İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /10. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 10. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/514 K.2025/8440

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik…

Esas2025/514Karar2025/8440Tarih20 Mayıs 2025Okuma7 dk · 1.457 kelime

KÜNYE

10. Hukuk Dairesi 2025/514 E., 2025/8440 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
20 Mayıs 2025
Mahkemesi
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
Sayısı
2024/2027 E., 2024/3483 K.
İlk derece mahkemesi
Afyonkarahisar 1. İş Mahkemesi
Sayısı
2023/40 E., 2024/274 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.457 kelime·7 dk okuma·8 bölüm

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; .. doğumlu ...'nın .. tarihinde vefat ettiğini, murisin nisan 1987 tarihinden ekim 1993 tarihine kadar .. Genel Müdürlüğünün .. Orman İşletme Müdürlüğü ve .. Şefliği emrinde ağaç ekim, dikim ve bakım işlerinde çalıştığını, her yıl bahar ve yaz aylarında en az altı ay süre ile havalar ısınmaya başlamasından havaların soğuyup kar yere düşene kadar ormanlık alanlarda fidan dikimi, çapa, budama ve bakım işlerini yaptığını ancak merhumun sigorta işlemlerinin davalı kurum tarafından yapılmadığını belirterek muris ...'nın sigortalılığının tespitini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili, 5510 sayılı Kanun'un 86. maddesine göre 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu, esas yönünden de hukuki dayanaktan yoksun ve yersiz olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Fer'i müdahil Kurum vekili, davacı murisin 01.05.1987-01.06.1987 tarihleri arasında toplam 40... .04.1989-07.04.1989 tarihleri arasında ise 5 gün davalı iş yerinden sigortalı olarak bildirildiğini, davacının kesintili çalışmaları karşısında hak düşürücü süre her kesintili çalışma yönünden yeniden hesaplanmasının gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “Davanın kabulü ile 1-... ... (TC No: 1...0 )'nın .. İşletme Müdürlüğü Sandıklı .. İşletme Şefliği bünyesinde; 01.04.1987-31.10.1987 tarihleri arasında 179 gün, 01.04.1988-31.10.1988 tarihleri arasında 210 gün, 01.04.1989-31.10.1989 tarihleri arasında 205 gün, 01.04.1990-31.10.1990 tarihleri arasında 210 gün, 01.04.1991-31.10.1991 tarihleri arasında 210 gün, 01.04.1992-31.10.1992 tarihleri arasında 210 gün, 01.04.1993-31.10.1993 tarihleri arasında 210 gün çalıştığının tespitine,” karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacının talep ettiği çalışma dönemleri ve tarihinin üzerinden dava tarihine kadar 5 yıllık hak düşürücü süre geçtiğini, davacının davalı işyerinde çalıştığına ilişkin herhangi bir resmi, yazılı kayıt olmadığını, çalışıldığı iddia edilen işyerinde çalışma ve ücret alma durumlarının mutlaka işyeri kayıtlarına geçmiş olması gerektiğini, davacının fiili hizmetlerinin varlığı halinde, ödenen ücret ile ilgili kayıtların mevcut olması gerektiğini beyan etmektedir. Kurum vekili temyiz dilekçesinde; eksiklikler giderilmeden hüküm kurulduğunu, hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacının davasının sübut bulmadığını beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un 2., 6. ve 79/10. maddeleri olup

506 sayılı Kanun'un mülga 2. maddesinin 1. fıkrası şöyledir:

"Bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanlar bu kanuna göre sigortalı sayılırlar."

506 sayılı Kanun'un mülga 6. maddesi şöyledir:

"Çalıştırılanlar, işe alınmalariyle kendiliğinden 'Sigortalı' olurlar. / Sigortalılar ile bunların işverenleri hakkında sigorta hak ve yükümleri sigortalının işe alındığı tarihten başlar. / Bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez. / Sözleşmelere, sosyal sigorta yardım ve yükümlerini azaltmak veya başkasına devretmek yolunda hükümler konulamaz.."

506 sayılı Kanun'un mülga 79. maddesinin ilgili fıkrası şöyledir:

"...Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 ( 10... /06/1994 tarih ve 3995 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi ile 5 yıl olarak değiştirilmiştir) yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır..."

Bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.

Anayasa'nın 60. maddesinde yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.

506 sayılı Kanun'un mülga 79. maddesi uyarınca Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. Söz konusu düzenleme davaya konu bir kısım hizmetlerin geçtiği dönemde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un 86. maddesinde de korunmuştur. Bu yönde, anılan maddelerde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir.

Bir başka anlatımla sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi veya çalışmaların Kurum tarafından tespit edilmesi halinde. Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez.

Ne var ki sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihi de kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.

5. Sigortalı işçi ile işveren arasındaki işçilik alacağına ilişkin davalarda verilerek kesinleşen kararlar Sosyal Güvenlik Kurumu taraf olmadığından hizmet tespiti davalarında Kurum yönünden kesin hüküm oluşturmaz. Ancak Mahkemece göz önünde bulundurulması gereken bir güçlü delil niteliğindedir.

3.Bu tür davalarda Mahkemece yapılacak iş, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen işyerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli,

aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli,

bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı; böylelikle; çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi, sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır.

4.İnceleme konusu eldeki davada, davacı murisinin davalı nezdinde nisan 1987 tarihinden ekim 1993 tarihine kadar kesintisiz olarak çalıştığının tespitini talep etmiş olup Mahkemece, yapılan araştırma neticesinde davanın kabulüne karar verilmiş ise de verilen hükmün eksik araştırmaya dayalı olduğu anlaşılmaktadır.

5.Davacının murisi ...'nın çalıştığını iddia ettiği işyeri Orman Genel Müdürlüğüne ait resmi bir işyeri olup, kamu kurumu niteliğindedir, dolayısıyla işyerinin tüm işleri resmi iş olup yazılı belgeye bağlanması esastır. Davacının murisinin çalıştığını iddia ettiği işyerinde çalışanların ücretsiz çalışmalarının hayatın olağan akışına göre mümkün olmadığı ve bu işyerinde çalışanlara yapılan ücret ödemelerinin muhasebe kayıtlarında gösterilmesi gerektiği tartışmasızdır.

Bu sebeple davalı işverenden davacı murisine ödeme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, buna ilişkin kayıtlar celp edilmelidir. Ayrıca davalı işyerinde çalışan diğer kişilere ne şekilde ödeme yapıldığı davalıdan sorulmalı, gerekirse buna ilişkin kayıtlar da celp edilmelidir.

Davacı murisi ile ilgili ödeme belgesi temin edilememesi (kayıtların su baskınına uğraması, arşivin iz olması vb) halinde; bu konuyla ilgili şef, saha görevlileri ve sayman belirlenerek dinlenilmeli ve davacı murisine ne kadar ücret ödendiği belirlenmelidir.

Şayet davalı işyerinde çalışan diğer kişilere yapılan ödeme kayıtlarına ulaşılır davacı murisine ilişkin kayıtlara ulaşılamaz ise dinlenecek tanıklara, diğer çalışanlara ödeme yapılırken neden davacıya ödeme yapılan ödeme kayıtlarının tutulmadığı araştırılmalıdır. Mahkemece aynı zamanda işyerinde her sene çalışma yapılıp yapılmadığı sorulup buna ilişkin tüm kayıt ve belgeler davalıdan ve Kurumdan celp edilmelidir.

Bu maddi ve hukuki olgular ile 01.05.1987 tarihinden önceki dönem yönünden hak düşürücü sürenin geçtiği göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

VI. KARAR

SONUÇ / HÜKÜM

Açıklanan sebeplerle, 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/514, K. 2025/8440, 20 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. V. Temyiz
  8. A. Temyiz Sebepleri
  9. B. Değerlendirme ve Gerekçe
  10. VI. Karar
  11. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/514
Karar No
2025/8440
Tarih
20 Mayıs 2025

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2025/515 K.2025/4335
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/516 K.2025/9277
  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2025/517 K.2025/7906
  • Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2025/520 K.2025/1844
  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E.2025/520 K.2025/4473
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/520 K.2025/7701

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.