KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/966 E., 2024/5425 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Mayıs 2024
- Mahkemesi
- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/1102 E., 2023/1143 K.
- Karar
- Esastan Ret
- İlk derece mahkemesi
- Gaziantep 5. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/151 E., 2020/80 K.
Karar Metni
1.375 kelime·7 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki hizmet ve prime esas ücretin tespiti davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının davalı işverenin bünyesinde 12.02.2016- 30.03.2019 tarihleri arasında aralıksız çalıştırılmasına rağmen kayıtlı olmayan çalışma sürelerinin tespiti ve prime esas kazancın eksik bildirildiğinden prime esas kazancın tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, çalışma döneminde, müvekkili firma yanında uluslararası tır şoförlüğü yaptığını, sefer yaptığı ülkenin çoğunlukla Polonya olduğunu, davacının Macaristan ve Romanya'ya da seferlerinin olduğunu, bu seferlerden ve tüm çalışmasından kaynaklı, davacıya ... olan tüm ödemelerin eksiksiz olarak yapıldığını, davacının, müvekkili firma nezdinde çalışmasından kaynaklı, SGK'ya yansıtılan harici herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığını, davacının, SGK'ya yansıtılmayan bir çalışma döneminin de bulunmadığını, bu nedenle davanın reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile Kurum arasında hizmet akdi ilişkisi bulunmadığından işçilik haklarına ilişkin talebin husumet sebebiyle reddinin gerektiğini, hizmet tespiti davalarının yasal dayanağının 506 sayılı Kanun'un Mülga 79/10 uncu maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddesi olup konuya ilişkin Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin emsal kararlarında da açıkça belirtildiği üzere (10.
Hukuk Dairesi 28.02.2006 tarih ve 2005/11870 Esas 2006/2054 Karar) bu tür davaların kamu düzenini ilgilendirdiğinden, işverenin kabulünün tek başına hukuki sonuç doğurmayacağını, bu davaların 506 sayılı Kanun'un 79/10 ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 maddesi gereğince 5 yıllık hak düşürücü süreye tabi olup, hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren dava tarihine kadar 5 yıl geçmiş ise davanın hak düşürücü süre yönünden reddini dilediklerini, işe giriş bildirgesinin verilmiş olsa bile işe giriş bildirgesinden önceki sürelerle ilgili hak düşürücü sürenin işleyeceğinin göz önünde bulundurulması gerektiğini,
Kurum kayıtlarına göre davacının davalı işverene ait işyerinde kuruma bildirilen günler dışında çalıştığını gösterir bir tespit ve belge bulunmadığını, bu itibarla Kurum kayıtları ile çelişen davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile dava konusu olayda; davacının davalıya ait işyerinde 12.02.2016- 30.03.2019 tarihleri arasında hizmet akdine tabii olarak kesintisiz çalıştığını iddia ettiği, davacıya ait sigorta sicil dosyasının incelenmesinde; davacının davalıya ait 1090241 sicil sayılı işyerinde 12.02.2016- 01.05.2018, 22.05.2018- 30.03.2019 tarihleri arasında çalışmasının bulunduğu, 12.02.2016 ve 22.05.2018 tarihli işe giriş bildirgelerinin elektronik ortamda verildiği, davalı işyerinin 09.01.2013 tarihinde Kanun kapsamına alındığı,
uyuşmazlık konusu dönem içerisinde yasa kapsamında olan ve hizmet tespitine engel teşkil etmeyecek bir işyerinin var olduğu, davacının Kuruma bildirilen hizmetlerinin tespitinde hukuki yararının bulunmadığı, davacının davalıya ait işyerinde çalıştığını iddia ettiği dönem içerisinde sadece 02.05.2018-21.05.2018 tarihleri arasında sigorta primlerinin yatırılmadığı, bu nedenle hizmet tespiti talebi yönünden uyuşmazlık konusu dönemin 02.05.2018- 21.05.2018 tarihleri arası olduğu, T.C.
Ticaret Bakanlığı Gap Gümrük ve Dış Ticaret Müdürlüğü tarafından davacının yurt dışına giriş- çıkış kayıtlarının gönderildiği, kayıtların incelenmesinde davacının 02.05.2018 tarihinde İstanbul Sabiha Gökçen Hava Limanından Türkiye'den çıkış yaptığı ve 16.05.2018 tarihinde de yine İstanbul Sabiha Gökçen Hava Limanından Türkiye'ye giriş yaptığı, davacının yurt dışında olması nedeniyle iddia ettiği dönemde davalıya ait işyerinde çalışmasının bulunamayacağı, davalı tanığı ...'ın da davacının 2018 yılında bir defasında işverenle arasında anlaşmazlık olduğu için işyerinden ayrıldığını beyan ettiği anlaşılmakla.
Mahkemece davacının 02.05.2018- 21.05.2018 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde çalışmadığına kanaat getirilerek hizmet tespiti talebinin reddine ,
Prime esas kazanç talebi yönünden ise davacının davalıya ait işyerinde 12.02.2016- 30.03.2019 tarihleri arasında aylık 800 Euro ücretle çalıştığını iddia ettiği, davacının iddia ettiği bu tutarın yukarıda yer verilen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı gereğince 6100 sayılı HMK'nın 200 üncü maddesinde belirtilen tutarı aşması nedeniyle yazılı delille ispatının mümkün olduğu, davacı tarafça delil olarak davacının Garanti Bankasındaki hesaplarına dayanıldığı,
davacıya ait hesap hareketlerinin incelenmesinde davacının Euro hesabına davalı işveren tarafından 06.12.2018 tarihinde maaş ve mesai ödemesi açıklaması ile 4.500,00 Euro, 27.12.2019 tarihinde de Ekl Loj. ödeme maaş açıklaması ile 1.500,00 Euro para yatırıldığı, iş bu tutarlar dışında maaş ödemesi adı altında herhangi bir ödemenin bulunmadığı, T.C.
Merkez Bankası kurlarına bakıldığında 31.12.2018 tarihinde 1 Euronun 6.0379 TL olduğu, davalı işveren tarafından her ne kadar 2018 yılı Aralık ayında davacının hesabına 4.500,00 Euro yatırılmış ise de davacının aylık 800 Euro ile çalıştığını iddia ettiği, bu durumda 800 Euronun 4.830,32 TL'ye tekabül ettiği, 4.830,32 TL net ücretin brüt 6.754,54 TL olduğu, 1 günlük brüt ücretin ise 225,21 TL olduğu; yine T.C.
Merkez Bankası döviz kurlarına bakıldığında 28.02.2019 tarihinde 1 Euronun 6.0685 TL olduğu, bu durumda 800 Euronun 4.854,80 TL'ye tekabül ettiği, 4.854,80 TL net ücretin brüt 6.790,78 TL olduğu, 1 günlük brüt ücretin ise 226,35 TL olduğu anlaşılmakla taleple bağlı kalınarak davacının 2018 yılı Aralık ayında günlük brüt 225,21 TL, 2019 yılı Şubat ayında günlük brüt 226,35 TL prime esas kazanç ücretle çalıştığının tespitine,
diğer aylar yönünden ise yazılı herhangi bir belge ibraz edilememesi nedeniyle talebin reddine karar vermek gerektiği belirtilerek davanın kısmen kabul kısmen reddine davacının davalıya ait işyerinde 2018 yılı Aralık ayında ... Başkanlığına ödenmesi gereken prime esas kazancının günlük brüt 225,21 TL, 2019 yılı Şubat ayında günlük brüt 226,35 TL olduğunun tespitine,
Kuruma bildirilen prime esas kazancı tutarının infazda nazara alınmasına,
Fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, davacı tarafın davalı şirket nezdinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen herhangi bir çalışması bulunmadığını, buna rağmen, Mahkemece, davacı tarafın davalı iş yerinde 2018 yılı Aralık ayında ... Başkanlığı'na ödenmesi gereken prime esas kazancının günlük brüt 225,21 TL, 2019 yılı Şubat ayında günlük brüt 226,35 TL olduğu yönünde hüküm kurulduğunu, bu hüküm kurulurken, davacı hesabına yatırılan tutarların dikkate alındığını, oysa ki uluslararası tır şoförlerine masraf için de para yatırıldığını, bu masrafların yeme içme, konaklama, gümrük harç ve giderleri ve sair olduğunu, Mahkemece, yatırılan tüm tutarların maaş kapsamında değerlendirilerek davanın kısmen kabul edilmesinin hukuka usül ve yasaya aykırı olduğunu istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür.
2.Feri müdahil SGKB vekili istinaf dilekçesinde özetle, davada hak düşürücü sürenin gerçekleştiğini, Kurum kayıtlarına göre davacının davalı iş verene ait iş yerinde Kuruma bildirilen günler dışında çalıştığını gösterir bir tespit ve belge bulunmadığını, Mahkeme kararının eksik inceleme ile verildiğini, usul ve yasaya aykırı olduğunu istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dosyası kapsamında mevcut maddi delillere uygun, yasal ve hukuksal gerekçelere dayandığı, delillerin takdirinde herhangi bir isabetsizlik ve kamu düzenine aykırı bir halin varlığının tespit edilemediği, HMK'nın 353/1-b maddesinin (1) numaralı alt bendi uyarınca, davalı ve fer'i müdahil vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Fer'i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde; salt tanık beyanlarına dayalı hüküm kurulamayacağını, kararın eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespiti ve prime esas ücretin tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddesi 5510 sayılı Kanun'un 80 inci madde hükümleridir.
3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/966, K. 2024/5425, 16 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama