KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/9784 E., 2024/11881 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Kasım 2024
- Mahkemesi
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/858 E., 2024/1203 K.
- Karar
- Esastan red
- İlk derece mahkemesi
- Düzce 1. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/53 E., 2024/24 K.
Karar Metni
1.163 kelime·6 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıya ait işyerinde 02.05.2006 - 20.08.2018 tarihleri arasındaki çalışmalarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde iddia ettiği hususları kabul etmediğini, davacının ne davalının yanında, ne de davalıya ait ...
Reklam adlı işyerine bağlı hiç çalışmadığını, davacının iddiasını somutlaştırması gerektiğini, davalının davacıyı çocukluğundan beri dayısının arkadaşı olması sebebiyle tanıdığını, davalının ... ocağı başkanı olduğu dönemde depremden dolayı barakada kalan davacı ve ailesine maddi- manevi yardım etmek için destek olduğunu, davacının mesleğinin boyacılık olduğunu ve kendi başına boyacılık yaptığını, yine davalı ...' in gerek kendi evinin, gerekse tanıdıklarının evini boyaması için kendisine referans olduğunu,
yine davacının tespitini istediği dönemde davalının davacıya yardımcı olmak için boya malzemelerini dükkanının deposuna koymasına müsaade ettiğini, hatta eksik malzemelerini de dükkandaki depodaki malzemelerden kullanmasına izin verdiğini, ancak hiçbir zaman davalıya bağlı çalışmasının olmadığını, sadece para kazansın diye zaman zaman boya işi yaptırarak parasını ödediğini, ayrıca davacının sosyal yardımlaşmadan kömür ve erzak yardımı aldığı sırada hiçbir işte çalışmadığını beyan ederek yardım aldığını, davacıya bağkur öde emekli olursun dediğinde sosyal yardımın ve yeşil kartının iptal olacağının belirterek prim ödemediğini,
davalının yaptığı işin bilgisayar kullanmak suretiyle yapılan bir iş olduğunu, davacının bu işi yapmasının mümkün olmadığını, davacının davalı adına hiçbir çalışması olmadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Fer'i müdahil vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça davacının davalı işverene ait işyerinde 02.05.2006 - 20.08.2018 tarihleri arasında çalıştığına ilişkin davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili Kurum kayıtlarının incelenmesinde davacının çalıştığını iddia ettiği tarihler aralığında davalı ... - ...
Reklam unvanlı işyerinde çalışmasının tespit edilemediğini, davacının da bununla ilgili dosyaya herhangi bir evrak sunmadığını, davacının resmi nitelikteki Kurum kayıtları dışındaki taleplerinin kabul edilemeyeceğini, yazılı delil niteliğindeki Kurum kayıtları karşısında, davanın aynı mahiyette yazılı deliller ile ispat edilmesi gerektiğini, bu tür davalarda yalnızca tanık beyanları ile hüküm kurulamayacağı Yargıtay’ın yerleşik içtihatları doğrultusunda olduğunu, ayrıca yine Yargıtay’ın yerleşik içtihatları gereği yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un 79/8 inci maddesi olan bu tür davalarda, öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin,
işveren, tarafından verilip verilmediği ya da çalıştıklarının Kurumca tespit edilip edilmediği yöntemince araştırılması gerektiğini, bu yasal koşullar oluşmuşsa işyerinin o dönemde gerçekten var olup olmadığı, kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığının eksiksiz bir şekilde belirlenmesi,
daha sonra çalışma iddiasının gerçeğe uygunluğunun araştırılması gerektiğini, çalışma olgusunun her türlü delille ispatlanabilirse de çalışmasının konusu, başlangıç ve bitiş tarihleri ile alınan ücret konularında tanıkların sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren, işçi ve işyeriyle ilişkileri sorulmalı, işyerinin kapsam kapasite ve niteliği ile bu beyanlar kontrol edilmesi gerektiğini, mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef,
ustabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının doğruluğu denetlenmesi, böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakılmaması gerektiğini, tespiti istenilen sürenin evvelinde ve sonrasında delil başlangıcı sayılabilecek ödeme belgeleri ve sair bu nitelikte bir belge yoksa Hukuk Muhakemeleri Kanunun da yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarında yazılı delil aranması gerektiğini, kanun gereği ücretin sigortalı sayılmanın koşulu olduğu durumlarda ücret alma olgusunun var olup olmadığı özellikle saptanması gerektiğini,
bu davalarda işverenin kabulünün tek başına hukuki bir sonuç doğurmayacağı göz önünde tutulması gerektiğini ileri sürmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tarafların ilişkisinde, iş görme, ücret ve bağımlılık unsurları mevcut olduğunu, Mahkeme gerekçesinde her ne kadar davacının kendi işini yaptığından bahsedilmişse de, dosya kapsamında alınan tanık beyanlarında bu değerlendirme ile çelişen ifadelerin yer aldığını, Mahkeme gerekçesinde, davacının reklam sektörüyle alakalı bir eğitiminin olmadığı da vurgulandığını, bu nedenle davalıların yanında çalışamayacağı değerlendirilmişse de yük taşıyan veya makas ve yapıştırıcı kullanmak suretiyle basit el işleri yapan davacının, bu hususlarda özel bir eğitiminin olmasının beklenmeyeceğinin gözetilmediğini,
öte yandan, davacı tanıkları ... ve ... ile kamu tanığı ..., davacı müvekkilin sabahları davalılara ait dükkanı açtığını da ifade etmiş olup bu açıdan da taraflar arasında bağımlılık unsurunun varlığının yeterince ortaya konmuş durumda olduğunu, davalı şirket yetkilisi ...' in, davacıya emir ve talimat da verdiğini, iş yerini açmak üzere işe çağırdığını, davacının da davalının talep ve söylemleri ile iş yeri faaliyetlerine katıldığını gösterdiğinden, taraflar arasında bağımlılık bulunduğunun bu yönden de gözetilmesi gerektiğini, davacının yük taşıdığı,
makas ve yapıştırıcı kullanmak suretiyle reklam sektörüne özgü işler yaptığı hususu da dosya kapsamından anlaşıldığından, tarafların ilişkisinde iş görme unsurunun var olduğunun da aşikar olduğunu, davalı ...'in beyanlarında da tanıkların beyanlarında da belirtildiği üzere, davacı gördüğü iş karşılığında ücret almış olup bu ücretin "harçlık" olarak adlandırılmış olması kanaatimizce iş karşılığı alındığı gerçeğini değiştirmeyeceğinden, iş ilişkisinde aranan ücret unsuru da taraflar arasındaki ilişkide mevcut olduğunu, Mahkemenin, taraflar arasında iş görme, ücret,
bağımlılık ve sair sözleşmesel unsurların bulunmadığından bahisle davayı reddetmesi hukuka uygun olmadığından, kararın bu yönden kaldırılması gerektiğini, dosya kapsamından anlaşıldığı üzere, davacı müvekkil ile davalı işverenler arasında bir işçi işveren ilişkisi kurulduğu, müvekkilin davalının emir ve talimatları ile hareket ettiği, davalıların işlerini gördüğü ve karşılığında da ücret aldığı hususlarının sabit olduğunu belirterek istinaf yoluna başvurulmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde yer alan beyanlarını tekrar kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu, 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddesi.
3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/9784, K. 2024/11881, 27 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama