KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/7259 E., 2025/10202 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/2937 E., 2025/382 K.
- İlk derece mahkemesi
- Kocaeli 2. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/205 E., 2024/78 K.
Karar Metni
908 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının ... sigorta sicil numarası ile 01.04.1987 tarihinde ... sicil sayılı iş yerinde bir gün süre ile çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde, talep edilen hizmet tespit süresi için dava açma süresi 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacının açtığı davayı ispatlayabilmesi için Kurum kayıtlarının aksini ispat edecek derecede yazılı deliller ileri sürmesi gerektiğini, resmi belge olan Kurum kayıtlarının aksinin ancak eş değer yazılı belgelerle ispat edilebileceğini, ayrıca Kurum kayıtlarının incelenmesinde davacının hizmet tespitine ilişkin herhangi bir başvurusunun bulunmadığına, bu nedenle davanın reddi talebinde bulunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacının ... sicil sayılı iş yerinde 01.04.1987 tarihinde 1 gün süreyle çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, davacı vekilinin, müvekkilinin diğer davalıya ait iş yerindeki çalışmalarının eksik bildirildiğini, bildirilmeyen hizmetlerinin tesbitini dava etmiş olup işbu davayı açtığını ve yargılama sonunda davanın kabulüne dair karar verildiğini, verilen kararın usul ve yasaya uygun olmadığından bozulması gerektiğini, bu davanın 5 yıllık hak düşürücü sürede açılmamış olup Mahkemenin davanın esasına girilmeden süre yönünden reddine karar verilmesi gerekirken aksi yönde vermiş olduğu kararın yasaya aykırı olduğundan davanın tümüyle reddi belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, (1) gün süre ile sigortalı çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
1.Davanın yasal dayanakları 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 2., 6., 9., 6, 79., 108. madde hükümleridir.
Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli olmayıp, aynı zamanda o kimsenin Kanun'un belirlediği biçimde (506 sayılı Kanun'un 2. maddesi ve 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1999/21-549-555, 2005/21-437-448 ve 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının iş yerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır.
Hizmet tespitinin bir türü olan sigortalılık başlangıç tespiti davasında, dava konusu dönem yönünden hem çalışmaların geçtiği iş yerinin varlığı hem de sigortalının çalışmalarının gerçek ve sigortalı çalışma olduğunun hiçbir teredüte yol açmayacak şekilde ispatlanması gerekmektedir.
Bu tür davalar yalnızca bir günlük çalışmanın tespitinden ibaret olarak görülmemeli, bir günlük çalışmanın kabulü ile saptanacak sigortalılık başlangıcının sigortalıya sağlayacağı sigortalılık süresi ile birlikte kazandıracağı haklar dikkate alınmalı ve giriş bildirgesi ile birlikte eylemli çalışmanın bulunup bulunmadığı özellikle belirlenmelidir.
Bu da dava konusu çalışmaların sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı, sigortalı çalışma niteliğinde ise çalışmanın varlığı yönünden dönemde bordrolu olan tanık, yoksa komşu iş yeri tanığı araştırarak ifadelerinin alınması, varsa bu döneme ilişkin makbuz, fatura, defter gibi tüm kayıt ve belgelerin incelenmesi, 506 ve 5510 sayılı Kanun'lar ile Yargıtay’ın yerleşik içtihatları gereğidir.
2.Sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için mutlak koşul niteliğindeki hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır. Buna göre eldeki davada, Mahkemenin verdiği hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
3.Yukarıda anılan yasal düzenleme ve açıklamalara göre inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, davacı adına dava dışı ... ünvanlı işverenin .. sicil no.lu iş yerinden 01.04.1987 tarihli işe giriş bildirgesinin verilmiş olduğu, inşaat konulu iş yerinin 01.10.1981-30.09.1987 tarihleri arasında Kanun kapsamında olduğu, iş yerinden 1987/2. dönemde bordro verilmediğinin bildirildiği, davacının sigorta sicil no.sunun 1987 yılı serisinden olduğu, dava konusu dönemde inşaat iş yerinin fiilen varlığınıntespitien yönelik inşaat ruhsat ve iskan kayıtlarının araştırılmadığı,
iş yerinin bulunduğu mahallenin o tarihteki muhtar ve azalarının Mahkemece araştırıldığı, yaşayan olanlardan ikisinin dinlendiği, davacıyı tanımadıkları, emniyet vasıtasıyla komşu adreste ikamet eden kişiler olarak tespit edilip dinlenenlerden ... ile davacı tanıkları Hüseyin Karaca, Mehmet Karaca'nın dava konusu tarihte komşu adreslerde ikamet ettiklerine ilişkin kayıtların dosyaya getirtilmediği, işveren ...'un da dinlendiği, böylelikle eksik araştırma ve incelemeye dayalı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
4.Buna göre Mahkemece iş yerinin inşaat konulu olması nedeniyle, söz konusu inşaatın ruhsatı ve yapı kullanım izni bilgileri, su, elektrik abonelik bilgileri ilgili Belediye Başkanlığından sorularak araştırılmalı, SGK, vergi dairesi ve belediye aracılığıyla da dava konusu dönemde iş yerine komşu iş yeri ve kayda geçen sigortalıları tespit edilerek sigortalılık ve çalışma kayıtları getirtilerek beyanları alınmalı, davacının da beyanı alınarak iş yerinde ne iş yaptığı, kimlerle birlikte çalıştığı, usta,
amir vs.lerinin kimler olduğu sorularak belirlenen kişiler ile taraflardan çalışma olgusunu bilebilecek olan kişilerin kimler olabileceği sorularak tespit edilen kişilerin sigortalılık ve çalışma kayıtları getirtilerek dinlenmeli, yine emniyetçe komşu adreste ikamet ettiği yönünde bildirilen tanıklardan Hüseyin Karaca, Mehmet Karaca ile ...'ün dava konusu dönemde komşu adreste ikamet edip etmedikleri araştırılarak gerekli kayıtlar getirtilmek suretiyle beyanları denetlenmeli, böylelikle toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle,sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VII. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/7259, K. 2025/10202, 18 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama