KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/9498 E., 2025/8934 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/249 E., 2024/1206 K.
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 2. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/275 E., 2023/516 K.
Karar Metni
1.273 kelime·6 dk okuma·7 bölüm
Taraflar arasındaki ölümün meslek hastalığından kaynaklandığı iddiasına dayanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmek ve de duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 27.05.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davacılar adına Av. ... ile davalı adına Av. ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilerinin murisinin davalı iş yerindeki çalışmasından dolayı tutulduğu meslek hastalığı nedeniyle vefat ettiği, meslek hastalığının davalı kusuru nedeniyle oluştuğundan bahisle tüm davacılar için 1.000,00'er TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle Kurum tarafından ölümün meslek hastalığı olmadığına dair rapor verildiği, Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Dairesi raporunda da ölümün meslek hastalığından kaynaklanmadığının belirtildinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığının anlaşıldığından bahisle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, müteveffanın ölüm nedeninin meslek hastalığı (pnömokonyoz) olduğu sabit olmasına rağmen, Mahkemece aksi yönde hüküm kurulmasının kanuna aykırı olduğunu ve bu nedenle kararın bozulması gerektiğini, Mahkeme tarafından çelişkili ve hukuki dayanaktan yoksun raporlar esas alınarak karar verildiğini, dosya içeriğindeki çelişkilerin giderilmediğini, bu durumun açıkça bozma sebebi teşkil ettiğini ve yeniden yargılama yapılmasının gerektiğini, Adli Tıp Kurumu Üst Kurulunun,
dosyada yer alan farklı uzmanlık alanlarına sahip hekimler tarafından imzalanan çelişkili sağlık raporlarını inceleyerek görüş bildirmekten imtina ettiğini, bu tutumun usul ve kanuna aykırı olduğunu, Üst Kurulun söz konusu çelişkileri giderici değerlendirme yapması gerekirken rapor düzenlememiş olmasının kararı sakatladığını, müteveffanın vefatına sebep olan meslek hastalığının oluşumunda müteveffanın kusursuz, davalı şirketin ise %100 oranında kusurlu olduğunu, ancak Mahkeme ve istinaf mahkemesi tarafından bu hususun göz ardı edilmesinin kabul edilemez olduğunu, davalı işveren tarafından iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmadığını,
29.02.2012 tarihli teftiş raporunda da davalı işyerinde gerekli tedbirlerin alınmadığının açıkça tespit edildiğini, toz ve kimyasalların akciğerde birikmesiyle oluşan hastalığın ortaya çıkmasında tek sorumlu tarafın, yasal ve insani yükümlülüklerini yerine getirmeyen, sağlık gözetimlerini periyodik olarak yapmayan, hastalık hakkında bilgilendirme yapmayan, kişisel koruyucu donanımları temin etmeyen ve iş ortamını güvenli hâle getirmeyen davalı işveren olduğunu, müteveffanın vefatı bakımından davalı işverenin %100 kusurlu olduğunu, davalı şirketin sebep olduğu meslek hastalığı neticesinde müteveffanın vefatı ile birlikte,
davacıların destekten yoksun kaldığını ve bu nedenle tazminata hak kazandıklarının Yargıtay içtihatları ile de sabit olduğunu, buna rağmen ilk derece mahkemesince davanın reddedildiğini, istinaf başvurusunun da tüm bu hususlar dikkate alınmaksızın esastan reddedilmesinin hem hukuka hem de hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek kararın temyizen incelenerek bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemlerine ilişkindir.
Dosya kapsamından, Atatürk Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 01.06.2015 yatış, 07.06.2015 çıkış tarihli tıbbi belgelerinde.
2 yıl önce hepatik siroz şüphesiyle karaciğer biyopsisi önerilen, uzamış koagülasyon değerleri nedeniyle yapılamayan, kasım 2014’te pnömokonyoz (silikozis, iş makinası operatörü, mermer ocağında çalışmış) tanısı konularak O2 konsantörü ile taburcu edilen hastanın nefes darlığı ve ateş şikayetiyle 29.05.2015 tarihinde acil servise başvurduğu, 4 gün boyunca acil serviste takip ve tedavi edildiği, meslek hastalıkları servisine yatırılan hastanın takipneik, taşikardik, siyanotik, desatüre olduğu, dinlemekle akciğerlerinde bilateral ince raller olduğu,
SpO2 değeri 50-55 olması nedeniyle silikozis, pnömoni, karaciğer sirozu? tanılarıyla yoğun bakım ünitesine alındığı, genel durumu bozuk olduğu, inhaler, ventilatör ve antibiyotik tedavisinin düzenlendiği, 03.06.2015 tarihinde arter kan gazı değerinin bozulması üzerine entübe edildiği, aynı gün ve 04.06.2015 tarihinde kardiak arrest geliştiği, CPR’a yanıt verdiği, inotrop destek verildiği, 07.06.2015 tarihinde bradikardiyi takiben kardiak arrest geliştiği, CPR’a yanıt vermemesi üzerine eks kabul edildiğinin kayıtlı olduğu,
adı geçen Atatürk Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen ölüm belgesinde müteveffanın ölüm nedeninin pnömokonyoz (slikosis) olarak kayıtlı olduğu, sigortalının ölümünden sonra ve fakat davadan önce Kurum sağlık kurulu tarafından önceki tıbbi belgeler incelenerek verilen 05.12.2017 tarih, 07594 sayılı kararda ... sigortalıda t/q 1/2 düzeyinde pnömokonyoz meslek hastalığı mevcut olduğu, sürekli iş göremezlik derecesinin Gr1 VI 9 11 A %15 E cetveline göre %16,00 olduğunun belirtildiği,
temyiz incelemesine konu eldeki davanın açılmasından sonra davacıların başvurması üzerine Kurum sağlık kurulu tarafından verilen 19.04.2021 tarih, 20211800016 sayılı kararda mevcut belgelere göre ölümünün sigortalının tutulduğu pnömokonyoz meslek hastalığı sonucu olmadığı, ölüm nedeninin mesleki olmadığına oy birliği ile karar verildiği, davacıların itirazı üzerine Mahkeme tarafından dosyanın Yüksek Sağlık Kuruluna gönderilmesi üzerine anılan kurul tarafından verilen 01.09.2021 tarih, 2021/14230 sayılı kararda ölümün meslek hastalığı sonucu olmadığına karar verildiği,
Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Dairesinin 31.10.2022 tarihli mütalaasında müteveffada pnömokonyoz meslek hastalığının bulunduğu ancak ölüm meydana getirebilecek nitelikte olmadığı, kişinin ölümünün akciğer enfeksiyonu sonucu meydana gelmiş olduğu, kişinin ölümünün meslek hastalığına bağlı olmadığının oy birliği ile mütalaa edildiği, Mahkemece Adli Tıp Kurumu 3. Üst Kurulundan rapor alınmak istendiği, 3. Üst Kurulun “Dosyada Adli Tıp 1. İhtisas Kurulu mütalaası ile çelişkiye neden olan başka bir bilirkişi heyet görüşü bulunmadığı,
bununla birlikte sonucu değiştirebileceği düşünülen yeni tıbbi belge olması veya değerlendirilmesi istenen yeni hususlar olması durumunda öncelikle Adli Tıp 1. İhtisas Kurulundan görüş alınması, yeterince kanaat verici bulunmaması ya da çelişki oluşması durumunda yeni hususlarda 3. Üst Kuruldan tekrar görüş istenebileceği, dosyada bu haliyle Cumhurbaşkanlığının 4 sayılı kararnamesinin 16. maddesi kapsamında değerlendirilecek bir hususun olmadığı ve bu nedenlerle Üst Kurul gündemine alınamayacağı anlaşıldığından herhangi bir işleme tabi tutulmaksızın iadesi uygun görülmüştür.” gerekçeleri ile mütalaa tanzim edilmediği anlaşılmaktadır.
Zararlandırıcı ölüm olayında işverenin hukuki sorumluluğundan bahsedilebilmesi için öncelikle ölüm ile iş kazası veya meslek hastalığı arasında illiyet bağının bulunması gereklidir.
Somut olayda Atatürk Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen ölüm belgesinde müteveffanın ölüm nedeninin pnömokonyoz (slikosis) olarak kayıtlı olduğu, ölüm belgesinde böyle bir değerlendirme yer almasına rağmen temyiz incelemesine konu hükme dayanak kılınan ve ... sigortalının ölüm nedeninin meslek hastalığı olmadığı noktasında belirlemeler içeren Kurum sağlık kurulu, Yüksek Sağlık Kurulu ve Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Dairesi raporlarında bu çelişkiyi giderecek nitelikte açıklamalar yapılmadığı dikkate alınmaksızın yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
Mahkemece yapılacak iş; öncelikle Atatürk Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen ölüm belgesinde müteveffanın ölüm nedeninin pnömokonyoz (slikosis) olarak kayıtlı olduğunu, buna karşın yukarıda açıklanan Kurum sağlık kurulu, Yüksek Sağlık Kurulu kararları ve Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Dairesi mütalaasında sigortalının ölüm nedeninin meslek hastalığı olmadığının belirtildiğini göz önünde bulundurmak suretiyle bu çelişkinin gerekçeleri ile birlikte giderilmesi noktasında öncelikle Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Dairesinden, itiraz halinde Adli Tıp Kurumu 3. Üst Kurulundan rapor almak ve çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle, 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/9498, K. 2025/8934, 27 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama