KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/2294 E., 2025/9374 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1305 E., 2024/2613 K.
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 41. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/34 E., 2023/105 K.
Karar Metni
1.241 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin davalılardan... Otomotiv San. ve Tic. üstlendiği ... Servis inşaatlarını yapan taşeron ... .... yanında işçi (kaynakçı ustası) olarak çalıştığını, davacının .. ili, ... ilçesi, İzmir Yolu üzerinde Sanayi Sitesi ... Servisi inşaatının çatısında bulunan trapez saçların sökümü işinin yapımı esnasında 06.01.2016 günü sabah saat 09:00 sularında çatı saçlarının yarılması sonucu 5 metre yükseklikten beton zemine düşmesi sonucunda sol ayak bileğinde ve topuğunda kırıklar oluştuğunu belirterek, bu olayın iş kazası olduğunu ve sürekli iş göremezlik oranının tespitini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı şirket vekili özetle, SGK kayıtları ve davacı yan beyanları ile sabit olduğu üzere davacı asilin müvekkil şirket işçisi olmadığını, müvekkil şirketin, fiilen ya da kayden işveren sıfatını haiz bulunmadığını, davacı asilin diğer davalı şirketin işçisi olduğunu, müvekkili şirketin davacı asile emir/talimat verme ve yaptığı işi denetleme yetkisi veya işe alıp işten çıkarma yetkisi bulunmadığını, işveren olmayan müvekkilinin iddia edilen kaza dolayısı ile sorumluluğu cihetine gidilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili ile diğer davalı yüklenici arasında eser sözleşmesi olduğunun, müvekkilinin adam çalıştıran sıfatının bulunmadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı Kurum vekili özetle: Kurum işleminde bir hata bulunmadığını beyanla, davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Davacının 06.01.2016 tarihinde geçirmiş olduğu kazanın, 10.02.2021 tarih ve 2021/400276/002 sayılı SGK Denetmen Raporu ve bu rapora dayalı olarak verilen Ostim SGM'nin 21.09.2021 tarih ve 84 Karar sayılı Komisyon Kararı ile iş kazası olarak kabul edildiği ve Kurum Sağlık Kurulunun 23.11.2022 tarih ve 2...8 Kararına göre davacının 06.01.2016 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası sonucunda sürekli iş göremezlik oranının % 17,20 olduğunun kabul edildiği anlaşıldığından, konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
Davalı... Otomotiv yönünden açılan davanın pasif husumet ehliyeti yokluğundan usulden reddine," karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, davacının iş kazası ve MKGKO oranı tespiti için Kuruma 14.02.2017 tarihinde başvurduğunu, iş kazasını Kuruma bildirme yükümlülüğünün işverende olduğunu bu nedenle Kuruma izafe edilecek bir kusur bulunmadığını, Kurumun davacının dilekçesi ile haberdar olduğunu, kararın bozulmasını talep etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş kazası ve sürekli iş göremezlik oranı tespitine ilişkindir.
Davalı Kurum tarafından dava açıldıktan sonra 10.02.2021 tarih ve 2021/400276/002 sayılı SGK Denetmen Raporu ve bu rapora dayalı olarak verilen Ostim SGM'nin 21.09.2021 tarih ve 84 Karar sayılı Komisyon Kararı ile kazanın iş kazası olarak kabul edildiği ve Kurum Sağlık Kurulunun 23.11.2022 tarih ve 2...8 kararına göre davacının 06.01.2016 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası sonucunda sürekli iş göremezlik oranının % 17,20 olduğunun kabul edildiği, davalı ...'ın yetkilisi olduğu ARS İnşaat ile diğer davalı... Otomotiv Şirketi arasında işverene ait Bursa servisinin çatı işlerinin yapımı konulu yüklenici sözleşmesinin bulunduğu tespit edilmiştir.
İş kazası tespiti davaları bakımından davalı sıfatı ile SGK ve işveren şekli anlamda mecburi dava arkadaşları olarak yer almaktadır. Bilindiği gibi gerek mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu gerekse 25.10.2017 yürürlük tarihli 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nda ihtiyari ya da mecburi dava arkadaşlığına ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak her iki Kanunda da hüküm bulunmayan hâllerde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) ilgili hükümlerinin uygulanacağı açıkça düzenlenmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 58. maddesinde, ihtiyari dava arkadaşlığında davaların birbirinden bağımsız olduğu, dava arkadaşlarından her birinin diğerinden bağımsız olarak hareket edeceği. 59. maddesinde ise mecburi dava arkadaşlığının, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hâllerde söz konusu olacağı.
60. maddesinde ise mecburi dava arkadaşlarının ancak birlikte dava açabilecekleri veya aleyhlerine birlikte dava açılabileceği düzenlenmiştir. Kanunlar, maddi hukuk bakımından bir gereklilik olmamasına karşılık gerçeğin ortaya çıkarılmasını ve taraflar arasındaki hukuki ilişkinin doğru bir şekilde karara bağlanmasını gerekli gördüğü bazı durumlarda dava arkadaşlığını mecburi görmüştür.
Maddi hukuktan kaynaklanmayan ve ancak kanundaki hüküm nedeni ile zorunlu olan bu dava arkadaşlığına şekli mecburi dava arkadaşlığı denir. (Yılmaz, Ejder, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, 2.B,2013, s. 598) şekli mecburi dava arkadaşlığında Mahkeme dava arkadaşları bakımından aynı yönde karar vermek zorunda değildir, dava arkadaşları arasında farklı sonuca varabilir.
(Yılmaz, s. 605) Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda iş kazası tespiti davaları yönünden davalı Kurum ile işverenin dava arkadaşlığı şekli anlamda mecburi dava arkadaşlığı olarak kabul edilmektedir.
Bazı hallerde somut olayda olduğu gibi dava devam ederken, dava açılmasından sonra meydana gelen bir nedenle dava konusu ortadan kalkabilir. Davanın konusuz kalması halinde, artık dava hakkında yargılama yapılmasına ve hüküm verilmesine gerek kalmaz. Başka bir deyişle, her iki tarafın da davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararı kalmamış demektir. Bu halde, Mahkemece, davanın konusunun kalmaması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir.
Mahkemenin konusuz kalma nedeni ile karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kararı maddi hukuka ilişkin bir tespit hükmü niteliğindedir. Zira söz konusu karar ile Mahkeme artık davanın tarafları yönünden davanın esası hakkında karar verilmesinde hiçbir hukuki yararın bulunmadığını tespit etmektedir. Davanın konusuz kalması halinde aynı taraflar arasında aynı dava sebebine dayalı olarak aynı konuda yeni bir dava açılamaz. Aksi takdirde taraflar yönünden kesin hüküm söz konusu olur.
Ancak Kurumun tek taraflı işlemi ile iş kazası tespitine karar verilmesi halinde davanın konusuz kalması durumunda Mahkemece kesin hüküm niteliğinde bir karar verilmesi nedeni ile diğer davalı işverenlerin hukuki durumunun değerlendirilmesi gereklidir.
Somut dosyada dava, davalı... Otomotiv Şirketine ve bu şirketin taşeronu olduğu iddiası ile ... ... yöneltilerek açılmıştır. Mahkemece... Otımotiv şirketi yönünden pasif husumet yokluğundan usulden reddine karar verilmiş ve gerekçede bu tür davaların asıl ve alt işverene karşı birlikte açılamayacağı belirtilmiş ise de bu yönde gerekçe tesis edilmesi yerinde değildir. Çünkü anılan davanın Kurumla birlikte asıl ve alt işverene karşı birlikte açılabileceği gibi sadece sigortalıyı istihdam eden gerçek veya tüzel kişi işverene karşı açılması mümkündür.
Diğer taraftan Kurumca davadan sonra talebin kabul edildiği gerekçe gösterilerek davanın konusuz kaldığına dair Mahkeme kararı da yeterli bulunmamıştır. Mahkemece davanın Kurum yönünden konusuz kaldığına karar verilip ayrıca şekli anlamda mecburi dava arkadaşı olan ... Arslan yönünden de esas hakkında hüküm tesisi gerekir.
Davanın konusuz kalabilmesi için davadan sonra ortaya çıkan bir olay nedeni ile dava konusu hak ve borcun ortadan kalkması ve davanın esası hakkında yargılama yapılıp hüküm tesisinde taraflardan hiçbirinin hukuki yararının kalmaması gerekir. Davanın konusuz kalıp kalmadığı maddi hukuk kurallarına göre belirlenir ve dava konusu hak ve borç bakımından davanın tarafları arasında kesin hüküm teşkil eder.
Bu şart somut olayda davalı kurum yönünden gerçekleşmiştir ancak davalı gerçek kişi işveren yönünden davanın ortadan kaldırılmasını gerektiren bir durum bulunmamasına rağmen ve onun hakkında ayrıca esasa ilişkin hüküm tesis edilmesi gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi yerinde değildir.
Somut olayda SGK ve davalılar arasındaki dava arkadaşlığı şekli anlamda mecburi dava arkadaşı olup her bir davalı yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması mümkün olup bu usuli gerekliliğe uyulmamıştır.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/2294, K. 2025/9374, 2 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama