KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/16751 E., 2025/15331 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Kasım 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/4003 E., 2024/3888 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... 14. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/453 E., 2024/425 K.
Karar Metni
1.129 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili ve davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ...'nin oğlu ...'nin 24.02.2014 tarihinde vefatı ile sonuçlanan kazanın iş kazası olarak tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 30.04.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile müvekkilinin murisi ...'nin davalıya ait işyerinde çalıştığının ve çalışma süresinin tespitini talep etmiştir. Davacı vekili 12.07.2019 tarihli beyan dilekçesi ile ölen ...’ın 01.09.2013 tarihinden kaza tarihi olan 24.02.2014 tarihine kadar davalıya ait iş yerinde çalıştığının tespitine karar verilmesini istediklerini beyan etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının oğlu olan ...’nin sigorta kaydının bulunmadığını, davacının ... oğlu ...’nin, yanında çalıştığı iddia edilen işveren ... adına ... İl Müdürlüğünde ... sicil sayılı dosyasında işlem gören, ... Cad. No:105 ... Mah. ...-... adresinde kurulu “...” iş yerinin 29.03.2014 tarihinde 5510 sayılı Kanun kapsamına alındığını ve halen faal olduğunu, nüfus kaydına göre davacının oğlu ...’nin 06.03.2014 tarihinde vefat etmiş olduğunu, adı geçen hakkında iş kazası sigortasından işlem yapıldığına dair bir kayda rastlanmadığını, müvekkili Kurumca nizaya sebebiyet verecek herhangi bir işlem tesis edilmediğinin açık olduğunu, Kurum aleyhine kusur izafesinin mümkün olmadığı beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "1-Davanın kabulü ile davacı murisi ...'nin davalıya ait ... sicil sayılı iş yerinde 01.09.2013-24.02.2014 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak asgari ücretle prim ödeme gün sayısından sayılmak üzere 174 gün çalıştığının, bu çalışmasının Kuruma bildirilmediğinin tespitine, Davacı murisi ...'nin 24.02.2014 tarihinde geçirdiği kazanın 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi kapsamında iş kazası olduğunun tespitine," karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ile davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili özetle;
1.Davacı tarafın Kuruma başvuruda bulunmadığını, bu nedenle davanın usulden reddi gerekmekte iken kabul kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,
2.... ... ile müvekkili ... arasında herhangi bir işçi-işveren ilişkisi bulunmadığını, ...'nin Lastik Onarım Atölyesine olan ziyaretinin, müvekkilinin oğlu... ile arkadaşlığının bulunması ve babasının da bu iş yerinde çalışmasından kaynaklandığını,
3.Müteveffanın tamir işine dahil olmadığını, sadece arkadaşına eşlik ettiğini,
4.Akrabalığın başlı başına tanık beyanını değerden düşürücü bir sebep sayılamayacağını, bu durumda, olayları çok yakından bilen tanıklarının sözlerine değer verilmesi gerekirken, sırf davalı müvekkile yakınlıkları nedeniyle beyanlarına itibar edilmemesinin doğru olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı Kurum vekili özetle;
1.Dosya kapsamında dinlenen tanıkların bordro tanığı olmadığnı ve tanıkların anlatımlarına bu nedenle itibar edilmeyeceğini, Yüksek Mahkeme içtihatlarına göre davacının çalışmasının ispatı için bordro tanıklarının, bordro tanığı yok ise komşu iş yeri tanıklarının ifadelerine başvurulması gerektiğini, işbu dosyada dinlenen tanıkların bordro ya da komşu iş yeri tanığı olmadığının göz ardı edildiğini,
2.Davaya konu olayın, iş kazası sayılabilmesi için iki koşulun birlikte gerçekleşmesinin zorunlu olduğunu, yapılan işin yürütüldüğü iş yerinde, yapılan iş sırasında ve iş süresi içerisinde kazanın gerçekleşmesi gerektiğini, davacının iddialarının her tür şüpheden uzak, somut deliller ile kanıtlanamadığını, Mahkeme'nin tespitlerinin eksik incelemeye dayalı, yasaya ve Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet ve iş kazasının tespiti istemine ilişkindir.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Eldeki davaya konu olayın meydana geldiği tarih itibari ile davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu olup Kanun'un 13. maddesinde iş kazası;
"a) Sigortalının iş yerinde bulunduğu sırada,
b)İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,
c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak iş yeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
d) Bu Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özüre uğratan olaydır." şeklinde belirlenmiştir.
3. İnceleme konusu eldeki davada davacı, kendisinin davalıya ait iş yerinde çalışmakta olduğunu, oğlu ...'ın da davalıya ait işyerinde çalıştığını, yolda kalan bir aracın lastiğinin tamiri için işverenin oğlu ile birlikte gittiğini, lastik tamiri işini yaptıkları sırada bir aracın çarpması sonucu oğlunun vefat ettiğini ileri sürerek oğlunun davalıya ait iş yerinde çalıştığının tespitini ve geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun tespitini talep etmiş olup Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de verilen hükmün eksik araştırmaya dayalı olduğu anlaşılmaktadır.
4. İlk Derece Mahkemesinde yargılamanın sona ermesinden sonra sonuçlanan ve Dairemizin geri çevirme kararı sonrasında dosya içerisine alınan 12.09.2024 tarih- ... sayılı inceleme raporunda, ...'nin 24.02.2014 tarihinde davalıya ait işyerinde fiilen çalıştığı değerlendirilmiş, anılan tarihli işe giriş ve işten ayrılış bildirgesi ile 1 günlük çalışmaya ilişkin prim ve hizmet belgesinin işverenden istenilmesine; söz konusu kazanın ise 5510 sayılı Kanun'un 13.maddesi kapsamında iş kazası sayılması gerektiğine karar verilmiştir.
5. Dosya kapsamında bulunan, davacının kaza sonrasında kolluğa vermiş olduğu 26.02.2014 tarihli ifadesinde özetle, "Ben ... İlçesinde lastik tamircisi ...'in yanında çalışmaktayım. 24.02.2014 günü sat 17:00 sıralarında oğlum ... benim çalıştığım iş yerine gelerek beni ziyaret etti.
Saat 18:00 sıralarında, ..., aracının lastiğinin patladığını bildirerek bizden lastik tamiri yapmamızı istedi, tamir için gerekli malzemeleri arabaya yükledim, işverenin oğlu ... lastik tamiri için çıkmadan oğlum ... bana, ben de ...'a yardım edeyim dedi, ben de gitmesine izin verdim" şeklinde beyanda bulunduğu, davalının bu iş yerinde sürekli olmamakla birlikte arada çalışan oğlu...'in de benzer beyanda bulunduğu anlaşılmakla davacıdan bu beyanı ile ilgili diyeceği sorularak dava dilekçesi ile kolluğa verilen ifade arasındaki çelişki giderilmelidir.
6.Dosya kapsamında dinlenen tanık beyanları yeterli olmadığından davalıya ait tamir atölyesinde lastik tamiri yaptıran o ilçedeki taksici, minibüsçü, davacının oğlunun çalışmasını bilebilecek kişiler tespit edilerek beyanlarına başvurulmalıdır.
7. Davacının ... oğlunun yaşı itibari ile öğrenci olup olmadığı araştırılmalı, hükme esas alınan tanık ..., kendi oğlunun ...'dan önce aynı atölyede çalıştığını beyan ettiğinden tanığın oğlu tanık olarak dinlenmek sureti ile ve tüm deliller hep birlikte değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/16751, K. 2025/15331, 13 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama