KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/14363 E., 2025/14872 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Kasım 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/2708 E., 2025/1088 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... 19. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/346 E., 2023/127 K.
Karar Metni
1.074 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının, davalıya ait ... Eczanesinde 15.03.1991 tarihinden 1991 yılı Ağustos ayına kadar kesintisiz olarak çalıştığını, davacı adına SGK'ya verilen işe giriş bildirgesinde de 15.03.1991 tarihi itibariyle davacının davalıya ait eczanede çalışmaya başladığının görülmediğini, davalı işverenin davacı ile ilgili işe giriş bildirgesi vermiş olmasına rağmen, davacının çalıştığı döneme ilişkin bordroları SGK'ya vermediğinin anlaşıldığını, davacının ilk sigortalılık başlangıç tarihinin 15.03.1991 tarihi olduğunun ve davacının 28.08.2019 tarihi itibariyle emekliliğe hak kazandığının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... cevap dilekçesinde, davacının geçmişte sahibi ve mesul müdürü olduğu ... Eczanesinde bir süre çalıştığı ve çalıştığı sürelerde SSK'sı yapılarak primleri yatırıldığını, eczanelerin SSK dışında Sağlık Bakanlığı rutin denetimine sahip işletmeler olduğunu, eczanede çalıştığı süre içersinde SSK tarafından yapılan ve primleri ödenen davacının yıllardır E-devlet veya SSK elektronik sisteminde kendisi ile ilgili bilgileri görmesine rağmen yaklaşık 30 sene sonra emekli olma sırasında böyle bir iddiada bulunmasının tamamen emekliliği öne almak isteğiyle ilgili gerçek dışı bir iddia olduğunu, basiretli bir işveren gibi gerek işlettiği işletme gerekse yönetmekle sorumluluk altında olduğu çalışanlarını bir gün bile mağdur etmediğini belirterek, haksız açılan davanın reddini istemiştir.
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde, davacının iddiaları bakımından Kurum kayıtları esas olup aksi yöndeki iddiaların Kurum kayıtlarına eş değer belgelerle ispatlanması gerektiğini, ancak bizatihi işe giriş bildirgesinin varlığının çalışmanın ispatı olmayacağını, fiili çalışmanın ispatı gerektiğini, bu bakımdan işverene de husumet yöneltilmesi gerektiğini, davanın 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığından reddinin gerektiğini, haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacının, ... sicil numaralı ... unvanlı işyerinde 15.03.1991 tarihinde bir gün süre ile asgari ücret karşılığı hizmet akdine tabi olarak çalıştığının tespiti ile davacının tüm sigortalılık kolları yönünden sigortalılık başlangıç tarihinin 15.03.1991 olarak tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili fiili çalışmanın ispatlanmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, sigorta başlangıcının tespiti ile yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
1.Davanın yasal dayanakları, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanun'un 2., 6., 9 uncu, 79.,108., Geçici 81. maddesi hükümleridir.
Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli olmayıp, aynı zamanda o kimsenin Kanun'un belirlediği biçimde (506 sayılı Kanun'un 2. maddesi ve 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1999/21-549-555, 2005/21-437-4 48... /21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır.
Hizmet tespitinin bir türü olan sigortalılık başlangıç tespiti davasında, dava konusu dönem yönünden hem çalışmaların geçtiği işyerinin varlığı hem de sigortalının çalışmalarının gerçek ve sigortalı çalışma olduğunun hiçbir teredüte yol açmayacak şekilde ispatlanması gerekmektedir.
Bu tür davalar yalnızca bir günlük çalışmanın tespitinden ibaret olarak görülmemeli, bir günlük çalışmanın kabulü ile saptanacak sigortalılık başlangıcının sigortalıya sağlayacağı sigortalılık süresi ile birlikte kazandıracağı haklar dikkate alınmalı ve giriş bildirgesi ile birlikte eylemli çalışmanın bulunup bulunmadığı özellikle belirlenmelidir.
Bu da dava konusu çalışmaların sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı, sigortalı çalışma niteliğinde ise çalışmanın varlığı yönünden dönemde bordrolu olan tanık, yoksa komşu işyeri tanığı araştırarak ifadelerinin alınması, varsa bu döneme ilişkin makbuz, fatura, defter gibi tüm kayıt ve belgelerin incelenmesi, 5 06... sayılı Kanun'lar ile Yargıtayın Yerleşik İçtihatları gereğidir.
2.Mahkemenin yazılı hükmü, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalıdır.
Yukarıda anılan yasal düzenleme ve açıklamalara göre inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, dava dışı ... ünvanlı işverenin ... sicil no.lu işyerinden davacı adına 15.03.1991 tarihinde işe giriş bildirgesinin verilmiş olduğu, eczane mahiyetli işyerinin 15.02.1991-30.04.1996 tarihleri arasında Kanun kapsamında olduğu, iş yerinden 19 91... yılları için dönem bordroları verilmediğinin bildirildiği,geniş çaplı komşu işyeri araştırmasında sadece Kurum tarafından komşu işyerinin adı, tescil bilgileri, dönem bordrosu gönderilmeden dava konusu işyerine komşu işyeri çalışanları olarak ..., ... ve ...'ın bildirildiği,
... ve ...'ın davacıyı tanımadığı,...'ın davacının çalıştığını beyan etmesine karşın hizmet cetveline göre 1991 yılında hiç sigortalılığının olmadığının anlaşıldığı, ancak Mahkemece adı geçen tanığın dava konusu eczaneye komşu ... sicil numaralı ... unvanlı işyerinin 1990/II döneminden itibaren dönem bordolarında adı geçen çalışan olduğu ancak primlerinin yatırılmaması sebebiyle Kurum tarafından hizmetlerinin sigorta kayıtlarına işlenmediği,
Mahkemenin 2022/27 E. sayılı dosyasına mübrez 10.01.2018 tarihli Kurum cevabi yazısı uyarınca anılan tanığın işbu davaya konu ihtilaflı dönem yönünden ... unvanlı komşu işyerinden çalışmalarının bordro ibrazı suretiyle Kuruma bildirildiği ve bu nedenle tanığın beyanlarına itibar edilmesi gerektiği kanaatine varıldığının belirtilmesine karşın ... sicil numaralı ... unvanlı işyerinin 1990/II dönem bordrosunun dosya kapsamına alınmadığı,
Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun ve bu Kanuna dayalı yönetmeliğin ilgili hükümleri gereği eczanelerde tutulması gereken teftiş defterleri, personel defteri ile il sağlık müdürlükleri tarafından yapılan denetimleri sonucu düzenlenen kayıtların araştırılmadığı, Mahkemece ...'ın beyanı ile komşu meskende babası adına kayıtlı konutta ikamet ettiğini belirten davacı tanığı ...'ın beyanına ve dosyadaki diğer delillere göre yazılı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
3.Tüm bu açıklamalara göre mahkemece, kamu tanığı olarak belirlenen komşu işyeri olduğu bildirilen ... sicil numaralı ... unvanlı işyerinin 1990/II dönem bordrosu dosyaya celbedilerek ...'ın beyanı denetlenmeli, Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun ve bu Kanuna dayalı yönetmeliğin ilgili hükümleri gereği eczanelerde tutulması gereken teftiş defterleri, personel defteri ile il sağlık müdürlükleri tarafından yapılan denetimleri sonucu düzenlenen kayıtlardan dava konusu dönemi içerenleri araştırılarak davacıya ilişkin bir kaydın olup olmadığı belirlenmeli,
komşu işyeri ile ilgili sonuç alınamadığı takdirde taraflardan davacının çalışmasını bilebilecek olan kişiler sorulmak suretiyle bu tanıkların da sigortalılık ve vergi kayıtları getirtilmek suretiyle beyanları alınmalı, bu kapsamda davacı tanığı ...'ın da beyanı da gözetilmek suretiyle, böylelikle toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle, sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/14363, K. 2025/14872, 5 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama