KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/6228 E., 2025/11192 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Temmuz 2025
- Mahkemesi
- ......... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/3290 E., 2024/2164 K.
- İlk derece mahkemesi
- ................ 2. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/171 E., 2021/383 K.
Karar Metni
1.109 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı... Termal Tur. Ltd. Şirketinde 2009/10-2010/06 dönemleri arasında çalıştığını, davacının ilgili dönemlerde yaptığı çalışma ...hizmet dökümünde sahte iş yeri olarak gözüktüğünü, şüpheli gözüken ve hizmet dökümünde (S) koduyla yer alan 2009/10-2010/06 dönemlerindeki çalışmalarının tespit edilerek tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ...vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın 5 yıllık hak düşümü süresi geçtikten sonra açılmış olması nedeniyle hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, iş yerinin sahte iş yeri olup olmadığı ile ilgili olarak ...denetmenleri tarafından yapılan denetimlerin halen devam ettiğini, bu denetim raporunun beklenilmesi gerektiğini, yasal dayanaktan yoksun, haksız ve yersiz açılan davanın reddini talep etmiştir. 2.Davalı şirket cevap dilekçesi sunmamıştır
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı Kurumun bildirimlerin fiili çalışmaya dayanmaması ve bu durumun kamu düzenini ilgilendirmesi nedeniyle yasa gereği denetim yaptığı ve şüpheli bildirimler mevcut ise şüpheli şerhini koyabildiği, idarenin bu işleminin denetim sonuçlanana kadar geçerli geçici tedbir niteliğinde olduğu, nihai idari işlem niteliği bulunmadığı, davacı bildirimleri için konulan şerhin denetim sonuçlanmadan kaldırılmasının talep ve dava edilmesinde hukuki yarar bulunmadığı gerekçesine dayalı olarak davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece, Kurum denetmen rapor sonucunun bekletici mesele yapılmadan karar verilmesinin isabetli olmadığını, şüpheli işlemin kaldırılması için Mahkemece karar verilmesi gerektiğini, davalı Kurumca dosyaya delillerin sunulmadığı gibi bir buçuk yıl boyunca denetim raporunun inceleme aşamasında kaldığı söylenerek davanın sürüncemede bırakıldığını, davalı Kurumca şüpheli kod bildiriminin neden işlendiğinin ispatlanamadığını, dosyada dinlenen tanık beyanlarına göre davanın ispatlandığını, eksik inceleme sonucu karar verildiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık davacının davalı şirkette geçen ve hizmet dökümünde (S) koduyla yer alan 2009/10-2010/6 dönemlerindeki çalışmaların tespiti istemine ilişkindir.
1.Dava hakkı hukuki yarar ile sınırlıdır. Davacının dava açma hakkına sahip olması, dava açabilmesi için yeterli değildir. Davacının mahkemeden hukuki korunma istemesinde korunmaya değer bir yararı olmalıdır. Hukuki yarar bir dava şartı olup, mahkeme dava şartlarını re’sen incelemekle görevlidir. Dava açılmasında korunmaya değer bir hukuki yarar yok ise davanın bu yönden esasa girilmeden reddi gerekir.
2.01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda öğreti ve yargısal kararların bu uygulaması aynen benimsenerek, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunması “Dava Şartları” başlıklı 114. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde açıkça dava şartları arasında sayılmıştır.
3.Bir davada hukuki yarar ilkesinin dava şartı olarak gözetilmesinin yargılamanın amacına ve usul ekonomisi ilkesine uygun olarak yargılama yapılmasına yarar sağlayacağı her türlü duraksamadan uzaktır.
4.Bu ilkeden hareketle, dava şartı olarak hukuki yararın varlığının Mahkemece taraflarca dava dosyasına sunulmuş deliller, olay veya olgular çerçevesinde, kural olarak davanın açıldığı tarihe göre, kendiliğinden ve yargılamanın her aşamasında gözetilmesi gerekir. Bu sayede iç hukukumuzun bir parçası olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme)'nin 6. maddesi ve 1982 Anayasasının 36. maddesinde düzenlenen "hak arama özgürlüğü” nün dürüstlük kuralına uygun kullanılması sağlanabilecek; bu durum, haksız davalar açmak suretiyle, dava hakkının kötüye kullanılmasına karşı bir güvence oluşturacaktır.
5.Dava açmaktaki hukuki yarar; hukuk düzenince kabul edilmiş meşru bir yarar olmalı, bu yarar dava açan hak sahibi ile ilgili olmalı ve dava açıldığı sırada halen mevcut bulunmalıdır. Ayrıca açılacak davanın ortaya çıkacak tehlikeyi bertaraf edecek nitelikte olması gerekir. Bir kimsenin hakkına ulaşmak için mahkeme kararının o an için gerekli olması durumunda hukuki yararın olduğundan söz edilebilir. Bir mahkeme kararına ihtiyaç yoksa hukuki yarardan söz edilemez (Pekcanıtez, H., Atalay, O., Özekes, M.; Medeni Usul Hukuku, Ankara 2011, s.297).
6.Anayasa'nın 36. maddesinin 1. fıkrasında, herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma hakkına sahip oldugu belirtilmistir. Dolayısıyla Mahkemeye erisim hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur.
7. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlügü, bir temel hak olmanın yanında diger temel hak ve özgürlüklerden gereken sekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını saglayan en etkili güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi ve kisinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesi için ilk olarak kisiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir. Diger bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden yararlanmak mümkün olmaz.
8. Avrupa Insan Hakları Sözlesmesi’nin (Sözlesme) 6. maddesinin 1. fıkrasında; herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyusmazlıklar ...konusunda karar verecek olan.. bir mahkeme tarafından davasının ...görülmesini istemek hakkına sahiptir..." yönünde düzenleme bulundugu görülmektedir.
9. Anayasa Mahkemesinin bir kararında da "...Mahkemeye erisim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne tasıyabilmek ve uyusmazlıgın etkili bir sekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir. Kisinin mahkemeye basvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hale getiren, bir baska ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizlestiren sınırlamalar mahkemeye erisim hakkını ihlâl edebilir (... Sen B. No:2012/791, 07/11/2013, § 52)" seklinde tespitlere yer verilmistir.
10.Davacının 01.10.2009-30.05.2010 tarihleri arasında davalı şirkette geçen ve hizmet dökümünde (S) koduyla yer alan çalışmalarının tespitini talep ettiği eldeki davada, Mahkemece davalı şirket hakkında Kurumca yapılan denetim sonuçlanmadan, davacının davalı şirketten bildirimlerine yönelik (s) koduyla yer alan şerhin kaldırılmasına yönelik talebinde hukuki yarar olmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmişse de yargılama aşamasında, davalı Kurumca, davalı...
Termal Tur. Tic. Ltd.
Şti. hakkında sahte sigortalılık bildirimi ve sahte iş yeri incelemesi konusunda yapılan denetim sonucu, 05.07.2022 tarihli inceleme raporunun düzenlendiği, raporda iş yerinin sahte iş yeri olduğunun ve tescil tarihi itibariyle kanun kapsamından çıkarılması gerektiğinin tespit edildiği anlaşılmakta olup Kurum denetmen raporuna istinaden sahte iş yeri olduğu tespit edilen iş yerinden yapılan tüm sigortalı bildirimlerin de iptal edildiği dikkate alındığında, davacının eldeki davasını açmakta hukuki yararının varlığı açık olup,
işin esasına girilmesi ile oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hukuki yarar yokluğu gerekçesi ile davanın reddine dair karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/6228, K. 2025/11192, 2 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama