KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/3905 E., 2025/13047 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Ekim 2025
- İncelenen kararın mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/474 E., 2024/486 K.
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 52. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/524 E., 2024/193 K.
Karar Metni
1.321 kelime·7 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ...'ın 16.06.2021 tarihli iş kazasında vefatı nedeniyle davacılar yönünden destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ...Kapı Şirketi vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı itirazında bulunduğunu, müteveffanın müvekkili şirketinin alt işveren, diğer şirketlerin üst işveren olduğu işte kalıp ustası olarak asgari ücretle çalıştığını, kazanın müteveffanın kusuru sonucunda meydana geldiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ....İnşaat Ltd. Şirketi ve ... Müt. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı itirazında bulunduklarını, müvekkili şirketler ile davalı ... Ltd. Şirketi arasında herhangi bir asıl- alt işveren ilişkisinin bulunmadığını, husumet itirazında bulunduklarını, kazanın kaçınılmazlık sonucu meydana geldiğini, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili tüm sorumluluğunun davalı...Şirketinde olduğunu, kazanın müteveffanın kusuru ile meydana geldiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davanın kısmen kabulü ile"
1.Davacı eş ... için 2.108.055,18 TL maddi tazminat ve 150.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 16.06.2021 den itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile belirtilen davacıya verilmesine,
2.Davacı çocuk ... (...) için 50.000,00 TL manevi tazminatın kazatarihi olan 16.06.2021 den itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile belirtilen davacıya verilmesine,
3.Davacı çocuk ... için 115.395,22 TL maddi tazminat ve 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 16.06.2021 den itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile belirtilen davacıya verilmesine,
4.Davacı çocuk ... için 203.933,81 TL maddi tazminat ve 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 16.06.2021 den itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile belirtilen davacıya verilmesine,
5.Davacı çocuk ... için 203.933,81 TL maddi tazminat ve 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 16.06.2021 den itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile belirtilen davacıya verilmesine,
6.Fazla talebin reddine,
7.28.05.2024 tarihli celsede TBK'nın 76. md. göre davacı ... için hükmedilmiş olan 50.000,00 TL ve davacı ... için 25.000,00 TL ve ... için 25.000,00 TL ve davacı ... için 25.000,00 TL geçici ödemenin yapılması halinde hükmedilen tazminat mahsubu konusunun infazda dikkate alınmasına "
karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalılar ... ve ...
Müteahhitlik Nakliyat İnşaat Akaryakıt Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalılar arasında asıl alt işveren ilişkisi bulunmadığını, diğer davalı ...Şirketi ile müvekkili iş ortaklığı arasındaki ilişkinin, anahtar teslimi eser sözleşmesine dayanan bir hukuki ilişki olduğunu, eser sözleşmesi karşılığı ...Şirketi'nden bir işin yapılmasını talep ettiğini,müteselsil sorumlu tutulamayacağını, anahtar teslim eser sözleşmesi gereğince ...Kapının yegane sorumlu olduğunu, kusuru bulunmadığını, kazanın meydana gelmesinde müteveffanın, ...
Kapı Şirketi yetkilileri ve şantiye şefinin kusurlu olduğunu, müteveffanın bordrolara yansıdığı üzere asgari ücret ile çalıştığını, ayrıca yapılan iş dikkate alındığında inşaatlarda çalışan müteveffanın sektörü sebebiyle çalışma süresinin inşaat süreci ile sınırlı olduğunu, hava koşullarından ötürü yılın on iki ayında çalışmasının mümkün olmadığını, son duruşma zaptını ve kısa kararı imzalayan mahkeme katibi ile gerekçeli kararı imzalayan mahkeme katibinin farklı olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir.
Davalı ... Kapı Met. Çel. İnş. Hav. Nak. San. Tic.
Ltd.Şti. vekili temyiz dilekçesinde özetle; alacakların zamanaşımına uğradığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda bilirkişi tarafından yapılan tüm hesaplamaların fahiş ve hatalı olduğunu, son güncel asgari ücrete göre hesaplama yapılmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, kaza tarihindeki asgari ücret esas alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, tazminata esas alınan ücretin hatalı hesaplandığını, aynı zamanda bilirkişinin eş ve çocukların paylarının dağıtımını da yasada belirtildiği şekilde yapmadığını, pasif dönem gelirinin de hatalı bir şekilde fazla hesaplandığını,
davacılardan ...'ın çalışıp kazanma yeteneği göz önünde bulundurulmadan bakiye ömürünün sonuna kadar ölenin desteğinden yoksun kalacağından bahisle hesaplama yapılması ve çocuklara 25 yaşa kadar destek hesabı yapılmasının hatalı olduğunu, kazanın ... işçinin kusuru sonucu meydana geldiğini, işçiye gerekli tüm ekipmanların verildiğini, ... işçiye verilen kusur oranının çok düşük olduğunu, kazanın meydana gelmesinde ... ...., ... ....ve ... ...'in de kusuru bulunduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının çok yüksek olduğunu, davacılar lehine hükmedilen vekalet ücretinin de yüksek ve hatalı hesaplandığını belirterek temyiz etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Anayasanın 141. maddesinde, yargılamanın aleniyeti ilkesi benimsenmiştir. Bunun anlamı yargılama açık olarak yapılacak ve yargılamanın sonunda verilen kararda açıkça belirtilecektir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 14. (HMK’nın 28.) maddesinde de bu husus belirtilmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 294. maddesi gereğince Mahkeme, hazır olan tarafları iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Kararın tefhimi aynı Kanun'un 294. maddesinde belirtilen hüküm sonucunun tutanağa geçirilerek okunması suretiyle olur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/1-c. maddesinde, bir Mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiği açıklanmıştır.
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297. maddesinde ise
“(1) Hüküm "Türk Milleti Adına" verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:
a)Hükmü veren Mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, Mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini.
b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini.
c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri.
ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini.
d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını.
e)Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.
(2)Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” şeklinde düzenleme getirilmiştir.
Yine Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 298. maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüte yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Bu hükümden anlaşılacağı gibi Mahkeme hükmünü gerekçesi ile birlikte tam olarak yazmış olsa bile bunu duruşma tutanağına tamamen yazdırması ve okunması gerekir.
Bir başka ifade ile Mahkeme hükmünün hukuki varlık kazanabilmesi için onun tefhim edilmesi, verilen kararla ne şekilde tefhim edildiğinin duruşma tutanağına yazılması zorunludur. Aynı maddenin son fıkrası gereğince de zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın sonradan belli bir süre içinde yazılması mümkündür.
Kısa karar, bir davayı sona erdiren (Niha-i) temyizi mümkün olan son kararlardandır. Bu kararla Mahkeme davadan elini çeker ve davayı sona erdirmiş olur. Asıl olan kısa karardır. Bu gibi hallerde de Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile daha sonra yazılan gerekçeli kararında buna uygun olarak düzenlenmesi gereklidir. (10.04.1992 gün ve 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı) Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 2011/21-23 E. 268 K., 2012/6–97 E. 203 K., 2012/10–149 E. 291 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir.
Somut olayda, Mahkemece gerekçeli kararın hüküm fıkrasına kısa kararda yer verilmeyen 7. Bent ile "28.05.2024 tarihli celsede TBK'nın 76. Md. Göre davacı ... için hükmedilmiş olan 50.000,00 TL ve davacı ... için 25.000,00 TL ve ... için 25.000,00 TL ve davacı ... için 25.000,00 TL geçici ödemenin yapılması halinde hükmedilen tazminat mahsubu konusunun infazda dikkate alınmasına" ifadesi eklenerek verilen kararın hüküm fıkrasının değiştirildiği ve böylece kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratıldığı anlaşılmıştır.
O halde, kanunun açık hükmüne aykırı görülen hususlar re'sen dikkate alınarak bozma sebebine göre bu aşamada sair temyiz itirazları incelenmeksizin, istinaf itirazlarının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmalıdır.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/3905, K. 2025/13047, 6 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama