KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/12609 E., 2025/14355 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/1457 E., 2025/761 K.
- İlk derece mahkemesi
- Adana 1. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/309 E., 2024/72 K.
Karar Metni
790 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının 23.02.1986 tarihiden itibaren tüm sigorta kollarında fiili olarak çalıştığını belirterek işyerinde 23.02.1986 tarihinde 1 gün süre ile asgari ücretle çalıştığının tespiti ile sigortalılığın başlangıcının 18 yaşını tamamladığı 10.03.1988 olarak tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacının, 52480.01 sicil numaralı işyerinde 23.02.1986 tarihinde 1 gün süre ile hizmet akdine bağlı olarak asgari ücretle çalıştığının tespiti ile sigortalılığın başlangıcının 18 yaşını ikmal ettiği 10.03.1988 olarak tespitine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, davanın reddi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, (1) gün sigortalı çalıştığının ve sigorta başlangıcının tespiti istemine ilişkindir.
1.Davanın yasal dayanakları 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanun'un 2., 6., 9., 60. maddenin (G) bendi, 79., 108. madde hükümleridir.
Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli olmayıp, aynı zamanda o kimsenin Yasanın belirlediği biçimde (506 sayılı Kanun'un 2. maddesi ve 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1999/21-549-555, 2005/21-437-4 48... /21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır.
Hizmet tespitinin bir türü olan sigortalılık başlangıç tespiti davasında, dava konusu dönem yönünden hem çalışmaların geçtiği işyerinin varlığı hem de sigortalının çalışmalarının gerçek ve sigortalı çalışma olduğunun hiçbir teredüte yol açmayacak şekilde ispatlanması gerekmektedir.
1.Sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için mutlak koşul niteliğindeki hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır. Buna göre eldeki davada, Mahkemenin verdiği hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
2. Mahkemenin yazılı hükmü, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalıdır. Yukarıda anılan yasal düzenleme ve açıklamalara göre inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, davacının, dava dışı ...
Ekmekçilik Adi Ortaklığı-... fırını ünvanlı işverenin ... sicil no.lu işyerinden davacı adına 23.02.1986 tarihinde işe giriş bildirgesinin verilmiş olduğu, işyeri tescil bilgilerine göre ise büro mahiyetli olduğu belirtilen işyerinin 23.02.1986-10.12.1987 tarihleri arasında kanun kapsamında olduğu ve işyerinin dava konusu 1986/1.
Dönem bordrosunun dava dosyasına alındığı, 42 kişinin bildirilmiş olduğu, öte yandan yukarıda işe giriş bildirgesinde işveren sicil no.da belirtilen ... sicil no.nun üzeri elle çizilerek ... sicil no.nun yazılmış olduğunun anlaşıldığı, ... sicil no.lu ekmek fabrikası mahiyetli işyerinin ise ... adına kayıtlı...ekmek fabrikası işyeri olduğu ve ... tarafından 23.02.1986 tarihinde vergi dairesine yaptığı yazılı bildirimde bulunduğunun anlaşıldığı, nitekim dosya kapsamında dinlenen tanıkların hizmet cetvellerine bakıldığında bir kısım tanıkların 23.02.1986 tarihinden itibaren ... sicil işyerinden bildirimlerinin yapılmaya başlandığı,
bir kısmının ise ... sicil sayılı işyerinden bildirimlerinin verildiğinin görüldüğü, her iki işyeri adreslerinin de farklı olduğu, bu kapsamda Mahkemece davacının hangi konulu, hangi sicil no.lu işyerinde çalıştığı tam olarak ortaya konmadan eksik inceleme ve araştırmaya dayalı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
3.Buna göre Mahkemece, davacının da beyanı alınmak suretiyle çalışma iddiasının olduğu iş yerinin niteliğinin ne olduğu, davacının iş yerinde ne iş yaptığı, kimlerle çalıştığı belirlenmeli,yani ... sicil işyerinde mi ... sicil işyerinde mi çalıştığı ortaya net şekilde konulmalı,buna göre belirlenen işyerinin dava konusu dönemde bildirimi yapılmış olan kişiler bordro tanığı olarak dinlenmeli, bordro tanığı ifadelerinin yetersiz kalması halinde, dava konusu dönemde iş yerine komşu iş yeri ve kayda geçmiş çalışanlarının, emniyet,vergi dairesi, SGK ve Belediye aracılığıyla yapılacak araştırmayla yöntemince saptanarak,
sigortalılık ve vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle re’sen bilgi ve görgülerine başvurulmalı, komşu iş yeri ve çalışanlarının tespit edilememesi halinde davacının birlikte çalıştığını beyan edeceği kişiler ve davacının çalışmasını bilebilecek olan kişiler tespit edilerek sigortalılık ve vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle beyanları alınmalı, böylelikle işyerinin işin niteliği tereddütten uzak şekilde belirlendikten ve buna göre toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle davacının işyerinde çalışıp çalışmadığı hususu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/12609, K. 2025/14355, 22 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama