KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/3836 E., 2025/7311 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Nisan 2025
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/2531 E., 2024/3832 K.
- İlk derece mahkemesi
- Aliağa 1. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/12 E., 2024/189 K.
Karar Metni
811 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının ... Hükümet Konağı inşaatında çalıştığını, buradan işe giriş bildirgesi verildiğini beyanla davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 08.02.1989 olduğunun ve bu tarihte bir gün çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; husumet ve yetki itirazında bulunmuş, hak düşürücü sürenin dolduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Kurum vekili tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacının davalı adına kayıtlı ... sicil sayılı iş yerinde 08.02.1989 tarihinde hizmet akdine dayalı olarak asgari ücretle (1) gün fiilen çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum ve davalı şirket vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, eksik araştırma ile hüküm kurulduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, (1) gün süre ile sigortalı çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
1.Davanın yasal dayanakları 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunun 2., 6., 9., 6, 79., 108. madde hükümleridir.
Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli olmayıp, aynı zamanda o kimsenin Kanun'un belirlediği biçimde (506 sayılı Kanun'un 2. maddesi ve 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1999/21-549-555, 2005/21-437-448 ve 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının iş yerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır.
Hizmet tespitinin bir türü olan sigortalılık başlangıç tespiti davasında, dava konusu dönem yönünden hem çalışmaların geçtiği iş yerinin varlığı hem de sigortalının çalışmalarının gerçek ve sigortalı çalışma olduğunun hiçbir teredüte yol açmayacak şekilde ispatlanması gerekmektedir.
Bu tür davalar yalnızca bir günlük çalışmanın tespitinden ibaret olarak görülmemeli, bir günlük çalışmanın kabulü ile saptanacak sigortalılık başlangıcının sigortalıya sağlayacağı sigortalılık süresi ile birlikte kazandıracağı haklar dikkate alınmalı ve giriş bildirgesi ile birlikte eylemli çalışmanın bulunup bulunmadığı özellikle belirlenmelidir.
Bu da dava konusu çalışmaların sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı, sigortalı çalışma niteliğinde ise çalışmanın varlığı yönünden dönemde bordrolu olan tanık, yoksa komşu iş yeri tanığı araştırarak ifadelerinin alınması, varsa bu döneme ilişkin makbuz, fatura, defter gibi tüm kayıt ve belgelerin incelenmesi, 506 ve 5510 sayılı Kanun'lar ile Yargıtay’ın yerleşik içtihatları gereğidir.
2.Sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için mutlak koşul niteliğindeki hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır. Buna göre eldeki davada,mahkemenin verdiği hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
3.Yukarıda anılan yasal düzenleme ve açıklamalara göre inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, davacı adına davalı işverenin ... sicil. nolu iş yerinden 03.02.1989 tarihli işe giriş bildirgesinin verilmiş olduğu, ...
Konağı inşaatı mahiyetli iş yerinin 03.01.1987-31.08.1990 tarihleri arasında kanun kapsamında olduğu ve dava konusu 1989/1. dönem bordrosundan 8 kişinin bildirilmiş olduğu, bunlardan 5 tanesinin dinlendiği ancak davacıyı hatırlamadıkları yada tanımadıklarını beyan ettikleri, davacının sigorta sicil no.sunun 1987 yılı serisinden olduğu yılında iş yerinden bordro verilmediğinin bildirildiği, komşu iş yeri araştırması yapılmadığı,
mahkemece hükümet konağı inşaatı işinde çok sayıda çalışan olduğu yönündeki tanık beyanlarından yola çıkarak çalışmaların kısa süreli çalışmalar olduğu kanaatiyle,davacının fiili çalışması tereddütsüz şekilde ortaya konulmadan, eksik araştırma ve incelemeye dayalı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
4.Buna göre Mahkemece, dönem bordrosundan dinlenmeyen diğer bordro tanıkları dinlenmeli,bu tanıkların dinlenememesi yada beyanlarının yetersiz kalması halinde iş yerine dava konusu dönemdeki komşu iş yeri ve kayda geçmiş çalışanları, emniyet, SGK, vergi dairesi ve belediye aracılığıyla yapılacak araştırmayla yöntemince saptanarak,
sigortalılık ve vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle re’sen bilgi ve görgülerine başvurulmalı, davacının iş yerinde ne iş yaptığı, kimlerle birlikte çalıştığı hususunda beyanı alınmalı ve bu kişilerin de hizmet döküm cetvelleri ve işe giriş bildirgeleri celbedilerek dinlenmeli, komşu iş yeri ve çalışanlarının tespit edilememesi halinde tarafların da beyanları alınarak davacının çalışmasını bilebilecek olan kişiler tespit edilerek sigortalılık ve vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle beyanları alınmalı, davacı işe giriş bildirge tarihinde 20 yaşında olduğundan askerlik dönemi sorulmalı,
böylelikle toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle davacının iş yerinde çalışıp çalışmadığı hususu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VII. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/3836, K. 2025/7311, 30 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama