KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/4150 E., 2025/15246 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Kasım 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/3740 E., 2024/3223 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... 6. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/167 E., 2024/177 K.
Karar Metni
628 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1996- 2001 yılları arasında tütün üreticisi olarak çalıştığını, işbu çalışmasına istinaden 01.01.19 98... .12.2000 yılları arasındaki çalışmanın tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ...Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiğini, dava konusu olayda 506 sayılı Kanun ilgili maddeleri gereği tespit ve tescil taleplerinin, çalışıldığı iddia edilen sürenin sonundan itibaren 5 yıl içinde dava konusu edilmesi gerekmekte olup bu süreyi asan sekildeki taleplerin değerlendirilemeyeceğinin açık şekilde düzenlendiğini, bu sürenin niteliği itibariyle hak düşürücü süre olduğunu, dava dilekçesindeki çalışma iddiasına konu olayda müvekkilin hukuki anlamda taraf veya işverenlik gibi bir durumu, konumu ve sıfatı bulunmadığını,
davacının müvekkil Kuruma iddia edildiği sekli ile ürün satıp satmadığı satmış olsa bile bu sürenin ne kadar olduğu tartışmalı ve ispata muhtaç olmakla birlikte böyle bir durum söz konusu olsa dahi bu durum müvekkil açısından hukuki anlamda bir işverenlik konumu vazetmedigi gibi bu durum yasal olarak da müvekkile içeren sorumluluk ve yükümlülüğü yüklemediğini, davacı iddiaların kabul anlamına gelmemek kaydı ile bu iddia geçerli olsa dahi bu durum belki davacının çiftçi olarak Bağ-Kur (SGK) ile serbest çalışan çiftçi anlamında Bağ-Kur /SGK'lı sayılmasını gerektireceğini,
böyle bir durumun müvekkil Kurum ile bir ilgisi de söz konusu olmadığını, davacının müvekkil Kuruma ürün satış olmadığı gibi Bağ-Kur prim kesintisi ve diğer hususlardan da müvekkilin sorumluluğunun bulunmadığını, bu nedenle müvekkil ... A.Ş.'nin işbu davada işveren sıfatı yokluğu nedeniyle husumet açısından reddini talep etmiştir.
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; zorunlu Bağ-Kur sigortalılığını talep ettiğini, tarih aralığının net olmadığını, davacının, müvekkil Kurumun 7...6 Bağ-Kur no.lu sigortalısı olduğunu, davacının dosyasının tetkikinde, davacının 12.03.2018 tarihinde tevkifattan dolayı hizmet alma talebi ile müvekkil Kuruma müracaat etmesi üzerine ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü ve ...
Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Tevkifat servisleri ile yapılan yazışmalar neticesinde davacı adına tevkifat kesintisi tespit edilemediğini, ayrıca davacının 30.12.2014 tarihinde başlamış olan ziraat odası kaydı ve muafiyet belgesi bulunmadığını, davacının 08.03.2019 tarihinde muafiyet kalktı belgesi alması nedeniyle 08.09.2019 tarihinden itibaren başlayan ve halen devam eden 4/1(b) sigortalılığı bulunmadığını açıklanan sebeplerle de davacıya 5510 sayılı Kanun'un 4/1(b) bendinin 4 numaralı alt bendi kapsamında tevkifattan dolayı geçmişe dönük hizmet verilemediğini,
müvekkil Kurum tarafından yapılan işlemler mevzuat hükümlerine uygun olup bu hükümler gereğince davacının talebinin kabulünün mümkün bulunmadığını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; isitinaf dilekçesinde belirttiği gerekçeleri ile usul ve kanuna aykırı kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/4150, K. 2025/15246, 12 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama