KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/7796 E., 2025/15267 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Kasım 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/2308 E., 2025/357 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... 4. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/322 E., 2024/351 K.
Karar Metni
1.580 kelime·8 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı ... vekili ile davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde, müvekkillerinin murisi ...‘in davalı işveren nezdinde çalışmakta iken, 18.09.2012 tarihinde davalı şirkete ait ... plakalı tır ile ... istikametinden ... istikametine demir taşıdığı sırada direksiyon başında kalp krizi geçirmesi sonucu vefat ettiğini, SGK tarafından yapılan tahkikat sonucunda olayın iş kazası olmadığına karar verildiğini, bunun üzerine ...
3. İş Mahkemesinde olayın iş kazası olduğunun tespiti talepli dava açtıklarını ve davacıların murisi ...‘in kalp krizi sonucu ölümünün 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi kapsamında iş kazası olduğunun tespitine karar verildiğini, kararın Yargıtayca onanarak kesinleştiğini, bunun sonucunda müvekkili ...‘ye kısa vadeli sigorta kollarından ölüm geliri bağlandığını, 2004 yılı Nisan ayında apar topar bir şekilde işe başlatılan müvekkillerinin murisi ile ilgili olarak işin niteliğine ve şartlara göre bedence bu işe elverişli ve dayanıklı olduğuna dair ilgili Yönetmeliğin ekinde yer alan forma uygun herhangi bir hekim raporu alınmadığını,
murisin işe devamı sırasında da böyle bir raporun alınmadığını, murisin ölüm tarihine kadar hiç bir zaman kalp ile ilgili bir sağlık sorununun olmadığını, murisin vefatına, gerekli iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini almayan ve kendisini sürekli olarak yoğun tempoda çalıştıran davalı işverenin sebebiyet verdiği açık olup, davalı işverenin asli kusurlu olduğuna hiçbir şüphe bulunmadığını, davalı işverenin, ... işçinin ölümü üzerine müvekkillerine herhangi bir maddi ve manevi destekte bulunmadığı gibi ...
Asliye Hukuk Mahkemesinde gerek kazada zarar gören ... plakalı aracında meydana gelen zarar, gerekse de aracın çalışmaması nedeniyle uğranılan kazanç kaybının tazmini talebi ile müvekkillerine karşı tazminat davası açtığını, genç yaşta eşini ve babalarını kaybeden müvekkillerinin uğradığı manevi kayıpların, maddi olarak telafisinin mümkün olmadığını belirterek,
fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, eş ... için 1.000TL destekten yoksun kalma tazminatının, 100.000 TL manevi tazminatın, çocukları ... ve ... için 50.000‘şer TL manevi tazminatın 18.09.2012 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, davalı işverenden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacılar vekili 16.09.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile davacı eş ... için destekten yoksun kalma tazminatı talebini 217.052,47TL olarak artırmıştır.
3.İşbu dava dosyası ile birleşen ... 1. İş Mahkemesinin 2021/120 Esas sayılı dava dilekçesinde, ...
4. İş Mahkemesinin 2017/313 Esas sayılı dava dosyasında alınan raporlarla, davalı işverenin iş kazasının meydana gelmesinde %30 oranında kusurlu olduğu, müteveffanın kusurunun bulunmadığının tespit edildiğini, yine söz konusu iş kazasının meydana gelmesinde %70 oranında kaçınılmazlık (olumsuzluklar ve beklenmedik durum) faktörünün etkili olduğunun belirlendiğini, ayrıca müvekkilinin toplam 461.976,73 TL destekten yoksun kalma zararından, davalı işverinin sorumlu olduğu miktarın 332.616,77 TLolarak hesaplandığını,
bu miktardan 54.168,98TL peşin sermaye değeri düşüldüğünde ise davalının sorumlu olduğu miktarın 278.447,79 TL olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, müteveffanın desteğinden yoksun kalan eş ...'in 61.395,32 TL tutarındaki maddi zararının 18.09.2012 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili özetle; davacıların murisi ...'in 18.09.2012 tarihinde 55... plakalı Mercedes Marka çekici ve bu çekiciye ait ... plakalı çekici ile ... istikametinden ... istikametine seyrederken km 16+500 geldiğinde doktor raporundan anlaşılacağı üzere seyir halinde direksiyon başında kalp krizi geçirmesi sonucu bilincini kaybederek gidiş istikametine göre yolun sağında bulunan çelik bariyere aracın ön kısmı ile çarptıktan sonra 25 metre bu bariyer üzerinde gidip durması sonucu tek taraflı trafik kazasının meydana geldiğini,
işyerinde meydana gelen iş kazaları nedeniyle işverenin hukuki sorumluluğunun niteliğinin Yargıtayın önceki kararlarında da benimsediği görüşe göre kusura dayandığını, olay tarihinde yürürlükte olan Türk Hukuk Sistemi uyarınca özel bir düzenleme söz konusu olmadıkça asıl olanın kusur sorumluluğunun olduğunu, bu durumda işverenin kusurlu eylemi ile zarar arasında uygun bir illiyet bağı yoksa işverinin sorumluluğundan söz edilemeyeceğini, davalı şirketin iş kazasının meydana gelmesinde hiçbir kusur ve kabahatinin bulunmadığını, davacı tarafın talep etmiş olduğu manevi tazminat miktarları fahiş olup,
açıkça zenginleşme amacı taşıdığını belirterek, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Davacının kaza geçirdiği tarihte yani Eylül 2012 tarihinde davalı işverence imzalı dosyaya sunulan ücret bordroları ile kaza tarihinde en son brüt 1.676,40 TL ücret ile çalışma yaptığı anlaşılmış olup,
bordroya göre davacının en son asgari ücretin 1,78 katı oranında ücret ile çalışma yaptığı 09/03/2021 tarihli bilirkişi raporunda tespit edilmiş 09.03.2021 tarihli bilirkişi raporuna davalılar tarafından itiraz edilmesi üzerine davacı vekilince 12.05.2021 tarihinde beyan sunulmuş işbu beyan dilekçesinde davacının ücretine itiraz etmediği görüldüğü gibi ayrıca davalıların itirazlarının aynı mahiyette olduğu,
davanın sürüncemede bırakılmasına yönelik çabaları göz önünde bulundurularak rapora itirazın reddi ile davasının kabulüne karar verilmesini talep ettiği görülmekle belirlenen ücret ve orana ilişkin olarak da usulü kazanılmış hak oluştuğu gözetilerek davacının en son bordrosunda görülen ücret ile çalışma yaptığı kabul edilmiştir.
Kusur yönünden mahkememizce ... İş Mahkemesi aracılığıyla talimat yoluyla aldırılan ve aralarında kardiyoloji uzmanı da bulunan 07.03.2019 havale tarihli bilirkişi heyet raporuna göre davalının %30 oranında kusurlu olduğu, müteveffanın kusurunun bulunmadığı ve olayın meydana gelişinde %70 oranında kaçınılmazlık faktörünün bulunduğu anlaşılmış ve yine davalı şirket tarafından davacılar aleyhine açılan ...
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/530 E.-2018/561 K. sayılı (araçta meydana gelen hasar nedeniyle açılan) maddi tazminat dosyasında aldırılan bilirkişi heyet raporuna göre de davalının %30 oranında kusurlu bulunduğu ve %70 oranında müteveffanın doğuştan getirdiği bünyesinde ki olumsuzluklar nedeniyle kaçınılmazlık faktörünün bulunduğu kabul edilerek, davanın reddine karar verildiği ve ilgili karar ... BAM 7.H.D.
2019/24E. - 2020/484K. sayılı ilamı ile İstinaf incelenmesinden geçerek kesinleştiği anlaşılmakla, bu nedenlerle mahkememizce dava konusu iş kazası nedeniyle davalının %30 oranında kusurlu bulunduğu ve %70 oranında kaçınılmazlık faktörünün bulunduğu kabul edilmiştir...
PMF-1931 Bakiye Ömür Tablosuna göre 09/03/2021 tarihli raporda yer alan hesap verileri esas alınarak yapılan hesaplamada davacı ...'in gerçek net destekten yoksun kalma maddi zararının 320.188,91 TL olarak hesaplandığı, kusur yönünden değerlendirildiğinde net 225.985,82 TL olduğu kabulü ile aşağıda şekilde hüküm kurulmuştur...
Davacıların murisinin kalp krizi geçirmek suretiyle kabul edilen iş kazası sonucu vefat etmesi sebebiyle, davalı tarafın kusur durumu, kazanın oluşum şekli, hükmedilen maddi tazminat miktarı ve manevi tazminatın kaza tarihi itibariyle belirlenmesi gerektiği dikkate alındığında karar tarihi de dikkate alınarak, davacılar ... için 100.000,00 TL, ... için 50.000,00 TL, ... için 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilerek..." gerekçesiyle,
Asıl dava ve birleşen dava yönünden:
A) 225.985,82 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 18.09.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'e verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
B) 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 18.09.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'e verilmesine,
C) 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 18.09.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'e verilmesine,
D) 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 18.09.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine," karar verilmiştir..
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vekili ile davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vekili ile davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
1.Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde, mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Anayasa mahkemesi ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları ile bilirkişi raporuna itiraz edilmemesinin karşı taraf lehine usulü kazanılmış hak oluşturmayacağının açıkça hükme bağlandığını, hükme esas almaya elverişli olmayan raporlara itiraz edilememesinin usulü kazanılmış hak oluşturmayacağını, TRH -2010 yaşam tablosu ve güncel ücret verileri dikkate alınarak yapılan hesaplamaya göre karar verilmesi gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde,kazanın meydana gelmesinde davalının kusurunun bulunmadığını, emekli olan müteveffanın aktif dönem hesabının asgari ücret üzerinden yapılması gerektiğini, pasif dönemin agisiz asgari ücretten hesaplanması gerektiğini, destek paylarının hatalı belirlendiğini,eşin evlenme ihtimalinin olay tarihine göre belirlenmesi gerektiğini, hükme esas alınan aktüerya raporunun hatalı olduğunu ,takdir edilen manevi tazminat miktarlarının yüksek olduğunu, lehe takdir edilen vekalet ücreti miktarının eksik olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş kazasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
A)Davacı ... vekili ile davalı vekilinin davacı ... yararına hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen her bir miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre davacı ... için kabulüne ve reddine karar verilen maddi tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davacı ... vekili ile davalı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.
B)Davalı vekilinin davacı ... yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen her bir miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre davacı ... yararına hükmolunan manevi tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/7796, K. 2025/15267, 12 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama