KÜNYE
11. Ceza Dairesi 2007/7776 E., 2010/3518 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Mart 2010
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Otomatik işleme tabi tutulmuş programı silmek
- Hüküm
- ...: TCK.nun 525/b-2,647 S.K 4 ( 3 kez ) 72.mad. uyarınca 7218 YTL (3 kez ) apc, ...: TCK.nun 525/b-2,72,647 S.K 4. mad. uyarınca 2406 YTL apc
Karar Metni
804 kelime·4 dk okuma
7201 sayılı Tebligat Kanununun “Kazai Tebligat” faslının, “Adres Değiştirmenin Bildirilmesi Mecburiyeti” konu başlıklı 35. maddesi uyarınca, adli mercilerce tebligat yapılabilmesi için iki ihtimal kabul edilmiştir. Birinci ihtimal; ilgili kişiye daha önce adli mercilerce anılan Yasa hükümlerine uygun olarak bir tebligatın yapılmış olması ve tebligat yapılan bu kişinin, yeni adresini adli mercie bildirmemesi durumudur.
Bu durumda, daha önce tebligat yapılan ve adli mercice en son bilinen adrese aynı Yasanın 35. maddesi dışındaki maddeler uyarınca yeniden tebligat çıkarılması, ilgilinin adresten ayrıldığının anlaşılması durumunda Tebligat Tüzüğünün 28. maddesi uyarınca, tebliğ memurunun adreste bulunmama nedenini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti kurulu veya meclis üyeleri, zabıta amir ve memurlarından araştırarak, beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazarak imzalaması gerekmektedir.
Adres araştırmasına ilişkin söz konusu imzalı açıklamanın tebliğ tutanağında yer alması, zorunlu şekil şartı olup; belirtilen usule uygun olarak araştırma yapılmaması ve bu nedenle mahkemece, en son bilinen bu adresten sanığın ayrıldığının ve yeni adresinin tespit edilemediğinin kolluk görevlileri aracılığı ile de belirlenmemesi durumunda, 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35. maddesinde belirtilen şekilde tebliğ evrakının kapıya asılması suretiyle tebligat yapılması mümkün değildir.
Tebligat memurunca Tebligat Tüzüğünün 28. maddesinde öngörülen zorunlu araştırma, belirtilen şekilde yapılıp tevsik edildikten sonra, ilgilinin yeni adresi belirlenemez ise, tebliğ evrakı adli mercie iade edilir ve ilgili kişilerce yeni bir adres de bildirilmez ise, herhangi bir adres araştırması yapılmaksızın bundan sonraki tüm tebligatlar 6 örnek numaralı tebligat evrakının eski adrese ait binanın kapısına asılması usulüyle yapılır.
İkinci ihtimal ise; daha önce adli mercilerce usulüne uygun tebligat yapılmamış olsa bile, 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35/son maddesi uyarınca, taraflar arasında yapılan, imzası resmi merciler önünde ikrar olunmuş sözleşmelerde belirtilen adresler ile kamu kurum ve kuruluşları ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına, ticaret sicillerine ve esnaf ve sanatkarlar sicillerine verilen en son adreslere de tebligat yapılabilmesidir.
Bu durumda, daha önce adli mercilerce usulüne uygun olarak yapılmış bir tebligat bulunmasa bile, adli mercii tarafından tespit edilen, taraflar arasında yapılan, imzası resmi merciler önünde ikrar olunmuş sözleşmelerde veya söz konusu kamu kurum ve kuruluşları ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına, ticaret sicillerine ve esnaf ve sanatkarlar sicillerine bildirilen en son adrese, önce, bu adresin değişip değişmediğinin bilinememesi nedeniyle anılan Yasanın 35. maddesi dışındaki maddeler uyarınca tebligat çıkarılması ve tebligatın yapılamayarak,
tebligat memurunca, ilgilinin adresinin değiştiğinin belirlenmesi ve yine Tebligat Tüzüğünün 55/2. maddesi yollamasıyla 28. maddesinde belirtilen usule uygun olarak yapacağı araştırma sonucunda yeni adresinin de tespit edilememesi durumunda, bu araştırma yukarıdaki açıklanan şekil koşuluna uyularak imza ile de tevsik edildikten sonra, evrak yine mercie iade edilir, ilgili kişilerce yeni bir adres de bildirilmez ise, herhangi bir adres araştırması yapılmaksızın bundan sonraki tüm tebligatlar 6 örnek numaralı tebligat evrakının eski adrese ait binanın kapısına asılması usulüyle yapılır.
Ayrıca bu tebligattan sonraki tebligatlar da, sanığın yeni adresinin hala bilinmemesi durumunda, kapıya asma usulüyle yapılır.
Buna göre; adli mercilerce daha önce kendisine tebligat yapılmamış olması, sanık ...’in, sorgusunun yapıldığı 27.03.2003 günlü oturumda bildirdiği adresin, 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35/son maddesi kapsamında sayılan adreslerden olmaması,
ayrıca bu adresin, anılan Yasa maddesinde belirtilen adreslerden olduğuna ilişkin bir tespitin de bulunmaması nedeniyle aynı Yasanın 35. maddesi uyarınca adı geçen sanığa sonradan yapılan tebliğ geçersiz olduğu gibi, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 20.02.2007 gün, 46/39 ve 29.05.2007 gün, 114/113 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere, 5271 sayılı CMK.nun 232. maddesinin 6. fıkrası uyarınca, hüküm fıkrasında kanun yollarına başvurma olanağı bulunup bulunmadığı,
başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin gerektiği, aynı Kanunun 34. maddesinin 2. fıkrasında da, kararlarda başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekillerinin gösterilmesinin zorunlu olduğu, yerel mahkeme kararında ise, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, temyizin şekilleri ve başvuru süresinin ne zaman işlemeye başlayacağı hususlarının gösterilmediği anlaşıldığından, sanık ... müdafiinin, 04.04.2006 havale tarihli vaki temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Sanıkların önceden hazırladıkları tertibatla katılanlar ... ve ... ile şikayetçi ...’ya ait bankamatik kartlarının ATM makinelerine sıkışmasını sağlayıp, adı geçen katılanlar ile şikayetçiden kartın iadesi için işlem yaptığı sırada yardım etme bahanesi ile bankamatik kartlarının şifrelerini öğrenerek, aynı katılanlar ile şikayetçinin ATM makinelerinden ayrılmasını müteakip, hileli davranışlarla elde ettikleri bankamatik kartları ile para çektiklerinin iddia ve kabul olunması karşısında;
eylemlerin suç tarihlerinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK.nun 504/3. maddesinde öngörülen “nitelikli dolandırıcılık” suçlarını oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdir ve değerlendirilmesinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilip görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla yazılı şekilde mahkûmiyet hükümleri kurulması,
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2007/7776, K. 2010/3518, 25 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama