KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/4099 E., 2025/7547 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1796 E., 2023/2135 K.
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 2. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/13 E., 2023/336 K.
Karar Metni
832 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...'in işyerinde akü montaj hattında çalışırken, çalıştığı makinenin zincir koruyucu kapağının kırık olması nedeniyle elini ve eldivenini makinenin kaptığını belirterek; iş kazası nedeniyle davalı taraftan maddi ve manevi tazminat talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın kaza tarihine ilişkin beyanının hatalı olup 05.01.2012 tarihinde gerçekleşen dava konusu kazanın meydana gelmesinde müvekkil şirketin herhangi bir kusuru ve sorumluluğu bulunmadığını; davacının tüm iddia ve taleplerinin haksız ve mesnetsiz olduğunu; bu kapsamda haksız davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararında özetle; "..1-Davanın kısmen kabulü ile Maddi tazminat alacağı olan net 304.028,22 TL'nin iş kazası tarihi olan 06.01.2012 'den itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine
Manevi tazminat alacağı olan net 5000 TL'nin iş kazası tarihi olan 06.01.2012 'den itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine,.." karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerinin istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "..Davacının istinaf başvurusunun kabulüne, davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,
HMK’nın 353/1-b-2. maddesine göre Mahkeme kararının ortadan kaldırılması ile davanın esası hakkında yeniden karar verilerek; Davanın kısmen kabulüne; a)Davacının maddi tazminata ilişkin davasının kabulü ile 304.028,22 TL maddi tazminatın iş kazası tarihi olan 06.01.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, b)Davacının Manevi Tazminata ilişkin talebinin kısmen kabulü ile 7.000,00 TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 06.01.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine,.." karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, hukuki yarar yokluğundan reddinin gerektiğini, zamanaşımı def'inin dikkate alınmadığını, davacının maluliyet oranının tespiti hususundaki itirazlarının Mahkemece dikkate alınmadığını, kazanın tamamen davacının kusurundan kaynaklandığını, bu nedenle davacı lehine tazminata hükmedilemeyeceğini, davalıya isnat edilen kusur oranını kabul etmediklerini, davalı işverenin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, taraflı tanık beyanlarına itibar edilmesinin hatalı olduğunu,
davacının kusurunun zarar ile işveren arasındaki uygun illiyet bağını kestiğini, bu nedenle davalı şirketin sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini, davacının manevi tazminat talebinin tümden reddinin gerektiğini, hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, davanın reddinin gerektiğini belirterek temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş kazası sonucu maddi ve manevi tazminatın davalı taraftan tahsili istemine ilişkindir. 1-Davalı vekilinin hükmedilen manevi tazminat miktarlarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan kesinlik sınırının 238.730,00 TL olup hükmedilen tazminata yönelik temyizi kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla temyiz itirazlarının miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle, dosya kapsamında toplanan bilgi ve belgelere, delil ve ispat durumuna göre, kusur belirlemesine dair kabulün dosya kapsamı ile dairemizce benimsenen ilkelere uygun olmasına,
temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenlerin istinaf sebepleri olarak da dermeyan edildiği ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında gerekçesi açıklanarak itirazların karşılanmış olmasına göre, ileri sürülen temyiz sebeplerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş olması karşısında temyiz edenlerin sıfatlarına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/4099, K. 2025/7547, 6 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama