KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/6270 E., 2025/11961 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/2424 E., 2025/202 K.
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 17. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/87 E., 2023/143 K.
Karar Metni
556 kelime·3 dk okuma·9 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının vazife malulü olduğunun tespitine, kaza tarihinden itibaren tüm yasal faizleri ile birlikte vazife malullüğü maaşlarının ödenmesinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II.CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini istemiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile SGK kayıtları, dosya içerisine alınan rapor ve delillere göre Yüksek Sağlık Kurulunun 05.02.2018 tarih ve ... karar sayılı raporunda sigortalı hakkında düzenlenen Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 27.04.2017 tarih, ... sayılı sağlık raporuna istinaden; bu rapordaki hastalığının 01.06.2016 tarihinde meydana gelen olaydan sonra oluşan rahatsızlığının devamı olmadığına, 5510 sayılı Kanun'un 25. maddesinin 1. fıkrası uyarınca malul olduğuna oy birliği ile karar verildiği, kural olarak,
Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de, diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu kararına itiraz edilmesi halinde incelemeNİN Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yaptırılması gerektiği, 5510 sayılı Kanun'da belirtilen prosedür ve yerleşik Yargıtay kararları doğrultusunda dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderildiği, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunca düzenlenen 13.02.2023 tarihli raporda;
... oğlu/kızı, 1990 doğumlu ...’nda mevcut ayak bileğindeki osteokondral hastalığının sorulduğu üzere 01/06/2016 tarihinde görevi başındayken meydana gelen düşme olayından sonra oluşan rahatsızlığın devamı olmadığı, görevinin tanzimi ile veya etkisiyle olmadığı, davacının vazife malulü olmadığına oy birliği ile karar verildiği, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu raporu ile Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Kurulu raporunun birbirini teyit ettiği, davacıda mevcut rahatsızlığın görevinin başındayken meydana gelen düşme olayından sonra meydana gelen rahatsızlığının devamı olmadığı,
görevinin tanzimi ile veya etkisiyle olmadığı anlaşıldığından davacının vazife malulü olmadığı sonucuna varılmakla davanın redine karar vermiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf yoluna başvurmuş, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; toplanan deliller karşısında davanın reddinin gerektiğini belirterek temyiz talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık davacının vazife malulü sayılması gerektiği ve davacıya vazife malullüğü aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosya kapsamı incelendiğinde, davanın yasal dayanaklarından olan 5510 sayılı Kanun'un 47. maddesi ile Kurum kayıtları, tanık beyanları, ATK raporu ile tüm dosya kapsamı dikkate alındığında kararın yerinde olduğu anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/6270, K. 2025/11961, 17 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama