İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /10. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 10. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/4466 K.2025/6647

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf…

Esas2025/4466Karar2025/6647Tarih24 Nisan 2025Okuma13 dk · 2.552 kelime

KÜNYE

10. Hukuk Dairesi 2025/4466 E., 2025/6647 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
24 Nisan 2025
Mahkemesi
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
Sayısı
2024/1946 E., 2025/180 K.
İlk derece mahkemesi
İzmir 11. İş Mahkemesi
Sayısı
2018/603 E., 2024/272 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.552 kelime·13 dk okuma·11 bölüm

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı şirkette 06.11.2017 tarihinde tesviye operatörü olarak çalışmaya başladığını, kaza geçirdiği tarihte 2.900 TL ücret aldığını, vardiyaların 8 saat sürdüğünü, 31.03.2018 kaza günü müvekkilinin 03-11 arası çalışmasına gittiğini, gece saat 11:00'e kadar çalıştığını, paydos sırasında işveren temsilcisince yetiştirilmesi gereken işlerin bulunduğu, eleman açığı bulunduğu,

11-07 vardiyasına kalması gerektiğinin söylendiğini, müvekkilinin yorgun olduğunu, çalışamayacağını söylemesine rağmen işverenin zorladığını ve 11-07 vardiyasına kaldığını, gece 02:30 sularında 10 kg civarında ağırlığı bulanan jantı çevirdiği sırada kayıp düşerek sağ elinin / bileğinin / kolunun üstüne düştüğünü, işveren tarafından eldiven ve koruyucu gözlük dışında herhangi bir iş malzemesi verilmediğini, jantın taşlanması işinin niteliği ve niceliği gereği ince eldiven ve koyucu gözlük kullanılmak suretiyle yapıldığını, kazada müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, fizik tedaviye rağmen düzelme olmadığını,

12.11.2018 tarihinde ameliyat geçirdiğini, hem geçici hem de sürekli işgöremezliğinin bulunduğunu, yaşadığı kazadan dolayı yoğun elem ve ızdırap duyduğunu iddia ederek 10.000 TL geçici ve sürekli iş kaybından kaynaklı maddi tazminat ile 100.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 06.11.2017 - 20.11.2018 tarihleri arasında tesviye operatörü ünvanı ile çalıştığını, kazanın davacının dikkatsizliği ve kusuru sonucu meydana geldiğini, üretilen jantların ortalama 10 kg civarında ağırlığa sahip olduğunu, olayda illiyet bağının müvekkili şirket yönünden koptuğunu, müvekkili şirketin işçiyi koruma ve gözetme borcunu yerine getirdiğini, çalışanlara iş kıyafetlerinin yanında çelik burunlu bot, koruyucu gözlük, baret, kulaklık, iş eldiveni gibi koruyucu iş ekipmanlarının iş başı yapması ile teslim edildiğini, molalarda ve vardiya esnasında,

vardiya başlamadan önce ekipmanların kullanılıp kullanılmadığının kontrol edildiğini, işçinin jantı bileğinin üzerine düşürmesinin ancak dik ... jantın altına kendi elini koyması şeklinde olabildiğini, tesviye bölümünde yatık ya da eğimli durduğunu ve işçinin altına elini koyması içgüdüsel olarak tehlikeli olacağından işçiden böyle bir davranışta bulunmasının beklenemeyeceğini, talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, davacıya gittiği her hastanede farklı tedavi uygulandığını, doğru teşhis yapılmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davaya konu iş kazasının meydana gelmesinde davalı işverenin %75, davacı kazalının %25 oranında kusurlu olduğu, davacının kaza nedeniyle %10,3 oranında sürekli iş göremezliğe maruz kaldığı gerekçesiyle; "1-)Davanın kısmen kabulü ile 855.916,54 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 31.03.2018 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-)80.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 31.03.2018 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine," şeklinde karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1-Davalı vekili istinaf dilekçesi ile kararın Mahkemece somut ve açık olarak gerekçelendirilemediği gibi eksik, hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, gerekçeli kararda yer alan gerek esasa gerekse usule ilişkin aykırılıkların yanı sıra Mahkemece somut gerçeklikler ve delillerin değerlendirilmesi hususundaki hatalı yorumlamalar neticesinde alınan kararın bu haliyle taraflarınca kabul edilebilmesinin mümkün olmadığını, şöyle ki;

aynı alacak talepleri yönünden ikinci kez talep artırım talebinde bulunulabilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafın dilekçesinde 2. kez talep artırım dilekçesi sunduğunu ve Mahkemece işbu ikinci talep artırım dilekçesine itibar edilerek hüküm kurulduğunu, Mahkemenin işbu kararının usulen ve esasen hukuka aykırı olduğunu, davacının işbu davayı HMK madde 107. uyarınca belirsiz alacak davası olarak açtığını, HMK 107. maddesinin gerekçesine göre alacak belirli ... geldiğinde artırımın sadece bir kez yapılabileceğini,

ikinci kez artırım yapılmak istenirse iddianın genişletilmesi yasağı ile karşı karşıya kalınıp ikinci kez talep artırım talebinin reddedileceğini, davacının dilekçesinin ıslah dilekçesi olarak kabul edilmesinin de mümkün olmadığını, davacı tarafın dilekçesinde 2. kez talep artırım dilekçesi sunulamayacağının farkında olduğu için dilekçesinin her halükârda ıslah dilekçesi olarak kabul edilmesini talep ettiğini, davacının bu talebinin de hukuka aykırı olduğunu, talep artırımın belirsiz alacak davası için söz konusu olduğunu, ıslah dilekçesinin ise kısmi alacak davası için söz konusu olduğunu,

davacı tarafın bu davayı belirsiz alacak davası olarak açtığını, bu kapsamda dilekçenin ıslah dilekçesi olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının verdiği dilekçelerin ıslah dilekçesi olarak dikkate alınması halinde davacının 2. kez talebini ıslah ettiğinin kabul edilmesi gerektiğini, bu kapsamda 2. kez ıslah dilekçesi verilmesinin de hukuka aykırı olduğundan reddi gerekeceğini, davacının kendi kusuru nedeniyle iş kazası geçirmiş olup maddi tazminata hak kazanamayacağını, davacı işçinin 06.11.2017 - 20.11.2028 tarihleri arasında müvekkili şirkette tesviye operatörü olarak çalıştığını,

18.10.2017 tarihinde müvekkili şirkete işe alım için başvurduğunu, davacının doldurduğu işe alım formunun eğitimli ve deneyimli, kalifiye işçi olduğuna dair beyanlar ve bilgiler içerdiğini, davacının aldığı eğitimlere ek olarak müvekkili şirketin de davacıya birçok eğitim verdiğini, sertifikaların dosyada mevcut olduğunu, müvekkili şirketin İSG eğitimlerini, önlemlerini eksiksiz yerine getiren, çalışanlarına gerekli tüm kişisel koruyucu donanımları sağlayan, işçisini koruma ve gözetme borcunu yerine getiren, gerek ulusal gerek uluslararası birçok denetime tabi bir şirket olduğunu,

çalışanlarına önem veren müvekkili şirketin iş yerinde iş kazası meydana gelmemesi için tüm gücüyle çalıştığını ve gerekli tüm önlemleri aldığını ancak davacı ...'nun 31.03.2018 tarihinde müvekkili şirkette çalışırken kendi kusuru ve ihmali sonucu iş kazası geçirdiğini,

raporlarda müvekkili şirkete kusur yüklenmesinin sebebinin davacının uzun süre çalışmasının davacıda yorgunluk ve dikkat dağınıklığı oluşması olarak gösterildiğini ancak müvekkili şirkette çalışma sürelerinin yasal sınırlara uygun olduğunu ve kimsenin zorla fazla mesaiye bırakılmadığı gibi çalışmak istemeyen işçilerin de zorla mesaiye bırakılmasının asla söz konusu olmadığını,

davacının da fazla çalışma yapmak istemediğine dair bir beyanı ya da başvurunun bulunmadığı ya da varsa yorgunluğu sebebiyle mola verme seçeneklerini kullanmayarak çalışmaya devam etmesi karşısında neredeyse tüm sorumluluğun müvekkili şirkete yüklenmesinin hatalı olduğunu, önceki beyanlarında da ifade edildiği üzere dava konusu kaza olayının iş tekniği bakımından işlenecek jantın rulolar üzerine konulması gerekirken davacının jantları tezgahtaki rulolar üzerine yerleştirememesi sebebiyle gerçekleştiğini,

kazalı işçinin olayın gerçekleştiği tarihte tecrübeli bir çalışan olduğunu ve jantları işlemeden önce rulolar üzerine yerleştirmesi gerektiğini bilebilecek bir konumda olduğunu, nitekim kusur raporunda da davacının çalışmaktan kaçınma hakkını kullanmadığı ve doğal olarak en iyi kendisinin bilmesi gereken vücudunun yorgunluğa ve uykusuzluğa direncini göz ardı ettiğinin belirtildiğini, dışarıdan bir gözle takip edilemeyecek davacının yorgunluğu ve uykusuzluğunun, kazaya sebep olduğu olayda davacının sakladığı bu hususa rağmen izafe edilen % 25 kusur oranının çok düşük olduğunu,

işçinin bizzat kendi kusur ve ihmali neticesinde kazaya sebep olduğunu, hal böyle iken müvekkili şirkete bu miktarda kusur izafesini ve bu doğrultudaki kusur oranı üzerinden yapılan hesaplamaların kabulünün mümkün olmadığını, Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere zarar gören davacının dikkatsiz davranışları ve ağır kusurlu olması sebebiyle illiyet bağının müvekkili şirket yönünden kesildiğini (Av. Dr. ...

Narter, İş Kazası ve Meslek Hastalığında Hukuki ve Cezai Sorumluluk, 2014, sf.

359), (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 20.3.2013 tarihli 2012/21-1121 Esas ve 2013/386 Karar sayılı ilamı), bu halde davacıya verilen tüm eğitimler, davacının yaşı, tecrübesi ve mesleki kıdemi göz önünde bulundurulduğunda müvekkili şirketin kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusurlu davranışının ve dolayısıyla sorumluluğunun olmadığının açıkça ortada olduğunu, bu sebeplerle kurulan hükmün kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkili şirketçe tüm çalışanlara periyodik olarak iş güvenliği eğitimi verildiğini ve bu eğitimlerin sürekli aralıklarla tekrarlandığını,

müvekkili şirketçe gerek çalışanların işe alımları esnasında gerekse ilerleyen süreçlerde iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin eğitimlerin verildiğini ve periyodik olarak bu eğitimlerin tekrarlandığını, nitekim kazalı işçiye de bu doğrultuda eğitimler verildiğini, dosyaya ilgili evrakların taraflarınca sunulmuş olup Mahkeme kararında bu husustan bahsedilmediğini, ayrıca müvekkili şirketçe davacı işçiye iş sağlığı ve güvenliği bakımından her türlü ekipmanın da sağlandığını, yani bu doğrultuda müvekkilince mevzuattan kaynaklanan iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili her türlü önlemin tüm çalışanlar için olduğu gibi kazalı işçi için de alındığını,

davacının kabulünde olduğu üzere iddia olunan olayın da işçinin dikkatsizliği sonucu meydana geldiğini, dolayısıyla davacının kendisine verilen tüm eğitimlere rağmen söz konusu kazaya sebebiyet verdiğini ve kendi kusuru ile iş kazası geçirmesine sebep olduğunu, bu nedenle de müvekkili şirketin işbu somut uyuşmazlık itibariyle herhangi bir sorumluluğu olmadığının kabulü gerektiğini, aksi doğrultuda verilen kararın kaldırılmasını talep ettiklerini, davacının müvekkili şirket nezdinde fiilen çalıştığı dönemler için aktif dönem zararı hesaplanmasının hatalı olduğunu,

SGK kayıtlarından ve davacının beyanlarından anlaşıldığı üzere davacının 31.03.2018 tarihindeki kazadan sonra da 20.11.2018 tarihine kadar iş yerinde çalışmaya devam ettiğini ancak gerekçeli karara esas alınan raporda bilirkişinin hesaplama yaparken davacının müvekkili şirket nezdinde çalışmaya devam ettiği, 13.06.2018 tarihinden 20.11.2018 tarihine kadar geçen süre için dahi aktif dönem zararı hesapladığını,

oysa bu süreler için de davacının fiilen iş yerinde çalışmaya devam edip ücretini aldığından aktif dönem zararı hesabının hatalı olduğunu çünkü davacının fiilen müvekkili şirket nezdinde çalıştığından herhangi bir aktif dönem zararının söz konusu olmadığını, neticeten;

hatalı bilirkişi raporuna dayanarak kurulan hükmün davacının mükerrer kazanç sağlamasına ve sebepsiz zenginleşmesine neden olacağını, davacı için pasif dönem zararının hesaplanmasının hatalı olduğunu, karara esas alınan bilirkişi raporunda davacının bilinmeyen pasif dönem zararının (14 yıl için) hesap edilmesinin de hukuka aykırı olduğunu çünkü davacının çalışma gücü kaybının % 10,3 olduğunu, davacı için bilinmeyen pasif dönem zararının hesaplanabilmesi için çalışma gücü kaybının en az % 60 olmasının zorunlu olduğunu ancak davacının çalışma gücü kaybı oranının % 10,3 olduğunu,

bu sebeple davacı lehine pasif dönem zararı hesaplanmasının hatalı olduğunu, davacı lehine hükmedilen manevi tazminat tutarının fahiş olduğunu, işbu nedenle önceki beyanları, yukarıdaki açıklamaları ve re'sen gözetilecek sebeplerle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi talebiyle istinaf etme zorunluluğunun doğduğunu savunarak ilamın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2-Davacı vekili katılma yolu ile istinaf dilekçesi ile davalı vekili tarafından dava dosyasına sunulan istinaf başvuru dilekçesinde yer alan aleyhe hususları kabul etmediklerini beyan etmekle birlikte HMK 348. maddesi uyarınca yasal süresi içerisinde katılma yolu ile istinaf başvuru dilekçesini sunduklarını, şöyle ki;

müvekkili lehine hükmedilen maddi tazminat tutarının gerçek zararı karşılamaktan bir hayli uzak ve Mahkemece hükme esas alınan aktüerya raporunda yapılan hesaplamaların oldukça düşük ve müvekkili aleyhinde hata içermekte olup bu yönü ile kararı istinaf ettiklerini, Mahkemenin kabulüne göre ve hükme esas alınan aktüerya raporunda, esas alınan gelir miktarının oldukça düşük olup bu yönü ile kararı istinaf ettiklerini, Mahkemenin kabulüne göre ve hükme esas alınan aktüerya raporunda, tazminat hesabından % 25 oranında indirim yapılmasının hatalı ve hukuka aykırı olup bu yönü ile rapora itiraz ettiklerini, hesaplamalara dayanak alınan,

bilirkişi kusur raporuna karşı beyan ve itirazlarına ilişkin olarak UYAP üzerinden dava dosyasına sundukları 24/04/2023 tarihli dilekçe içeriğini aynen tekrar ettiklerini, meydana gelen dava konusu iş kazasında müvekkiline ait kusur bulunmamakta olup kusurun tamamının (% 100) davalı işverene ait olduğunu, müvekkiline kusur verilmesini asla kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili için % 25 olarak belirlenen kusur oranının oldukça fahiş olduğunu, bu nedenlerle tazminat hesabından kusur indirimi yapılmamasını, aksi takdirde kabul anlamına gelmemek kaydıyla % 25 oranından çok daha az bir oranda indirim yapılmasını talep ettiklerini,

Mahkemece hükme esas alınan aktüerya raporunda TBK 55. maddesi uyarınca tazminattan yapılan indirim miktarının fazla olup bu yönü ile kararı istinaf ettiklerini, Mahkemece hükme esas alınan aktüerya raporunda davacı müvekkilinin aktif çalışma döneminin 65 yaş sonuna kadar kabul edilmesi gerekirken aktif dönem sonu olarak 60 yaşın esas alınmasının hatalı olduğunu, ülkemiz gerçeklerine göre 60 yaş üzerindeki kişilerin en az 65 yaşına kadar aktif çalışma hayatı içerisinde bulunduklarının kabulü gerektiğini, raporun gerçek verilere en yakın şekilde hazırlanması gerektiğini,

nitekim uygulamadaki bilirkişi raporlarında da ekseriyetle aktif çalışma döneminin 65 yaş sonuna kadar kabul edilmekte olup bu yönü ile kararı istinaf ettiklerini, Mahkemece hükme esas alınan aktüerya raporunda gelire eklenen asgari geçim indirimi miktarlarının düşük hesaplanmış olup bu yönü ile rapora itiraz ettiklerini, tazminat hesabının bilinen en son asgari ücret miktarı gözetilerek yapılması gerektiğini, yine istinaf kanun yolunun yeniden yargılama yolu olduğunu,

bu nedenlerle yapılacak olan istinaf incelemesine konu karar tarihi itibariyle bilinen en son asgari ücret miktarı gözetilerek müvekkilinin maddi tazminatını miktarının belirlenmesini talep ettiklerini, bu yönü ile kararı istinaf ettiklerini, Mahkemece enflasyonun etkisi ile paranın satın alma gücünde gerçekleşen önemli orandaki azalma, Yargıtay kararlarında belirtilen caydırıcılık unsuru, kusur durumu, maluliyet durumu ve dosya kapsamı uyarınca, manevi tazminat taleplerinin tam kabulüne karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı ve hukuka aykırı olup bu yönü ile kararı istinaf ettiklerini,

Mahkemece davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu iddia ederek davalı tarafın haksız, mesnetsiz, hukuka aykırı ve kötüniyetli istinaf başvurusunun usul ve esastan reddine, katılma yolu ile istinaf başvurusunun kabulü ile kararın müvekkili lehine kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle; talep artırım ve faiz başlangıç tarihlerine ilişkin uygulamada ve delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla ve kamu düzenine aykırı bir husus da tespit edilemediğinden taraf vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1-Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2-Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi

3. Değerlendirme

A)Taraf vekillerinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;

Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Dosya içeriğine göre davacı vekilince dava dilekçesinde 100.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunulduğu, İlk Derece Mahkemesince davacı yararına 80.000,00 TL manevi tazminata hükmolunduğu, Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda anılan kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde reddine ve kabulüne karar verilen tazminat miktarlarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından taraf vekillerinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.

B)Taraf vekillerinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR

Açıklanan sebeple; Taraf vekillerinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Taraf vekillerinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat alacağı yönünden yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin ilgilisinden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/4466, K. 2025/6647, 24 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
  8. B. İstinaf Sebepleri
  9. C. Gerekçe ve Sonuç
  10. V. Temyiz
  11. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  12. B. Temyiz Sebepleri
  13. C. Gerekçe
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4466
Karar No
2025/6647
Tarih
24 Nisan 2025

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/4470 K.2025/7345
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/4472 K.2025/6655
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2025/4476 K.2025/5298
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/4480 K.2025/6848
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/4482 K.2025/6849
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/4486 K.2025/6850

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.