KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/10797 E., 2025/15335 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Kasım 2025
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2025/99 E., 2025/76 K.
Karar Metni
761 kelime·4 dk okuma·11 bölüm
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ... tarafından yapılan tevkifata istinaden Kurumdan hizmet talebinde bulunduğunu, 01.05.2006-31.08.2008 tarihleri arasında 1 20... sayılı Kanun kapsamında sigortalılığının bulunduğu gerekçesi ile talebinin reddedildiğini belirterek davacının 2006 yılına ait tevkifata göre 31.08.2006 tarihinde biten 506 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığını takip eden 01.09.2006 tarihinden 30.09.2006 tarihine kadar Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili özetle, davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 24.05.2022 tarihli kararı ile "1-Davacının davasının kabulü ile davacının 2006 yılına ait tevkifata göre 31.08.2006 tarihinde biten SSK hizmetini takip eden 01.09.2006 tarihinden 30.09.2006 tarihini geçmemek kaydıyla ödemelerin yettiği gün kadar Tarım Bağ-Kur Sigortalısı olduğunun tespitine, aksi Kurum işleminin iptaline” karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 04.07.2024 tarihli kararı ile "Özellikle, davacının 18.04.2003 tarihi itibari ile başlayan tevkifatlarının talebine konu olan 2005, 20 06... yıllarında Kuruma intikallerinin sağlanmış olması ile 506 sayılı Kanun kapsamında başlayan çalışmalarının 1 yılı aşmamış ve sigortalı olma iradesinin uzun süreli çalışmanın başladığı 01.10.2006 tarihi itibari ile sona ermiş olduğunun anlaşılması karşısında, sonuç itibari ile Mahkemece verilen kararın yerinde olduğu," gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin 04.07.2024 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizce; "Davanın yasal dayanağı olan 2926 sayılı Kanun'un "Sigortalı sayılmayanlar" başlıklı 4. maddesinde, bu Kanun'un uygulanmasında; kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşlarına prim veya emeklilik keseneği ödemekte olanların sigortalı sayılmayacağı belirtilmiştir. Eldeki davada tevkifat tarihinde davacının 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığı mevcut olduğundan anılan madde uyarınca davanın reddi gerekirken kabulü yönünde hüküm kurulması isabetsiz olmuştur.
Diğer taraftan, davacının söz konusu tevkifattan önce 2926 sayılı Kanun kapsamında geçerli bir sigortalılığı bulunmadığından kararın gerekçesinde belirtildiği şekilde makul süre uygulaması yapılması da mümkün değildir. " gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1.Davacı adına 506 sayılı Kanun'a tabi sigortalı olduğu tarih itibariyle tevkifat kesintisi yapılmış ise de, tevkifat kesintisinin prim ödeme mahiyetinde olup 2926 sayılı Kanun'a dayalı çıkarılan ve 4 ve 7 no.lu Genel Tebliğe istinaden yapıldığını ve bu tevkifat kesintisinin davacının hesabına prim ödemesi olarak yüklendiğini, kesinti yoluyla olsa da davaya konu tutarın prim ödemesi mahiyetinde olduğunu, prim mahiyetinde yapılan ödemelere ise, emsal içtihatlar kapsamında ödemenin karşıladığı süre kadar hizmet verilmesi gerektiğini,
2.Eldeki davada tevkifata göre hizmet talepleri olmayıp, taleplerinin tevkifat yoluyla yapılan kesintilerin yettiği süre kadar hizmet verilmesi ve Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti talebi olması dikkate alındığında, Dairece verilen bozma kararının gerekçesinin davadaki taleplerine uygun olmadığını,
3.Bozma kararında, öncesinde 2926 sayılı Kanun'a tabi sigortalılığının bulunmaması nedeniyle makul süre uygulaması yapılmasının da mümkün olmadığı belirtilmiş ise de, bu kararın, geçmişte verilen emsal kararlar (Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2020/3681 E. 2021/977 K. sayılı, Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 2010/698 E. 2011/94 K. sayılı ve benzeri) ile tezat oluşturduğunu,
4.Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile de davacı adına yapılan tevkifat kesintilerinin 01.09.2006-29.09.20 06... günlük süre yönünden prim borcunu karşıladığının tespit edildiğini,
5.Sonuç olarak, geçmişte aynı şekilde olan tevkifatlar için emsal kararlarda 506 sayılı Kanun'a tabi sigortalılık süresi ile çakışan tevkifata, makul süreyi (emsal içtihatlarla yerleşik olarak 1 yıl kabul edilmiştir) aşmaması halinde hizmet verilmesine ilişkin Mahkeme kararlarının onanmış olması dikkate alınarak, Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının 01.09.2006-30.09.2006 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/10797, K. 2025/15335, 13 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama