KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/14420 E., 2025/14754 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Kasım 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 50. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/997 E., 2025/999 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... ... 1. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/675 E., 2025/119 K.
Karar Metni
962 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararına davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı iş yerinde maruz kaldığı iş kazası nedeni ile sürekli iş görmez hale geldiğini, en son aylık net 3.750 TL ücret aldığını, ayrıca mesai, yıllık 2 bayramda giyim çeki ve yemek gelirinin de olduğunu belirterek kusuru ile kazaya sebep olduğu iddiası ile davalıdan maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının şantiyede iş makinele rutin tamir ve bakımı ile görevli olduğunu, 18.08.2020 tarihinde akşam saatlerinde bir vincin yürüyüş makarasının değişimi yapılırken çağrılmamasına ve görevi olmamasına rağmen mesai saati dışında tamiri yapan ...'in yanına gittiğini, görevi olmayan bir işe müdahale ettiğini, bu nedenle kazanın kusurlu ve sözleşmeye aykırı davranışları nedeniyle meydana geldiğini, davacıya iş güvenliği ve eğitimlerinin verildiği, gördüğü tedavilerle sağlığına kavuştuğunu, manevi tazminat koşullarının oluşmadığını, talep edilen manevi tazminat rakamının fahiş olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararında özetle; "..1.969.986,09 TL maddi tazminatın 800.093,43 TL'sinin kaza tarihi olan 18.08.2020 bakiye kısmın ıslah tarihi olan 17.01.2025 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 35.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 18.08.2020 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,." karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekilinin istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "..Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. bendi uyarınca esastan reddine,..
Davacının istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulüne,
Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının karar kesinleştikten sonra talep halinde iadesine,
İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına,
Davanın kısmen kabulüne,
1.969.986,09 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 18.08.2020 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
60.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 18.08.2020 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,.." karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kusurun kazalı işçiye ait olduğunu, kusur raporuna itirazların dikkate alınmadığını, raporun soyut ve genel ifadeler ile kusur oranlarını belirleme yoluna gittiğini, ihtilafa konu işin ...San. ve Tic. A.Ş.’nin birlikte kurduğu ortak girişim tarafından alınmış (üst işveren) olduğunu, ancak ...San. ve Tic.
A.Ş.’nin kusur durumunun hiç değerlendirilmediğini, hesap raporlarına itirazlarının değerlendirilmediğini, kök raporda hesaba esas alınan ücrete yönelik değerlendirme yapılmayıp, peşin olarak davacı iddiasındaki ücretin kabul edildiğini, ayrıca dosyada mevcut olmayan ilk peşin sermaye değerinin sonradan celp edildiğini, ek rapora da ispatlanamayan iddia doğru kabul edilerek ücret belirlenemez denilerek itiraz ettiklerini, delil durumuna göre bordrolardaki ve iş sözleşmesinde ücretin esas alınması gerektiğini, yine ispatlanamayan düzenli olarak dini bayramlarda 2 defa giyim çeki verildiği iddiasının da peşinen doğru kabul edilip,
ücrete her iki bayram için toplam 800,00 TL ek yapmasının hatalı olduğunu, manevi tazminatın olayın meydana geliş şekline ve kusur oranlarına yine iş görmezlik oranına uygun olmadığını öne sürerek temyiz başvurmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık,iş kazası sonucu maddi ve manevi tazminatın davalılardan tahsili istemine ilişkindir.
Davalı vekilinin hükmedilen manevi tazminat miktarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
Davanın açıldığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan kesinlik sınırının 72.070,00 TL olup hükmedilen tazminata yönelik temyizi kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla temyiz itirazlarının miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı vekili tarafından hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle davacı sigortalıya verilen kusur oranı yerinde olup, davalı ve dava dışı kişiler arasındaki kusur belirlemesi hatalı ise de davalı ve dava dışı kişiler arasındaki kusur oranı kendi aralarında açılması mümkün rücu davasında tartışılabilme imkanının bulunmasına göre,
bu hususa ilişkin temyiz itirazlarının iş bu dosya yönünden bozma sebebi olarak kabul edilemeyeceği gözetilerek, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenlerin istinaf sebepleri olarak da dermeyan edildiği ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında gerekçesi açıklanarak itirazların karşılanmış olmasına göre ileri sürülen temyiz sebeplerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş olması karşısında temyiz edenlerin sıfatlarına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/14420, K. 2025/14754, 4 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama