KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/9496 E., 2024/11420 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2024
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/67 E., 2024/114 K.
Karar Metni
1.417 kelime·7 dk okuma·13 bölüm
Taraflar arasında hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın, davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından temyizi neticesinde ilk kararın bozulması üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; davanın kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı ... Başkanlığında 15.05.1992 tarihinden işten çıkarıldığı 25.08.2000 tarihine kadar temizlik işçisi olarak aralıksız çalıştığı halde; 15.05.1992 - 31.12.1992 tarihleri arasında 8 gün, 1996 yılında 289 gün, 1997 yılında 356 gün, 1998 yılında 315 gün, 1999 yılında 286 gün ve 2000 yılında 25.08.2000 tarihine kadar 190 gün bildirim yapıldığını, 1993,1994, 1995 yılında hiç bildirim yapılmadığını beyanla, davacının davalı ... Başkanlığında 15.05.1992 tarihinden 25.08.2000 tarihine kadar sürekli olarak asgari ücretle çalıştığının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
1- Davalı ... vekili cevap dilekçesinde.
Kurum kayıtlarının tetkikinde; işveren ... adına tescilli 10029710.003 sicil numaralı dosyada işlem gören, 14.02.1988 tarihi itibari ile 506 sayılı Kanun kapsamına alınmış ve halen faaliyet durumunda olan "kepçe operatörlüğü" işyeri tescilinin ve işyeri dosyasının bulunduğu, davacı ...'ın sigorta dosyasının tetkikinde; davacının sigortalı tescilinin ilk olarak 05.05.1992 tarihi itibari ile gerçekleştiği, davacının dava konusu dönem olan 05.05.1992 - 25.08.2000 tarihleri arasında diğer davalı ... bünyesinde kesintili geçen çalışmalarının ve işe giriş-çıkışlarının bulunduğu,
davanın açılmasına Kurumca sebebiyet verilmediğini, Kurum tarafından da herhangi bir husumet yöneltilmediğini, Kurumun iş bu dava zorunlu dava arkadaşlığının söz konusu olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir.
2- Davalı ... tarafından davaya cevap verilmemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 25.03.2016 tarihli ve 2014/152 Esas, 2016/164 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine,
Davacının 05.05.1992 - 12.05.1992 tarihleri arasındaki ve 15.02.2000 - 25.08.2000 tarihleri arasındaki çalışması Kuruma bildirildiğinden ve bu tarihler arasındaki dönem yönünden davacının dava açmasında hukuki yararı bulunmadığından bu döneme ilişkin davanın bu sebeple reddine,
Davacının 1993-1994-1995 yıllarına ilişkin açtığı hizmet tespiti davasının bu döneme ilişkin verilmiş işe giriş bildirgesi bulunmadığından hak düşürücü süre nedeni ile reddine,
Davacının 18.03.1996 - 31.12.1996 tarihleri arasında Kuruma bildirilmemiş 8 gün çalışmasının olduğunun ve bu çalışmasının Kuruma bildirilmesi gerektiğinin tespitine,
Davacının 01.01.1997 - 31.12.1997 tarihleri arasında davalı belediyede Kuruma bildirilmemiş 124 gün çalışmasının olduğunun ve bu çalışmasının Kuruma bildirilmesi gerektiğinin tespitine,
Davacının 01.01.1998 - 02.02.1998 tarihleri arasında Kuruma bildirilmemiş 30 gün çalışmasının olduğu ve bu çalışmasının Kuruma bildirilmesi gerektiğinin tespitine,
Davacının 02.03.1998 - 31.12.1998 tarihleri arasında Kuruma bildirilmemiş 15 gün çalışmasının olduğu ve bu çalışmasının Kuruma bildirilmesi gerektiğinin tespitine,
Davacının 15.03.1999 - 31.12.1999 tarihleri arasında Kuruma bildirilmemiş 14 gün çalışmasının olduğu ve bu çalışmasının Kuruma bildirilmesi gerektiğinin tespitine,
Davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır. 2. Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin (kapatılan) 07.05.2018 tarih ve 2016/15853 Esas, 2018/4456 Karar sayılı kararında; "...Somut olayda; her ne kadar mahkemece, 1993-1994-1995 yıllarına ilişkin talep yönünden; işe giriş bildirgesi verilmediği gerekçesi ile hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahisle talep reddedilmiş ise de; davacının talep ettiği dönemdeki çalışmaları kesintisiz ise hak düşürücü sürenin işlemeyeceği göz ardı edilerek ve bu yıllar açısından yeterli inceleme yapılmadan sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; davacının imza incelemesine yönelik talebi gereğince dosyada mevcut işe giriş bildirgeleri üzerinde imza incelemesi yaptırmak, daha sonra; özellikle 1993-1994-1995 yıllarında çalışması bulunan bordro tanıkları arasından re'sen seçilecek kişileri dinlemek, davalı ...'den davacıya ücret ödenip ödenmediğini sormak ve ihtilaflı döneme ait ücret bordroları ile puantaj kayıtlarının tamamının aslını veya onaylı ve okunaklı örneklerini getirtmek, ücret ödeme bordrolarında davacının imzasının bulunup bulunmadığını saptamak, davacının işyeri özlük dosyasının eksiksiz ve onaylı bir örneğini Belediye'den istemek,
davalı ...'de talep edilen dönemde çalışmış şef, amir, müdür, muhasebe çalışanı gibi yetkili kişilerini dinlemek, davacının ihtilaflı dönemde ücretini ne şekilde aldığını araştırmak, bu konuda davacının beyanını almak, ücretini nasıl aldığını, kim tarafından nasıl ödendiğini sormak, bu dönemde çalıştığına ve ücret aldığına ilişkin belgeleri getirtmek, davacının resmi kayıtlara geçmeyen dönemlerde çalıştığını ve ücretini aldığını gösterir belgelerin ibraz edilememesi halinde bunun nedenini araştırmak ve böylece toplanan deliller değerlendirilerek,
davacının çalışmasının sürekli olduğu anlaşılır ise hak düşürücü sürenin işlemeyeceğini de dikkate alarak varılacak sonuca göre hüküm kurmaktan ibarettir. " gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
Mahkemenin 21.06.2023 tarihli ve 2020/82 Esas, 2023/276 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulü ile davacının davalı işyerinde 28.03.1994 - 17.03.1996 tarihleri arasında 681 gün sigortalı olarak çalıştığının tespitine, sair taleplerin reddine karar verilmiştir.
C. 2. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
2. Dairenin 23.11.2023 tarih ve 2023/11076 Esas, 2023/11761 Karar sayılı kararında; "... Eldeki davada, mahkemece gerekçeli kararda hiçbir hukuki gerekçe gösterilmediği, kabule konu sürelerin nasıl belirlendiği ve hükümde redde konu dönem ve sebeplerinin hangi esasa göre tespit edildiği açıklanmadan kısmen kabule yönelik hüküm tesis edildiği anlaşılmıştır. Bu sebeple mahkemece öncelikle Anayasa’nın 141/3 üncü maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK’nun 297 nci maddeleri de gözetilerek kabul ve ret gerekçesinin açıkça kaleme alınarak kararda gösterildiği, denetlenebilir bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir ve bozmayı gerektirir." gerekçesiyle Mahkemece verilen karar bozulmuştur.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kısmen kabulü ile davacının davalı işyerinde 28.03.1994 - 17.03.1996 tarihleri arasında 681 gün sigortalı olarak çalıştığının tespitine, sair taleplerin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili; davada husumetin çalışıldığı iddia edilen işyerine yöneltilmesi gerektiğini, davanın hak düşürücü süre yönünden de reddi gerektiğini, davacının davalı işyerinde çalıştığına ilişkin herhangi bir resmi, yazılı kayıt mevcut olmadığını beyanla mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının 15.05.1992 - 25.08.2000 tarihleri arasında geçen çalışmalarına ilişkin hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439. maddesinin ikinci fıkrası.
2.Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddeleri olup anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
3.Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip işyerinin Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.
4.Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.
3. Değerlendirme
İnceleme konusu eldeki davada, bozmaya uyulmuş ise de bozma gereklerinin tam olarak yerine getirildiğinden bahsedilmesi mümkün değildir.
Mahkemece ilk bozma ilamına uyularak yapılan araştırma sonucu toplanan delillerin hatalı değerlendirilmesi ile karar verilmiş olup davacının çalıştığı işyerinin kamu kurumu olan Belediye işyeri olduğu, davalı ... nezdinde muhasebeci olarak görev yaptığı anlaşılan tanık ... 'nın davacının geçici işçi olarak çalıştığını, sonra çıkışının verildiğini, sürekli olarak çalışmadığını, çalıştığı sürelerin ise Kuruma bildirildiğini beyan ettiği, öte yandan Mahkeme kabulünde olan 28.03.1994 - 17.03.1996 tarihleri arasında davacı adına herhangi bir bildirim olmadığı,
yazılı delil bulunmadığı gibi ücret ödemesi de yapılmadığının anlaşılması karşısında soyut tanık beyanlarına itibar edilmek suretiyle hüküm kurulması usûl ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/9496, K. 2024/11420, 20 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama