KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/1734 E., 2025/3074 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Şubat 2025
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/1541 E., 2024/3463 K.
- İlk derece mahkemesi
- İzmir 16. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/340 E., 2024/17 K.
Karar Metni
928 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 01.02.1999 olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacının Kurumda 1068912 .... sicil sayılı dosyada işlem gören .... ve Konf. San. Tic. Ltd. Şti. adına tescilli işyerinden verilen 01.02.1999 işe alınma tarihli ilk işe giriş bildirgesine göre sigortalılık başlangıç tarihinin 01.02.1999 tarihi olduğunun tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, anık beyanlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığını, işe giriş bildirgesindeki imzanın davacının eli ürünü olmadığının tespit edildiğini, komşu iş yeri tanıklarının dinlenilmediğini, eksik inceleme ile sonuca gidildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, sigorta başlangıcının tespiti istemine ilişkindir.
1.Davanın yasal dayanakları 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanun'un 2., 6., 9., 6, 79. ve 108. madde hükümleridir.
Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli olmayıp, aynı zamanda o kimsenin Kanun'un belirlediği biçimde (506 sayılı Kanun'un 2. maddesi ve 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1999/21-549-555, 2005/21-437-448 ve 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır.
Hizmet tespitinin bir türü olan sigortalılık başlangıç tespiti davasında, dava konusu dönem yönünden hem çalışmaların geçtiği işyerinin varlığı hem de sigortalının çalışmalarının gerçek ve sigortalı çalışma olduğunun hiçbir teredüte yol açmayacak şekilde ispatlanması gerekmektedir.
Bu tür davalar yalnızca bir günlük çalışmanın tespitinden ibaret olarak görülmemeli, bir günlük çalışmanın kabulü ile saptanacak sigortalılık başlangıcının sigortalıya sağlayacağı sigortalılık süresi ile birlikte kazandıracağı haklar dikkate alınmalı ve giriş bildirgesi ile birlikte eylemli çalışmanın bulunup bulunmadığı özellikle belirlenmelidir.
Bu da dava konusu çalışmaların sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı, sigortalı çalışma niteliğinde ise çalışmanın varlığı yönünden dönemde bordrolu olan tanık, yoksa komşu işyeri tanığı araştırarak ifadelerinin alınması, varsa bu döneme ilişkin makbuz, fatura, defter gibi tüm kayıt ve belgelerin incelenmesi, 506 ve 5510 sayılı Kanunlar ile Yargıtayın yerleşik içtihatları gereğidir.
2.Sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için mutlak koşul niteliğindeki hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır. Buna göre eldeki davada, Mahkemenin verdiği hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
3.Yukarıda anılan yasal düzenleme ve açıklamalara göre inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, davacı adına dava dışı .... ve Konf. San. Tic. Ltd.
Şti. ünvanlı işverenin 1068912..... sicil. nolu işyerinden 01.02.1999 tarihli işe giriş bildirgesinin verilmiş olduğu, anılan işyeri nakış işi mahiyetinde olup 14.12.1995-30.04.1999 tarihleri arasında kanun kapsamında olduğu, Kurum tarafından işyerine ilişkin 1999/1. dönem bordrosunun gönderilmediği, bunun yerine anılan döneme ait dönem bordrosu ekran görüntüsünün gönderildiği,ekran görüntüsünde sigortalıların bilgilerin olmadığı sadece sayılarının belirtilmiş olduğu, buna göre dava konusu 1999/1. dönemde 8 sigortalının bildirilmiş olduğunun belirtildiği, öte yandan 1996,1997 ve 1998 yıllarının 1-3. dönemler arası bordrolarının gönderildiği,
komşu işyeri araştırmasının sadece emniyet vasıtasıyla yapıldığı,yapılan bu araştırmanın ise usulüne uygun olmadığı, zira emniyetin araştırma tutanağında davacı ile görüşülmek suretiyle davacının belirttiği isimlerin komşu işyeri ve çalışanı olarak Mahkemeye bildirildiği ve anılan kişilerin de zaten davacı tanığı olarak dinlendiği,başkaca komşu işyeri araştırması yapılmadığı,dinlenen tanıklardan sadece ...'nun işyerinden 1999/2. dönemde 06.03.1999 çıkış olmak üzere 74 gün çalışmasının olduğu,dinlenen diğer tanıklardan işyerinde çalışması olanların ise çalışma dönemlerinin ise talep tarihinden önceki dönemlere ilişkin olduğu,
Mahkemece işyerinden 1999/2. dönemde adı geçen 8 sigortalının belirlenmedişği ve dinlenmedikleri, böylece anılan tanık beyanları ile dosyadaki diğer deliller değerlendirilmek suretiyle eksik araştırma ve incelemeye dayalı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
4.Buna göre Mahkemece, Kurumdan ve davacının beyanı alınmak suretiyle davacıdan, ekran görüntüsü gelen işyerinin 1999/2. döneminde bildirilen 8 sigortalının kimler olduğu hususu sorularak belirlenmeli, anılan kişilerin hizmet döküm cetvelleri getirtilerek beyanlarına başvurulmalı, bordro tanıklarının tespit edilememesi ya da beyanlarının yetersiz kalması halinde işyerine dava konusu dönemde komşu iş yerleri ve sigortalı çalışanları emniyet, SGK, vergi dairesi, belediye nezdinde araştırılarak belirlenmeli,
belirlenen bu kişilerin sigortalılık ve vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle beyanlarına başvurulmalı,komşu işyerinin tespit edilememesi halinde davacının çalışmasını bilebilecek olan kişilerin kimler olabileceği taraflardan sorularak bu kişiler de sigortalılık kayıtları getirtilerek dinlenmeli, böylelikle toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle, davacının işyerinde çalışıp çalışmadığı hususu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir.
5.Kabule göre de davacının; sigortalılığın başlangıcı, işverence yasal süresinde verilmekle zorunlu sigortalılık tescilinin dayanağını oluşturan bildirgede işe giriş günü olarak yazılı tarihin kabul edilmemesi yönündeki Kurum işleminin iptali ile anılan bir günlük çalışma süresinin geçerliliğinin tespiti niteliğinde olduğundan davacının dava dışı işyerinde sigorta başlangıcının yanı sıra aynı tarihte 1 gün süre ile çalıştığının da tespiti yönünde hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemiş olması isabetsiz bulunmuştur. Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, Mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm verilmesi, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
VII. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/1734, K. 2025/3074, 26 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama