KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/5638 E., 2025/9120 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/2292 E., 2024/3056 K.
- İlk derece mahkemesi
- Konya 4. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/14 E., 2023/196 K.
Karar Metni
1.365 kelime·7 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, 01.01.1981 tarihinde dava dışı ... ... ... Sanayi unvanlı işyerinde çalışmaya başladığını ve davalı Kuruma işe giriş bildirgesinin verildiğini, işe giriş tarihinin 01.01.1981 tarihi olmasına rağmen işe giriş bildirgesinin Kurum kayıtlarında 29.01.1981 tarih ve 19141 sayı ile kaydedildiğini, müvekkili tarafından Kuruma emeklilik işlemleri için yapılan başvuruya Kurumca işe girişinin çırak giriş olduğunu, uzun vade prim yatırılmadığı gerekçesi ile talebinin reddedildiğini belirterek 19.12.2018 tarih, ...-ŞK sayılı Kurum işleminin iptali ile müvekkilinin 1 günlük çalışmasının, sigorta başlangıç tarihinin 01.01.1981 olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde, Kurum işlemlerinin usul ve kanuna uygun olduğunu, davacının davasını yasal süre içerisinde açmadığını, Mahkemenin bu hususu dikkate alması gerektiğini, davacının 4 aylık bordro kayıtlarındaki çalışmalarında çırak olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... yargılama devam ederken dinlenen bordro tanıkları ..., ..., ... ... genel olarak ifadelerinde davacının, dava dışı işyerinde belirtilen tarihde " normal işçiler gibi" çalışmasının olduğu hususunda net bir bilgilerinin bulunmadığı,
davacının, Kurum ve kuruluşlarda bulunan imza asıllarının bulunduğu bilgi ve belgeler celpedilerek 01.01.1981 tarihli işe giriş bildirgesindeki imzanın davacının eli ürünü olup olmadığı hususunda Adli Tıp Kurumu Grafoloji Dairesi Başkanlığından alınan 22.02.2021 tarihli raporda, "....inceleme konusu belgede, ...'a atfen atılı imza ile ...'ın mevcut imzaları arasında ilgi ve irtibat bulunmadığı..." yönünde rapor sunulduğu, Mahkememizce alınan Adli Tıp Kurumu raporu hüküm kurmaya ve denetime elverişli olarak kabul edildiği..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, davacıya ait 28.01.1981 tarihinde 01.01.1981 tarihli düzenlenen işe giriş bildirgesinde ...'ın çırak olduğuna dair herhangi bir ibare bulunmadığı, davacının o dönem çırak olsa bile 19.06.1986'da uygulamaya başlayan ‘3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu’ gereği bu tarihten itibaren meslek lisesi öğrencilerinin sigortasının öğrenim gördükleri okul tarafından yapılmaya başlandığı, bu tarihten önce davacının işe girişinin yapıldığı 01.01.1981 tarihinde stajyer ve çırakların sigortasını işyerlerinin ödediği, Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarından ... isimli başka birinin olup olmadığının araştırılmadığı, 01.01.1981 tarihli işe giriş bildirgesinin davacı ... Yılmaz'a ait olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık,(1) gün süre ile sigortalı çalıştığının ve sigorta başlangıcının tespiti istemine ilişkindir.
1.Davanın yasal dayanakları 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunun 2., 3/II-B, 6., 60. maddenin (G) bendi, 108., 2089 sayılı Çırak Kalfa ve Ustalık Kanunu'nun 4., 5., 16. maddesi, maddesi hükümleridir.
506 sayılı Kanun'un 108. maddesi gereğince sigortalılık başlangıç tarihinin belirlenmesine ilişkin açılan her dava, sigortalılığın saptanması istemini de içerdiğinden, aynı Kanunun 79. maddesinin 10. fıkrası kapsamında bir günlük çalışmanın belirlenmesi davasıdır. Bu nedenle hizmet tespiti davalarındaki kanıtlama yöntem ve ilkeleri benimsenip uygulanmalı, başka bir anlatımla, sigortalılıktan söz edilebilmesi için, çalışmanın varlığı, hizmet tespiti davaları yönünden kabul edilen yöntem ve ilkelere uygun biçimde saptanmalıdır.
506 sayılı Kanun’un 2. maddesine göre sigortalılık niteliği, hizmet akdinin kurulması ve 6. madde gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 3/II-B maddesinde; “Özel Kanun'da tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu Kanun'un 35. maddesi hükümleri uygulanmaz.” hükmü öngörülmüştür.
Öte yandan aynı Kanun'un 3/II-B maddesinde, özel Kanun'da tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu kanunun 35. maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilmiştir.
Bu kapsamda; sigortalı ile işveren arasındaki hukuki ilişkinin niteliği ve sigortalının çırak olup olmadığı belirlenirken çalışma ilişkisi irdelenmeli, çıraklık sözleşmesinde akdi ilişkinin üstün niteliğinin çalışma yerine sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesi olduğu hususu gözetilmeli, sigortalının işyerinde üretimle ilgili çalışmalara eylemli olarak katılması ve meslek ve sanat eğitiminin ikinci plânda tutulması, bir başka anlatımla sigortalının emeğiyle işyeri ve işverene katkıda bulunması durumlarında çıraklık ilişkisinin söz konusu olamayacağı benimsenmelidir.
05.07.1977 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 2089 sayılı Çırak Kalfa ve Ustalık Kanunu'nun 4. maddesi çırağı, “Bu Kanuna tabi bir sanatı, o sanat için düzenlenen teorik ve pratik öğrenim programına göre o işyerinde öğrenmek amacı ile bir çıraklık sözleşmesi ile bir işyeri sahibinin hizmetine giren kimse...” olarak tanımlamıştır. Kanunun 5. maddesine göre çırak olabilmek için 12 yaşından küçük, 18 yaşından büyük olmamak gerekir.
Kanun'un 16. maddesinde ise, işyeri sahibi veya temsilcisinin çırak adayını çalıştırmağa başlamadan önce velisi veya Kanuni mümessili ile üç örnek yazılı bir çıraklık sözleşmesi yapmaya mecbur olduğu, 20 maddesinde, sözleşmenin bir örneğinin Mahalli Çıraklık Eğitim Komitesine, derneğe kayıtlı ise ilgili derneğe veya odaya vermek ve sicil numarasını alarak sözleşmeye yazmak zorunda olduğu öngörülmüştür.
Çıraklık sözleşmesinde, akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil, sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Ancak çırak, işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir.
Sözü edilen öğrencilerin sigortalı sayılmamaları, “tatbiki mahiyetteki yapım ve üretim işleri” nin gördükleri öğrenimin doğal bir gereği olmasından ötürüdür. Bir başka anlatımla, bu işler -SSK anlamında sigortalı işçilerin gördükleri iş görünümünde bulunsalar bile- belirgin olarak öğrenim çevresine girmektedir. Bu bakımdan, bu gibi durumlarda, esasen bir hizmet akdinin varlığından söz edilemeyeceği için sigortalılık niteliği edinme hali de söz konusu değildir (Mustafa Çenberci, Sosyal Sigortalar Kanun'u Şerhi; Ankara, 1977 Baskı, s;130).
2.Bu açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, davacının ... doğumlu olduğu, dava dışı ... ... ... Amb. Mak. San.
A.Ş. ünvanlı işverenin ... sicil numaralı işyerinden 01.01.1981 tarihli işe giriş bildirgesinin verildiği, davacının işe giriş bildirge tarihinde 13 yaşında olduğu, işyerinin teneke imalatı mahiyetinde olup 01.05.1980- şeklinde Kanun kapsamında olduğunun bildirildiği, işyerinin uzun vadeli sigorta kollarına tabi dönem bordroları yerine hatalı bir şekilde ..'da inşaat mahiyetinde faaliyet gösteren bir işyeri olan .. .. .. ünvanlı işyerinin 1981/1-4 arası dönem bordrolarının gönderildiği, bunun haricinde davacının da adının olduğu çıraklar başlıklı tüm sigorta kollarına tabi olmayanlar için verilen 1981/1-3 arası dönem bordrolarının geldiği,
davacının 01.01.1981-31.07.1981 arasında çalışmalarının bu şekilde bildirildiği, davacı adına çıraklık kaydı olmadığının ilgili meslek eğitim merkezince bildirildiği,davacı tanıkları olarak davacı ile aynı bordrolarda bildirimi yapılanların dinlendiği, ancak tüm sigorta kollarına tabi bordrolu çalışanların tespit edilip dinlenmediği, komşu işyeri araştırması yapılmadığı davacının çıraklık sözleşmesi olup olmadığının Kurumdan araştırılmadığı ve davacının dava konusu dönemde çırak olarak çalışıp çalışmadığı hususu tam olarak açıklığa kavuşturulmadan yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
3.Buna göre, Mahkemece, davacının bir çıraklık sözleşmesinin olup olmadığı Kurumdan da sorulmak suretiyle araştırılmalı, varsa çıraklık sözleşmesi celbedilmeli, işyerinin öncelikle dava konusu 1981/1. dönem bordrosu olmak üzere 1981 yılı tüm sigorta kollarına tabi önem bordroları celbedilerek bildirilen tüm bordrolu çalışanların beyanlarına başvurularak işyerinde hangi işlerin yapıldığı, davacının tam olarak hangi işleri yaptığı, davacının yaptığı işlerin üretimin bir parçası mı yoksa meslek ve sanat öğrenimine yönelik mi olduğu,
dava konusu dönemde 13 yaşında olan davacının işyerindeki işleri yapabilecek fiziksel ve psikolojik yetkinliğinin olup olmadığı, bu işi yapmayı bu yaşta öğrenip öğrenemeyeceği, yaptığı işi ne kadarlık süre içinde öğrenebileceği hususlarında ayrıntılı şekilde beyanları alınmalı, bordro tanıklarına ulaşılamaması yada beyanlarının yetersiz kalması durumunda, işyerine dava konusu dönemde komşu işyerleri ve kayıtlı çalışanları emniyet, SGK, vergi ve belediye marifetiyle araştırılmak suretiyle tespit edilerek sigortalılık ve vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle davacının işyerinde çalışıp çalışmadığı,
çalışıyorsa işyerinde tam olarak hangi işleri yaptığı işlerin üretimin bir parçası mı yoksa meslek ve sanat öğrenimine yönelik mi olduğu hususlarında ayrıntılı şekilde beyanları alınmalı, bu şekilde komşu işyeri tanığının tespit edilememesi halinde taraflardan sorulmak suretiyle davacının çalışmasını bilebilecek kişiler tespit edilerek çalışma ve sigortalılık kayıtları getirtilmek suretiyle, yukarıda belirtilen hususlarda beyanlarına başvurulmalı,tanık beyanları arasında oluşabilecek çelişkiler de giderilmeli, böylelikle toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
VII. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/5638, K. 2025/9120, 28 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama