KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/8040 E., 2025/10218 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1900 E., 2024/3247 K.
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 39. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/324 E., 2023/342 K.
Karar Metni
828 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili ile davalı şirket tasfiye memuru vekili tarafından tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının ... işyeri numaralı işyerinde 01.09.1989 tarihinde işe başladığını, müvekkilinin bu işyerinde 6-7 ay çalıştığını, davalı işveren tarafından işe giriş bildirgesinin verildiğini ancak davalı tarafından dönem bordrosu verilmemesi sebebiyle gün tespiti yapılamadığını belirterek, müvekkili davacının davalı yanında 01.09.1989 tarihinde çalışmaya başladığının ve sigorta başlangıç tarihinin 01.09.1989 tarihi olduğunun tespiti ile bu süreler içinde yatırılmayan primlerin davalı işveren tarafından yatırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde, haksız ve hukuka aykırı bir şekilde açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacının davalı ... Gıda İth. İhr. Tic. Ltd. Şti.'de 01.09.1989 tarihinde işe girişinin yapıldığının ve sigorta başlangıç tarihinin 01.09.1989 tarihi olduğunun tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili ve davalı şirket tasfiye memuru vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili ile davalı şirket tasfiye memuru vekili eksik araştırma ile hüküm kurulduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmişlerdir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, sigorta başlangıcının tespiti istemine ilişkindir.
1.Davanın yasal dayanakları 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 2., 6., 9., 79.,108. madde hükümleridir.
Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli olmayıp, aynı zamanda o kimsenin Kanun'un belirlediği biçimde (506 sayılı Kanun'un 2. maddesi ve 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1999/21-549-555, 2005/21-437-448 ve 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır.
Hizmet tespitinin bir türü olan sigortalılık başlangıç tespiti davasında, dava konusu dönem yönünden hem çalışmaların geçtiği işyerinin varlığı hem de sigortalının çalışmalarının gerçek ve sigortalı çalışma olduğunun hiçbir teredüte yol açmayacak şekilde ispatlanması gerekmektedir.
Bu tür davalar yalnızca bir günlük çalışmanın tespitinden ibaret olarak görülmemeli, bir günlük çalışmanın kabulü ile saptanacak sigortalılık başlangıcının sigortalıya sağlayacağı sigortalılık süresi ile birlikte kazandıracağı haklar dikkate alınmalı ve giriş bildirgesi ile birlikte eylemli çalışmanın bulunup bulunmadığı özellikle belirlenmelidir.
Bu da dava konusu çalışmaların sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı, sigortalı çalışma niteliğinde ise çalışmanın varlığı yönünden dönemde bordrolu olan tanık, yoksa komşu iş yeri tanığı araştırarak ifadelerinin alınması, varsa bu döneme ilişkin makbuz, fatura, defter gibi tüm kayıt ve belgelerin incelenmesi, 506 ve 5510 sayılı Kanunlar ile Yargıtay’ın yerleşik içtihatları gereğidir.
2.Sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için mutlak koşul niteliğindeki hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır. Buna göre eldeki davada,mahkemenin verdiği hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
3.Yukarıda anılan yasal düzenleme ve açıklamalara göre inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, davacı adına davalı işverenin .... sicil no.lu iş yerinden 01.09.1989 tarihli işe giriş bildirgesinin verilmiş olduğu, iş yeri hamburger satışı mahiyetinde olup 27.12.1985-28.02.1990 tarihleri arasında Kanun kapsamına alındığı, iş yerinden dava konusu 1989 yılında hiç bordro verilmediği, 1990/1. dönem ile 1986/3. ve 1987/1-3 arası dönem bordrolarının dosya kapsamına alındığı, işe giriş bildirgesi üzerindeki imza incelemesinde imzanın davacının el ürünü olduğunun tespit edildiği,
komşu işyeri araştırmasının sadece emniyet aracılığıyla yapıldığı ve bir tespitin yapılamadığı,1987 dönem bordrosunda adı geçen iki kişinin dinlendiği,davacıyı tanımadıkları yine davacının kardeşi ile iş yerinde çalışması olmayan arkadaşının tanık olarak dinlendiği, bir de davacı gibi 01.09.1989 tarihli iş yerinden adına işe giriş bildirgesi verilmiş olan ... ... ... davacı tanığı olarak dinlendiği,böylelikle Mahkemece anılan tanık beyanları ile dosyadaki diğer deliller değerlendirilmek suretiyle eksik araştırma ve incelemeye dayalı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
4.Buna göre, Mahkemece, dava konusu iş yerine komşu iş yeri sahipleri ve kayıt altına alınan çalışanlarının SGK, vergi ve belediye aracılığıyla da yapılacak araştırmayla yöntemince saptanarak, sigortalılık ve vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle re’sen bilgi ve görgülerine başvurulmalı, bu şekilde komşu iş yeri ve çalışanlarının tespit edilememesi halinde tarafların da beyanları alınarak çalışmayı bilebilecek olan kişilerin tespit edilerek sigortalılık ve vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle beyanları alınmalı, böylelikle, toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle davacının işyerinde çalışıp çalışmadığı hususu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VII. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/8040, K. 2025/10218, 18 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama