KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/9534 E., 2025/16242 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Kasım 2025
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/137 E., 2025/179 K.
Karar Metni
944 kelime·5 dk okuma·9 bölüm
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının 31.12.2004 tarihinde davalı işverene ait işyerinde çalışmaya başladığını, işten ayrıldığı 29.12.2008 tarihine kadar kesintisiz çalıştığını, ancak müvekkilinin çalışmasının işe giriş bildirgesi ile Kuruma bildirilmediğini, 01.11.2007 tarihinde bildirim yapıldığını, dolayısıyla 31.12.2004-1.11.2007 arası hizmet döneminin Kurum kayıtlarında görünmediğini, müvekkilinin çalışmasının, sigortalı çalışanların tanıklığı, değişik dönemlerde verilen belgeler vs. yasal delillerle kanıtlanacağını,
ayrıca davanın 506 sayılı Kanun'un 79. maddesine göre Kurum denetim görevini yerine getirmediğinden hak düşümü süresine bağlı olmadığını beyanla davacının 31.12.2004-01.11.2007 tarihleri arasındaki çalışmasının sigortalı çalışma olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde, davacının 01.09.1999 tarihinde şirket şubesi olarak ... adresini kiraladığını, davalı şirketin bu adrese taşındığında davacının aynı adreste apartman kalorifer görevlisi olarak mal sahibi adına hizmet verdiğini, mal sahibi tarafından apartman kazan dairesinde görev yapmak üzere henüz davalının mezkur adrese taşınmadan önceki bir tarihte işe alındığını ve çalışmakta olduğunu, kiracı olarak gidilen apartmanın kazan dairesinde çalışan davacının başkaca kiracılara da hizmet verdiği bir sistem içerisinde davalının sorumlu tutulmasının hayatın doğal akışına, hakkaniyete ve hukuk kurularına aykırı düştüğünü,
kazan dairesinin bulunduğu apartmanda davalının, diğer apartmanda ise ... ve Turizm A.Ş. ve .... ve Tic.
A.Ş.'nin davalı müvekkili ile aynı dönemlerde kiracı olarak ikamet ettiklerini, davacının mantığına göre her iki apartmanda kiracı olarak bulunan herkese hizmet vermiş olduğundan, mezkur davanın davalı müvekkil ile aynı dönemde kiracı olarak bulunan diğer işi şirkete ihbarının zorunluluk olduğunu, davacı ...’ın 01.11.2007 tarihinde davalı işletmede güvenlik hizmetlisi olarak çalışmak üzere işe alındığını, davacının iş akdinin işveren tarafından fesih bildiriminde bulunularak sona erdirildiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde, .... ve Tic.
A.Ş.'ye ait işyerinin 02.12.2008 tarihi itibari ile 5510 sayılı Kanun kapsamına alındığını, dolayısıyla bu tarihten davacının tespit istemi daha önce olduğundan davanın reddi gerektiğini, davacının hizmet cetvelinin tetkikinden 01.11.2007-01.12.2008 tarihleri arası ... sicil numaralı işyerinde 03.12.2008 tarihinde ise diğer davalı işyerinde bildiriminin olduğunun görüldüğünü, bu nedenle ... sicil numaralı işyeri kayıtlarının getirtilip, davacının hangi işyerinde çalıştığının tespit edilmesi gerektiğini, davacının diğer davalıya ait işyerinde çalıştığını iddia etmekte olduğunu,
bu nedenle hizmet akdiyle çalıştığı iddia edilen döneme ait belgelerin Kuruma verilip verilmediğinin ya da çalışmaların Kurumca tespit edilip edilmediğinin araştırılması gerektiğini, davacının işyerinde çalıştığını tanık beyanları dışında resmi yazılı belgelerle ispatlaması gerektiğini, hizmetin geçtiği iddia edilen sürede işyerinin 506 sayılı Kanun'un uygulama alanında bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, davacının çalışmalarının Kurum kayıtlarında görüldüğü kadar olduğunu, bunun aksinin ancak Kurum kayıtlarına eş değer nitelikte resmi belgelerle ispatlanabileceğini,
tanık anlatımlarına dayanarak davanın ispatlanma olgusunun kabul edilemez olduğunu, işyerinin varlığının ve yasa kapsamına girip girmediğinin araştırılması gerektiğini, çalışmanın hizmet akdine dayalı olarak olduğunun ispatlanması gerektiğini, ücretin de somut delillerle ispat edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep ve savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 12.09.2019 tarihli kararı ile "Davanın kabulü ile a-Davacının davalı şirkete ait ... sicil numaralı işyeri nezdinde geçen tespiti mümkün hizmet sürelerinin; 01.01.2005-31.12.20 05... gün ve günlük 16.29.TL kazançla 01.01.2006-31.12.20 06... gün ve günlük 17.70.TL kazançla 01.01.2007-30.06.20 07... gün ve günlük 18,75.TL kazançla 01.07.2007-13.10.20 07... gün ve günlük 19.50.TL kazançla, Hizmet akdine bağlı olarak toplam 1.020 gün süreyle sigortalı olarak çalıştığının tespitine," karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin 12.09.2019 tarihli kararının süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece,"...Eldeki davada ise, bozma gereklerinin yerine getirildiğinden bahsedilmesi mümkün değildir. Mahkemece, uyulan bozma ilamı ile oluşan usuli kazanılmış hak çerçevesinde, davacının 1988 yılında edindiği sertifika ile imzalı kalorifer burülor elektrik bakım ve onarım teknisyeni sıfatıyla daval işyerine hizmet verip vermediği,
davalı işyerinin sunduğu 1999 yılına ait kira kontratı ile gerek davacı hakkında tutulan vizite kağıtlarında giriş tarihlerine ilişkin imzalı içerikler ve gerekse davacı tarafından davalı şirkete hitaben yazılan imzalı yazı içeriklerinin dikkatle incelenmesi ile davalı şirketin işveren niteliğinin belirlenmesi ve davalı şirketin taşınma tarihinden önce de davacının bahse konu adresteki binaya ilişkin olmak üzere, hizmet verip vermediği hususunun araştırılması ile resen belirlenebilecek diğer belge ve tanık beyanlarının alınmasından sonra davalı işyerinin ilk bozma kararı çerçevesinde işverenlik sıfatı tam olarak belirlendikten sonra,
bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Mahkemece, açıklanan bu yönler üzerinde durulmaksızın eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile " İş mahkemelerinde basit yargılama usulü uygulanır (7036 sayılı Kanun m.7). Davacı taraf davacı 06.11.2024 tarihinde birinci kez takip etmediği, 07.04.2025 tarihinde de ikinci kez takip etmediğinden davanın açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiş davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettiğinden lehine vekalet ücretine hükmedilmiştir.
1-Davanın açılmamış sayılmasına," karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde temyiz isteminde bulunmuştur. Temyiz dilekçesinde; duruşma gününün kendisine tebliğ edilmediğini, kararın bozulmasını talep etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 31.12.2004-01.11.2007 tarihlerindeki çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının dosya kapsamına uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/9534, K. 2025/16242, 27 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama