KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/4711 E., 2025/12900 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Ekim 2025
- İncelenen kararın mahkemesi
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/1732 E., 2024/2447 K.
- İlk derece mahkemesi
- Gebze 10. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/5 E., 2022/7 K.
Karar Metni
858 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların murisleri olan ...'in 15.10.2012 tarihinde geçirdiği kalp krizi iş kazası sonucu vefat ettiğini belirterek maddi ve manevi tazminat talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların murisinin kalp krizi geçirerek öldüğünü ölümünün iş kazası olmadığını, olayın kaçınılmazlık sonucu olduğu herhangi bir kusurlarının bulunmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında alınan kusur bilirkişi raporlarında her ne kadar olayın kaçınılmazlık sonucu meydana geldiği belirtilmişse de iş kazasına uğrayan çalışanın TSK'daki muvazzaf askerlik hizmetinden kronik kalp rahatsızlığı nedeniyle malulen emekli oluşu ve Yargıtayın güncel içtihatlarında belirtildiği üzere kişinin bünyesel olarak kalp damar rahatsızlığının iş kazasına sebebiyet verdiğinin tespit edilmesi halinde, işveren aleyhine tazminata hükmedilmemesine yönelik içtihatı benimsenerek, kazaya uğrayan işçinin iş kazasının Mahkeme dosyasına yansıyan tüm belgelere göre bünyesel nedenlerden kaynaklandığını kabulü ile davacıların tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda davacıların murisi ...'in davalı iş yerinde boroskop operatörü olarak çalıştığı, 15.10.2012 tarihinde şirkete ait araç içerisinde bulunurken kalp krizi geçirip vefat ettiği, Sosyal Güvenlik Kurumunun inceleme raporunda; meydana gelen olayın iş kazası olarak nitelendirildiği, ancak işverene herhangi bir kusur atfedilmediği,
davacıların murisi işçi ile davalı işverenin kusur durumlarının tespiti için bilirkişi heyetinden alınan 14.09.2018 tarihli ve 27.11.2019 tarihli bilirkişi heyet raporlarının ehil ve konusunda uzman bilirkişi heyeti tarafından tanzim edildiği, bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen kusur durumunun tespitine ilişkin raporun kapsamlı, gerekçeli ve denetime elverişli olduğu gibi dosya kapsamına, delil durumuna ve somut olayın meydana geliş şekline de uygun olduğu,
hükme esas alınan bilirkişi raporlarının tarafların görev ve sorumlulukları ile kusur oranlarının belirlenmesi açısından Sosyal Güvenlik Kurumu Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı tarafından tanzim edilen rapor ile de örtüştüğü, İlk Derece Mahkemesi tarafından 14.09.2018 tarihli ve 27.11.2019 tarihli bilirkişi heyetleri tarafından tanzim edilen kusur durumunun tespitine ilişkin raporlara itibar edilerek bu raporların hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmakla davacılar vekilinin kusur durumunun tespitine ilişkin istinaf nedenlerinin yerinde görülmediği,
buna göre davalı işverene atfı kabil kusur bulunmadığından davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a. Ölüm olayının iş kazası olduğunun kesinleştiğini, müvekkillerinin murisinin ölümüne neden olan olayın iş kazası olduğunun kesin ve Mahkemenin yargılamanın devamında kusur incelemesi için ehil bilirkişilere(3 bilirkişi hayetinde de kardiyolog uzman hekim ile a sınıfı ehliyete sahip iş güvenliği uzmanları bulunduğunu) gönderilen dosya üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda mevcut iş kazasının %100 kaçınılmazlık sonucunda meydana geldiğinin kesinleştiğini, bu hususta taraflar arasında herhangi bir ihtilafta bulunmadığını ve Mahkeme kararında da buna değinildiğini, tüm bunlara rağmen Mahkeme tarafından haksız ve hukuka aykırı bir şekilde haklı davanın reddedildiğini,
b. Oysa ki sunmuş oldukları birçok Yargıtay emsal içtihadında da iş kazasının kaçınılmazlık sonucu meydana gelmesi durumunda davalı işverenin iş kazasından dolayı maddi ve manevi tazminattan sorumlu olacağını ve iş kazasında kaçınılmazlık oranı ne kadar ise bu oranın %60 payından işveren (davalı) sorumlu, %40 payından da davacıya (kazalıya) sorumluluk yüklenmesi gerektiğinin hakkaniyet gereği olduğunun hüküm altına alındığını,
c. Yerel Mahkemenin önündeki somut olayın iş kazası olması ve %100 kaçınılmazlık faktörü sonucu meydana gelmesine rağmen yasa, hukuk ve hakkaniyete aykırı olarak Mahkeme tarafından haklı davalarının reddine ilişkin işbu kararının ortadan kaldırılması ve haklı davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini,
d.Somut olayda davacı müvekkillerinin murisinin ölümünün iş kazası olduğunun kesinleşmiş olup yargılamanın devamında aldırılan kusur raporları sonucu bu iş kazasının da %100 kaçınılmazlık sonucu meydana geldiğini, yargılamanın devamında bu hususta da taraflar arasında herhangi bir ihtilafta bulunmadığı halde Mahkeme tarafından hüküm kurulurken sadece meydana gelen iş kazasının nedeninin göz önünde bulundurularak bu iş kazasına ilişkin tüm sorumluluğun müvekkili davacıların murisi olan kazalıya yükletilmesinin yasa, hukuk ve hakkaniyete ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş kazasında vefat eden sigortalının yakınlarının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
3. Değerlendirme
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere ve özellikle hükme esas alınan kusur bilirkişi raporlarında belirtilen %100 kaçınılmazlığın Mahkemece %100 bünyesel faktör olarak değerlendirmesinin yerinde olduğunun anlaşılması karşısında sonucu itibariyle usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/4711, K. 2025/12900, 2 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama