KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/6747 E., 2025/11835 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/2460 E., 2025/244 K.
- İlk derece mahkemesi
- Kaman Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/138 E., 2023/228 K.
Karar Metni
562 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacının, davalı ...'ya ait ... San. Tic. Ltd. Şti.'de 9 yıla yakın çalıştığını, sonrasında bu şirketten emekli olduğunu, emekliliği akabinde sigortası yatırılmayarak aynı işyeri olan ... San. Tic. Ltd.
Şti. bünyesinde inşaat işçisi olarak çalışmaya devam ettiğini, davacının inşaatta kalıp işini yapmak üzere görevlendirildiğini, işverinin güvenlik önlemlerini almaması dolayısıyla 03.08.2018 günü kalıbın doğrusunu bulmak amacı ile çektiği ipin fazla gergin olması sonucunda ipin fırlayıp çivinin sol gözüne girdiğini, davalının olayın iş kazası olmadığını söylemesini istediği için bu durumun hastaneye bildirilmediğini, davalı tarafın da iş kazası sebebi ile Kuruma yasal zorunluluk gereği bildirimde bulunmadığını, bu sebeple bu davayı açması gerektiğini belirterek,
dava konusu olayın iş kazası olduğunun ve davacının kaza neticesi oluşan maluliyet oranının tespitini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 02.11.2018 tarihinde olayın iş kazası olduğuna dair Kuruma başvurduğunu, tahkikat tamamlanmadan dava açmasının usule aykırı olduğunu, emeklilik sonrası 4-a( SSK) çalışmasının bildirilmesi gerekirken bu konuda da Kuruma bildirim olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Davalı işveren vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle yetki, görev, husumet, zamanaşımı itirazlarında bulunduklarını, davanın esası yönünden ise davacının eski çalışanları olup, emekli olarak işyerinden ayrıldığını, olay günü davalı şirket şantiyesine aralarında daha önce bulunan iş ilişkisinden bağımsız olarak başka bir ticari ilişkiden kaynaklı bir konuyu konuşmak üzere geldiğini ve bu esnada kendi istek ve rızası ile şantiyede devam eden işe yardım etmek amacıyla kazanın meydana geldiği işi yaptığı sırada kendi hatası ve dikkatsiz davranışı sonucu yaralandığını,
işveren sıfatı bulunmamasına rağmen davalı şirket tarafından hastaneye götürülüp ilgilenildiğini, davacının davalı şirketin işçisi olmadığı için iş kazası tespiti yapılamayacağını, ayrıca davanın iş kazası tahkikatının tamamlanmasını beklemeden dava açmasının usule aykırı olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacının 03.08.2018 tarihinde yaşadığı kazanın iş kazası olduğunun tespitine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili ve davalı şirket vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından yeterli araştırma yapılmadan eksik inceleme ile karar verildiğini beyanla İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/6747, K. 2025/11835, 15 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama