihinde vefat eden babasından dolayı davacıya 01.04.2015 tarihinde aylık bağlandığı, 16.02.2016 tarihli isimsiz ihbar üzerine, Kurumun 11.07.2018 tarihli raporunda davacının boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının tespit edildiğinin belirtilmesi üzerine aylığının kesildiği ve ödenen aylıkların da borç tahakkuk ettirilerek davacıdan istendiği, mahkemece nüfus müdürlüğü kayıtlarının, seçmen kayıtlarının, elektrik ve su aboneliği kayıtlarının, MEDULA kayıtlarının getirtildiği dinlenen tanık anlatımları ile de asıl davanın kabulüne, yersiz aylık alacak istemine ilişkin birleşen davanın ise reddine karar verildiği anlaşılmakla verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.

2- Mahkemece yapılması gereken iş, Kurum denetmeni tarafından 11.07.2018 tarihli denetmen raporu ekinde tutulan tutanakların aksi sabit oluncaya kadar geçerli olacağı gözetilerek, Kurum denetmeni tarafından 09.03.2018 tarihinde ifadesi alınan ...

Akif Mahallesi Muhtarı ... ...'ın açık şekilde tarafların birlikte yaşadıklarını tespit ettiğini, boşandığı eşinin yurt dışında oturum almak için davacıdan boşandığını ifade etmesine karşın mahkemede verdiği ifadesinde birlikte yaşama olgusu hakkında bilgi sahibi olmadığını, bu şekilde SGK denetmenine ifade vermediğini beyan ederek ifadeleri arasında açık çelişki oluşturduğu ve bu çelişkinin tam olarak giderilmediği,

yine 12.11.2019 tarihli polis araştırma tutanağındaki tespitte, tarafların birlikte yaşadıklarının rapor halinde mahkemeye sunulmasına karşın aksi yönde bir araştırmanın bulunmadığının mahkemece gözetilmediği gibi bu adreslerde ayrıntılı araştırma yaptırılmadığı, getirtilen seçmen kayıtlarında davacı ile boşandığı eşinin 30.03.2014, 10.08.2014, 07.06.2016, 11.11.2015 tarihlerindeki seçimlerdeki adreslerinin aynı adres ve aynı sandık olduğunun anlaşılmasına göre bu adreslerde araştırma yapılmadığı anlaşılmakla.

Mahkemece denetmen raporu ve ekleri değerlendirilmeli, denetmen raporuna esas alınan tanıkların ve özellikle de muhtar ... ...'ın ayrıntılı beyanlarına tekrar başvurulmalı, oluşması halinde çelişki giderilmeli, ihtilaf konusu dönem içerisinde seçmen kayıtlarındaki aynı adres ve aynı sandık görünen adresleri ile davacının nüfusta kayıtlı adreslerinde, davacının boşandığı eşinin yurt dışından geliş tarihlerinde Türkiye'de kaldığı adreslerde, birlikte yaşama olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği ve bu adreslerde kimlerin yaşadığı kolluk vasıtasıyla araştırılarak ve muhtar, komşu, kapıcı,

yönetici gibi kişiler dinlenerek tespit edilmeli,birlikte yaşama olgusu yukarıda açıklanan düzenlemeler ışığında da araştırılarak elde edilecek sonuca göre bir karar verilmelidir.

VI. KARAR

Açıklanan nedenlerle, 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

SONUÇ / HÜKÜM

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/9331, K. 2024/11331, 20 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
  8. B. İstinaf Sebepleri
  9. C. Gerekçe ve Sonuç
  10. V. Temyiz
  11. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  12. B. Temyiz Sebepleri
  13. C. Gerekçe
  14. VI. Karar
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/9331
Karar No
2024/11331
Tarih
20 Kasım 2024

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2024/9332 K.2024/15295
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2024/9333 K.2024/10588
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/9335 K.2024/12110
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/9336 K.2024/11747
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/9337 K.2024/11746
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/9339 K.2024/11337

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.