KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/3136 E., 2025/15644 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Kasım 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 50. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/1682 E., 2024/1872 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/230 E., 2024/184 K.
Karar Metni
952 kelime·5 dk okuma·7 bölüm
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmek ve yine taraf vekillerince duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma taleplerinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 18.11.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davacı adına Av. ... ... geldi. Davalılar adlarına gelen olmadı. Gelenin yüzüne karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili özetle; müvekkilinin iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğradığı, kazanın meydana gelişinde davalıların kusurlu olduklarından bahisle 2.691.517,08 TL maddi, 80.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili özetle; davanın reddine karar verilmesi
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle iş kazası nedeniyle davacının %40 oranında iş göremezliğe uğradığı, kazanın oluşumunda davacının %30, işveren davalı ...Şirketinin %70, diğer davalı ... Şirketinin kusursuz olduğu, davalılar arasında organik bağ bulunduğu kabulünden hareketle davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, yerel mahkemenin kararına esas aldığı bilirkişi kusur raporunda müvekkiline %30 oranında kusur izafe edildiğini, anılan kusur tespitinin dosya kapsamına ve hukuka uygun bulunmadığını ve bu nedenle kararın bu yönüyle usul ve kanuna aykırı olduğunu, ayrıca karar kesinleşinceye kadar geçecek süre içerisinde maddi tazminat hesabına esas alınan verilerde meydana gelecek artışlar bakımından fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuklarını,
dosyanın karar verildikten sonra Yargıtay aşamasında herhangi bir sebeple bozulması hâlinde maddi tazminat hesabının yeni hesap tarihindeki döneme ait asgari ücret esas alınarak yeniden yapılmasının gerekeceğini, bu durumun müvekkilin maddi tazminat alacağını artıracağını, bu sebeple hükme esas alınan mevcut raporun davalı taraf bakımından usuli kazanılmış hak teşkil etmeyeceğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, davalı müvekkil ...
Şirketine kusur izafe edilmemiş olmasına rağmen, organik bağ bulunduğu gerekçesiyle müvekkilin hüküm altına alınan tazminatlardan sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, yerel mahkemece hesaba esas ücretin hatalı tespit edildiğini, manevi tazminat yönünden belirsiz alacak davası açılmasının hukuken mümkün olmadığını, yerel mahkemece keşif yapılmaksızın ve yeterli değerlendirme ortaya konulmaksızın müvekkili işverenliğe kusur izafe edildiğini, oysa personel sicil dosyası kapsamında yer alan belgelerden davacıya koruyucu gözlük teslim edildiğinin açıkça anlaşıldığını,
davacının usta yardımcısı sıfatıyla gözlük kullanmamasının sonuçlarını bilebilecek durumda olmasına rağmen gözlük kullanmamak suretiyle kazanın meydana gelmesine sebebiyet verdiğini ve bu itibarla asli kusurun davacıya ait bulunduğunu, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde müvekkilleri aleyhine tesis edilen hükmün usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Dosya kapsamından, hükme esas bilirkişi kusur raporunda davacının %30, işveren davalı ... şirketinin %70, diğer davalı ... Otomotiv Şirketinin kusursuz olduğu yönünde görüş bildirildiği, İlk Derece Mahkemesince davalılar arasında organik bağ bulunduğu kabulünden hareketle davalı ... Otomotiv şirketine kusur verilmemiş olmasına karşın adı geçen davalının da hüküm altına alınan tazminatlardan diğer davalı ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna karar verildiği anlaşılmaktadır.
Holding ve şirket gruplarının bünyesinde her biri bağımsız tüzel kişiliğe ve hukuki varlığa sahip şirketler yer alır, her ne kadar bir holding orada çalışanların aidiyet duygusu bakımından ve personel organizasyonunda, insan kaynaklarında vb.konularda ortaya çıkan ilkeler ve uygulamalar açısından bir bütünlük arz etse de, bu holdinge veya şirket gruplarına (topluluklarına) bağlı her şirket hukuki yapıları bakımından ayrı ayrı birer işveren niteliğini taşır.
Dolayısıyla holdinge bağlı şirketlerde çalışan işçilerin işvereni hukuken holding veya şirket topluluğu değil iş akdinin tarafı olan şirkettir. Buna göre, aynı guruba ya da holdinge bağlı farklı tüzel kişiliği haiz şirketlerin iş kazaları veya meslek hastalıklarından kaynaklanan hukuki sorumlulukları, bünyesinde bulundukları holding ya da gruptan bağımsızdır.
Yani holding ya da guruptaki diğer şirketler, zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan işçinin işvereni olan şirketin iş kazaları veya meslek hastalıklarından kaynaklanan hukuki sorumluluklarından ötürü kural olarak sorumlu tutulamazlar.
Ancak şirketler arasında organik bağın bulunduğu durumlarda, birlikte istihdamın mevcudiyeti veya işçinin işveren şirketten alacağının tahsilini olanaksız hale getiren muvazaalı işlemlerin varlığı durumunda işveren şirketle birlikte diğer şirketler de sorumlu tutulabilir. (Süzek, Sarper. İş Hukuku. Yenilenmiş 12. Bası. .... s:158)
Somut olayda, yeterli araştırma yapılmaksızın davalı şirketler arasında organik bağ bulunduğu kabulünden hareketle sonuca gidilmiş olması hatalı olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; davalı şirketlerin bağlı bulunduğu ticaret sicil müdürlüğünden şirketlerin kaza tarihindeki ortak bilgilerini ve faaliyet konularını içeren belgeleri celp etmek, tanıkların yeniden dinlenilmesi suretiyle davalı şirketlerdeki çalışma şeklini, makinelerin şirketler tarafından ortak kullanılıp kullanılmadığını, ürün üretiminde birbirinin devamı niteliğinde üretim yapılıp yapılmadığını araştırmak, sonuç olarak davalı şirketler arasında organik bağ bulunup bulunmadığı hususunu yeniden irdelemek ve usuli kazanılmış hakları gözeterek çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/3136, K. 2025/15644, 18 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama