KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/3730 E., 2025/13712 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Ekim 2025
- İncelenen kararın mahkemesi
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Ek karar tarihi
- 23.01.2025
- Sayısı
- 2024/2686 E., 2024/2824 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... 1. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/193 E., 2024/298 K.
Karar Metni
643 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davalı gerçek kişiler yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili, davalı ... vekili ve davalı şirketler vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı gerçek kişiler yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili, davalı ... vekili ve davalı ... Şirketi vekili tarafından temyiz edilmek ve de davacılar vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 16.09.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir.
Duruşma günü murafaalı temyiz eden davacı asil ... ve diğer davacılar adlarına Av. ... ile davalı ... Belediye Başkanlığı adına Av. ..., davalı ... Akaryakıt Gıda İçecek Turz. Mer. Elek. Nak. San. Tic. A.Ş. adına Av. ..., davalı asil ... ve adına Av. ... ve davalı ... adına Av. ... geldiler. Davalılar ... İtfaiye Malz. San. Tic. Ltd. Şti., ... ve davalı ... adlarına gelen olmadı.
Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek bırakılan günde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Tebliğ, yargılamaya ilişkin işlemlerin taraflara ve ilgililere usulüne uygun olarak bildirilmesidir. Tebliğ, tarafların haklarını kullanabilmeleri, savunmalarını yapabilmeleri ve yargılamanın sağlıklı ilerleyebilmesi açısından hayati önemi haizdir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'un 438. maddesi uyarınca tebligat 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılır.
Tebliğ eksikliği ile tebliğ usulsüzlüğü, birbirine yakın ancak sonuçları bakımından farklı iki kavramdır. Tebliğ eksikliğinde, tebliğ işlemi hiç yapılmamıştır. Yani muhataba ulaşması gereken evrak hiç gönderilmemiş, yanlış adrese gönderilmiş ya da posta süreci tamamlanmamıştır. Bu durumda tebliğ hukuken hiç gerçekleşmemiş kabul edildiğinden yasal sonuç doğurmaz ve süreler işlemeye başlamaz. Dolayısıyla Mahkeme o evrakın ilgili tarafa ulaştığını varsayamaz. Tebliğ usulsüzlüğünde ise tebliğ işlemi vardır ancak geçerli değildir. Bu nedenle Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca usulsüz tebliğe rağmen belge fiilen öğrenilmişse bu öğrenme tarihinde tarafa ulaştığı varsayılarak tebliğe bağlanan süreler işlemeye başlar.
Tebligat Kanunu’nun 11. maddesinde “Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. Vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılması yeterlidir. Eğer tebligat birden fazla vekile yapılmış ise, bunlardan ilkine yapılan tebliğ tarihi asıl tebliğ tarihi sayılır.” hükmü öngörülmüştür.
Aynı Kanun'un “elektronik tebligat” başlıklı 7/a maddesi uyarınca "idareleri, kamu iktisadi teşebbüslerini veya sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait diğer ortaklıkları; adli ve idari mercileri, icra müdürlükleri veya hakemler nezdinde vekil sıfatıyla temsile yetkili olan kişilerin bağlı bulunduğu birim"lere tüzel kişi adına yapılacak tebligatın elektronik yolla yapılması zorunludur.
Öte yandan; Elektronik Tebligat Yönetmeliği'nin 9. maddesinin (5) numaralı fıkrasında "Elektronik yolla tebligat, idareleri, kamu iktisadi teşebbüslerini veya sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait diğer ortaklıkları; adli ve idari yargı mercileri, icra müdürlükleri veya hakemler nezdinde vekil sıfatıyla temsile yetkili olan kişilerin bağlı bulunduğu birime yapılır. Temsile yetkili olan kişilerin ayrı bir elektronik tebligat adresinin bulunması bu kuralın uygulanmasına engel olmaz." düzenlemesi yer almaktadır.
Somut olayda davalı ...'nin ilgili birimine hiç tebligat çıkarılmadığından posta sürecinin tamamlandığından da bahsedilemez. Bu itibarla ortada bir tebliğ eksikliği bulunduğu açık olup temyiz süresi henüz başlamamıştır ve davalı Belediyenin kararı temyiz etmiş olması nedeniyle karardan haberdar olduğu da varsayılamaz.
Dolayısıyla davalı Belediyenin ilgili birimine Bölge Adliye Mahkemesi karar ilamı ve davacılar vekilinin gerekçeli temyiz dilekçesi usulüne uygun olarak elektronik tebligat yoluyla tebliğ edildikten sonra önceki temyiz nedenleriyle bağlı olmaksızın ek temyiz dilekçesi verilebileceği nazara alınarak temyiz süresi geçtikten ve karar temyiz edilirse 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ilgili maddesindeki prosedürün işletilmesinden sonra temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Daireye gönderilmesi gerekir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/3730, K. 2025/13712, 14 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama