KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/2678 E., 2025/15756 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Kasım 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/2232 E., 2023/1945 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/52 E., 2023/129 K.
Karar Metni
1.600 kelime·8 dk okuma·7 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacılar vekili, dava dilekçesinde; davacının 02.12.2014 tarihinde iş kazası geçirdiğini, bunun sonucunda Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan inceleme ve tahkikat sonucundan %24 oranında sürekli işgörmezlik derecesi olduğunun tespit edildiğini, işyerinde parke taşı yapımı işi yapıldığını ve parke taşı yapımı aşamasında makinelerin çalışması birbirine paralel ve altlı üstlü iki makine ile olduğunu, bu iki makineden üstte olan raylı sistem üzerinde olduğunu,
üstteki makine alttaki makinenin silmece olacak şekilde üzerine kadar gelir ve kapakları açılarak harç (beton) alttaki makineye dökülür ve bu şekilde parke taşı yapımı gerçekleştiğini, parke taşını çıkaran alttaki makinenin hortumu patlaması üzerine davacı dışarıdaki işinin başından makinelerin olduğu bölüme çağrıldığını, davacıdan makine üzerindeki horlumu çıkarması istendiğini, bu hortumu sökmüş bu sırada patlayan hortum yerine yenisi alınması esnasında çay-ve sigara molası verildiğini, hortum getirtildiğinde tekrar davacıdan mâkine üzerine çıkarak hatlayan hortumu soktugu şekilde yenisini takması istendiğini,
makinenin davacıya çarpmasıyla davacının yaklaşık 1-1,5 mette yükseklikten aşağıya düştüğünü, iş kazasının oluşunda davalı işverenin ve çalıştırdığı kişilerin işçi sağliğı ve iş güvenliğine aykırı hareketi tedbirsizliği ve kusurları söz konusu olduğunu, gerekli iş güvenliği tedbirleri alınmadığını, davacının malüliyetine sebep olunduğunu, belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 1.000,00 TL maddi ve 35.000,00 manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacı vekilinin 04.04.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak maddi tazminat talebi 381.371,28 TL olarak artırılmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının 14.11.2014 tarihinde davalı iş yerinde üretim elemanı olarak vasıfsız işçi olarak çalışmaya başladığını, davacıya iş güvenliği ile ilgili eğitimler verildiğini, kazanın oluşumunda davalı işverenin kusurunun olmadığını, davacının kendisinin kusuru olduğunu, makine çalışması sırasında sesli ve ışıklı uyarı verdiğini, davacının bu uyarıyı dikkate olmadığını, davalı iş verenin iş yerinde tüm iş güvenlik önlemlerinin aldığını, gerekli sesli ve yazılı uyarı ekipmanların mevcut olduğunu, davacının belirttiği maluliyet ve kazanma gücü kaybını kabul etmediklerini,
işyerinde kazanın meydana gelmesinden sonra davacının sağlık kuruluşuna ulaştırıldığını, davacının belirttiği oranda bir maluliyet ve meslek kazanma gücünün azalmasının mümkün olmadığını, kaza sebebi ile oluşan kırık nedeniyle böyle bir maluliyetinin oluşmasının mümkün olmadığını, davalı işverenin davacının tedavi süreçlerine katkı sağladığını, davacıya 3 ay süre ile ücretli izin verildiğini, davacının beyan ettiği kazanma gücü kaybı ve maluliyet oranının geçerli olması halinde kendisine bu oran %10'u geçtiğinde SGK tarafından gelir bağlanacağına,
bağlanan bu gelirinin davacının talep ettiği tazminattan hukuken indirilmesi mahsup edilmesi gerektiğini, maddi tazminat davasında işçi, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu uğradığı maddi zararların tazminini talep etmekte olduğunu, sigortalı işçiye Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından yapılan ve yapılacak olan ödemelerin maddi zarardan düşürülmesi gerektiğini, maddi ve manevi tazminat talebinin reddine ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ".. "SGK tahkikat dosyası, iş güvenliği uzmanı heyet raporu, aktüer hesap raporu, iş görmemezlik tespit raporları, yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından dava; davacının 02.12.2014 tarihinde geçirdiği kaza sonucu ortaya çıkan maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir.
Dava konusu kaza; 02.12.2014 tarihinde davacının iş yerinde parke ve oluk taşı yapımında kullanılan makinenin üzerine çıkarak hortumunu takmakta iken havai hat üzerinde hareket eden ve geçmekte olan harç kovasına çarpması sonucu yaralanması şeklinde meydana gelmiştir.
Kurum tarafından yapılan tahkikatta alınan 25.11.2015 tarih ve 4962 sayılı ... Bölge Sağlık İl Müdürlüğü tarafından düzenlenen raporunda davacının sürekli iş göremezlik derecesinin E cetveline göre %24,0 oranında olduğuna ve kontrol muayenesine gerektiğine karar verildiği anlaşılmıştır.
Kurum tarafından yapılan tahkikatta alınan 05.09.2017 tarih ve 3344 sayılı ... Bölge Sağlık İl Müdürlüğü tarafından düzenlenen raporunda davacının sürekli iş göremezlik derecesinin E cetveline göre %16,2 oranında olduğuna karar verildiği anlaşılmıştır.
Yüksek Sağlık Kurulunun 18.03.2019 tarih ve 2019/4997 sayılı raporunda davacının sürekli iş göremezlik derecesinin E cetveline göre %16,2 oranında olduğuna karar verildiği anlaşılmıştır.
05.03.2021 tarih ve 3733 sayılı ATK 3. İhtisas Kurulunun hazırladığı rapora göre davacının E cetveline göre 28.07.2021 tarihinden itibaren E cetveline göre %16,2 oranında bu tarih öncesinde YSK raporunun uygun olacağı hususu bildirilmiştir.
20.01.2022 tarih ve 166 sayılı ATK 2. Üst Kurulunun hazırladığı rapora göre davacının E cetveline göre 19.07.2017 tarihinden itibaren E cetveline göre %16,2 oranında, bu tarih öncesinde Kurum tarafından yapılan tahkikatta alınan 25.11.2015 tarih ve 4962 sayılı ... Bölge Sağlık İl Müdürlüğü tarafından düzenlenen raporunda davacının sürekli iş göremezlik derecesinin E cetveline göre %24,0 oranında olduğu hususu bildirilmiştir.
Mahkememizce olaya karışan şahısların kusurlu eylemleri ve iş güvenliği ihlallerinin tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yapılmış olup, tahkikat sırasında bilirkişi heyetinden alınan 02.08.2018 tarihli bilirkişi raporunda davalı şirketin %80 oranında kusurlu olduğu, davacının %20 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Davalı iş yerinin sistemin hareketli ve tehlikeli kısmının bulunduğu bölüme işçilerin teknik tedbir almaksızın ulaşmasını engelleyecek tedbirleri almadığı, iş güvenliği ve sağlığı konusunda işçilere yeterli eğitimi vermediği, iş yerindeki çalışmaların iş güvenliği bakımından yeteri kadar denetlemediği ve kontrol etmediği, iş yerinde meydana gelecek risklere karşı işçileri yeteri kadar eğitmediği anlaşılmakla davalı iş yerinin kusurlu olduğu sonucuna varılmıştır.
Davacının yaşı ve kıdemi dikkate alındığında yapmış olduğu işin tehlikeli işler sınıfına girmesine rağmen yeterli tedbir almaksızın sistemin tehlikeli yerlerine yaklaşmasına, dikkate ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması nedeni ile kusurlu olduğu sonucuna varılmıştır. Tarafların kusur oranları bakımından 02.08.2018 tarihli bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun olduğundan bilirkişi raporuna itibar edilmiştir.
Davacının maddi zararının tespiti için Aktuer hesap raporu alınmıştır. ... tarafından sunulan 09.02.2023 tarihli ek bilirkişi raporda maluliyet oranının, kusur durumunun, hesaplamaların tespitinin usul ve yasaya uygun bir şekilde yapıldığı, değerlendirildiği anlaşılmakla rapor hükme elverişli görülmüştür. Söz konusu raporda maddi zararın 380.370,28-TL olarak hesap edilmiş, Davacı tarafın ıslah talebi dikkate alınarak talebin kabulüne karar verilmiştir.
Davacı taraf dava konusu iş kazası nedeniyle manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
....
Bu ilkeler ışığında; davacının, kaza tarihi itibariyle yaşı, olay sonucu sürekli iş göremezliğe maruz kalmış olması, olay nedeniyle büyük elem ve ızdırap çektiğinin kabul edilmesi, paranın değerinde meydana gelen değişim nedeniyle davacı yararına mülga B.K.47 md.si ve 1966 tarih, 7/7 S.Y.İ.B.K. şartları oluştuğu kanaatiyle, tarafların mali içtimai durumu, paranın alım gücü, olayın meydana geliş şekli, olay tarihindeki rayiçler, kusur durumu, manevi tazminatın zenginleştirme amacı olmadığı, manevi tazminatın niteliği dikkate alınarak 32.000,00 TL manevi tazminatın makul olduğu sonuç ve kanaatine varılarak davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü yönünde hüküm kurmak gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesisi Mahkememizce uygun görülmüştür.
"gerekçesiyle,
"Davanın kısmen kabulü ile
-Toplamda 381.371,28 TL maddi tazminatın iş kazasının meydana geldiği tarih olan 02.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
-Toplamda 32.000,00 TL manevi tazminatın iş kazasının meydana geldiği tarih olan 02.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine " karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz isteminde, yargılama sırasında alınan raporlarda davacının sürekli iş göremezlik derecesinin yüksek olarak tespit edildiğini, meydana gelen kaza nedeni ile davacının raporlarda belirtilen derecede sürekli iş göremezlik durumunun olmasının mümkün olmadığını, bu hususta raporlara itirazlarının dikkate alınmadan karar verildiğini, kusur durumunun eksik inceleme ve hatalı değerlendirme neticesi hukuka aykırı olarak tespit edildiğini, kusur ile ilgili bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadan karar verildiğini, hükmedilen tazminat miktarlarının yüksek olduğunu, bilirkişi raporunda davacının zararının,
maddi tazminat alacağının yüksek olarak hesaplandığını, bilirkişi raporunda dikkate alınan değerler ve yapılan hesaplamaların hatalı olduğunu, dosya kapsamı ve davacıya Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan ödemelerin, düşülecek ve indirilecek değerler dikkate alınmadan ve düşülmeden rapor düzenlendiğini, hükmedilen manevi tazminat tutarının fahiş olduğunu belirtmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı vekilinin davacı lehine hükmedilen manevi tazminat tutarına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, 2.Davalı vekili tarafından davacı yararına hükmedilen maddi tazminat tazminat alacağı yönünden yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/2678, K. 2025/15756, 19 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama