KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/9694 E., 2024/8859 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Eylül 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 58. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/918 E., 2024/1030 K.
- Karar
- Ret
- İlk derece mahkemesi
- Bakırköy 1. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/63 E., 2021/347 K.
Karar Metni
962 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasındaki ödeme emrinin iptali davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ortağı ve kanuni temsilcisi olduğu Özel ... Tıp Halk Sağlık Hizmet San. ve Tic.
A.Ş.'nin SGK prim borçlarından dolayı şirkete ödeme emri gönderilmeksizin, davacıya doğrudan gönderilen 2019/099753 ve 2019/099753 takip no.lu ödeme emrine itiraz ettiklerini, şirket müdürü veya ortağı hakkında şirketin borcundan dolayı cebri takip yapılabilmesi için öncelikle şirketin mal varlığına haciz tatbik edilmesi ve borcun iflas veya satış şeklinde tahsili yoluna gidilmesi gerektiğini, gönderilen ödeme emirlerinde davacının şirketin borçlarından ortak olarak mı yoksa kanuni temsilci olarak sorumlu tutulup tutulmadığının belirli olmadığını, borcun tamamının mı yoksa sermaye miktarına göre mi istenildiğinin anlaşılamadığını,
tebligatın müvekkiline ya da ikamet adresinde oturanlardan birine tebliğ edilmeksizin site kapıcısına bırakılmasının usulsüz olduğunu belirterek ödeme emrinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Özel ... Hastanesi Halk Sağl. Hizm. San. ve Tic. A.Ş. yetkilisi olan davacı hakkında icra takiplerinin yapıldığını, davacının iddialarının yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davanın süresinde olmayıp reddi gerektiğini, Kuruma karşı dava açmadan önce zorunlu başvuru şartının yerine getirilmediğini, bu bakımdan davanın reddi gerektiğini, ödeme emirlerinin kesinleşmiş olduğunu, Kurumun prim alacaklarının ödenmesinde şirketin üst düzey yetkilileri ile kanuni temsilcilerinin Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müşterek ve müteselsilen sorumlu olduklarını, tebligatın usulüne uygun olduğunu belirterek açılan davanın reddini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından; iptali istenen ve SGK tarafından düzenlenen 2019/099753 takip nolu ödeme emrinin davacıya 23.12.2019 tarihinde tebliğ edildiği, tebligatın usulsüz olduğu kanaatiyle davanın hak düşürücü süre içinde açılmış olduğunun kabulü gerekeceği, davacı tarafça ödeme emirlerine konu alacaklara ilişkin ödeme yahut borcun başka şekilde sona erdiğini gösteren belge sunulmadığı, davacının ödeme emirlerine konu borçların ait olduğu dönemlerde şirket yönetim kurulu üyesi olmakla 2019/099753 sayılı ödeme emrine konu borçlardan şirketle beraber müşterek ve müteselsilen sorumlu olduğu, öncelikle şirkete başvurma zorunluluğu bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
B.İstinaf Sebepleri:
Davacı vekili, istinaf dilekçesinde özetle; şirket müdürü veya ortağı hakkında şirketin borcundan dolayı cebri takip yapılabilmesi için öncelikle şirketin mal varlığına haciz tatbik edilmesi ve borcun iflas veya satış şeklinde tahsili yoluna gidilmesi gerektiğini, ödeme emirlerinde şirket ortağı olarak davacının adının, vergilerin türü, dönem ve taksitleri ile vade ve miktarlarının yazılı olduğu ancak bu borçlardan dolayı davacının ortak olarak mı kanuni temsilci olarak mı sorumlu tutulduğuna dair bir şerh bulunmadığı gibi borcun tamamının mı yoksa sermayeye miktarına göre mi istendiğinin anlaşılmadığını,
davalı Kurum lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, bu dava maktu vekalet ücretine tabi bir dava olduğu halde Mahkeme tarafından ödeme emrindeki miktardan yola çıkılarak nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin isabetli olmadığını belirterek istinafa başvurmuştur.
C.Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı özetle;
1.Ödeme emrinin iptali davasının hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, davacının 2019/99753 takip numaralı ödeme emriyle talep edilen prim borçları bakımından tahakkuk ve ödeme dönemlerinde dava dışı şirketin yönetim kurulu üyesi bulunması nedeniyle dava dışı şirketle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, 5510 sayılı Kanun'un 88 inci maddesi gereğince yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere şirketlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkililerinin Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmalarının ayrıca bir temsil ve ilzam yetkisine ihtiyaç göstermediği, kurulan hükmün bu yönleriyle yerinde olduğu,
2.Avukatlık ücretine dair istinaf sebebinin incelenmesinde.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168 inci maddesi ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13 üncü maddesinin hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, ödeme emrinin iptali davasında, avukatlık ücretinin kabul ve reddedilen miktarı geçmemek üzere en fazla maktu avukatlık ücreti olarak belirlenmesi gerektiği, Mahkemece maktu vekalet ücreti yerine nispi vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının hatalı olduğu; bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden,
HMK'nın 355 inci maddesine göre istinaf sebepleri gözetilerek yapılan istinaf incelemesine göre, davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine, istinaf başvurusunda bulunanın sıfatı (davacı) ve davacı yararına oluşan usuli kazanılmış hak dikkate alınarak, davalı Kurum vekille temsil edildiğinden karar tarihindeki AAÜT gereğince 4.080,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz isteminde bulunmuştur.
C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, ödeme emrinin iptali davasıdır.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 55 ve devamı maddeleri ilgili hükümlerdir.
3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/9694, K. 2024/8859, 23 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama