KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/8514 E., 2025/15939 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Kasım 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/1674 E., 2025/1614 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... 2. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/155 E., 2024/251 K.
Karar Metni
523 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Adli Tıp Kurumu 2.Üst Kurulunun 23/02/2023/760 karar numaralı raporu ile müvekkilinin maluliyet oranının %11,3 olarak tespit edildiğini, rapor doğrultusunda müvekkiline kaza tarihinden itibaren her bir aylık için işleyecek yasal faizi ile birlikte sürekli iş göremezlik geliri bağlanmasına ve eksik ödenen veya hiç ödenmeyen aylıkların yasal faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
1.Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talep ettiği hak ve alacakların zamanaşımına uğradığını, kazanın 30.11.2017 tarihinde meydana geldiğini, Kurum raporunun 03.03.2023 tarihinde düzenlendiğini, aradan çok uzun bir sürenin geçmesi nedeni ile iş göremezlik durumunun başka bir kazadan veya kendi kusurundan kaynaklanabileceğini, davacının bahsedilen iş göremezlik oranının çok fahiş olması nedeniyle iş göremezlik oranına itiraz ettiklerini, davacı tarafın iddialarının tamamen gerçek dışı olduğunu, kendi kusuru ile kazaya sebebiyet verdiğini, söz konusu alanda tüm güvenlik tedbirlerinin alındığını,
ATK raporunda mevcut olayın tabi olacağı yönetmelik hususunda hatalı bir karar verildiğini, kaza tarihinde geçerli olan yönetmeliğe göre hesaplama yapılması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın davayı açmasında hukuki yararı bulunmadığını, sigortalı davacı hakkında yeterli ve gerekli tüm incelemelerin muayenelerin ve kontrollerin yapıldığını, ... oranının net olarak belirlendiğini, davacı tarafın kötü niyetli olarak davayı ikame ettiğini belirterek öncelikle hukuki yarar yokluğundan, maluliyet oranına karşı yapılan itirazın haksız ve hukuka aykırı olması nedeni ile davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Şirket vekili ve davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kurum sağlık kurulunun kararıyla tespit edilen oranlar ile hükme esas alınan ATK raporuyla yapılan tespitler arasındaki farktan dolayı yaptıkları itirazların Mahkemece göz ardı edildiğini ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, sürekli iş göremezlik oranının tespiti istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davalı Kurum vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/8514, K. 2025/15939, 24 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama