KÜNYE
11. Ceza Dairesi 2008/16303 E., 2010/8522 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Temmuz 2010
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Emniyeti kötüye kullanma, yaralamaya teşebbüs, tehdit,
- Hüküm
- 765 sayılı TCK'nun 508/1, 522, 647 S.Y. 4. md. 192 YTL a.p.c.,
Karar Metni
529 kelime·3 dk okuma
765 sayılı TCK'nun 188/1, 647 S.Y. 4. md. 1.296 YTL a.p.c., 765 sayılı TCK'nun 456/4, 61, 457/1, 51. md. 72 YTL a.p.c., 765 sayılı TCK'nun 72. md. 1.560 YTL a.p.c.,
I)Sanığın “kasten yaralamaya teşebbüs” suçundan mahkumiyetine dair hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 10.03.2009 gün ve sayılı kararı ile 19.09.2006 gün ve 197/192 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere; suç vasfına yönelik temyiz itirazı yoksa, hükümde açık hukuka aykırılıkların bulunması, kesin nitelikteki bir hükme temyiz edilebilirlik vasfı kazandırmayacağından ve karar tarihindeki yasal düzenlemeye göre doğrudan hükmolunan adli para cezasının, miktar ve nevi itibariyle 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 21.07.2004 gün ve 5219 sayılı Kanunla değişik 1412 sayılı CMUY.nın 305/1 maddesi uyarınca kesin olduğu gözetilerek, temyiz isteminin, aynı yasanın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
II)Sanığın “tehdit” suçundan mahkumiyetine dair hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Gerekçeli karar başlığında yanlış gösterilen suç tarihinin bu suç yönünden “15.01.2003” olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüş, suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK’nun 4421 sayılı yasayla değişik 19. maddesi uyarınca aynı yasanın 188/1 maddesi uyarınca tayin olunacak adli para cezasının alt sınırının 343TL, 647 sayılı yasanın 4. maddesine esas para cezası miktarının ise 9TL olduğu gözetilmeden yazılı şekilde suç tarihinde yanılgıya düşülerek eksik ceza tayini karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Daha önce kasıtlı bir suçtan mahkumiyeti bulunması nedeniyle koşulları bulunmadığından, 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5278 sayılı Kanunun 562. maddesinin 1. fıkrası ile değişik CMK. nun 231/5 maddesinden yararlanamayacağı anlaşılan sanık hakkında bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip, yüklenen suçun sübutu kabul, soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı artırıcı ve azaltıcı nedenin bulunmadığı takdir kılınmış,
01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 Sayılı Kanunla değişik 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri uyarınca 765 ve 5237 Sayılı Yasa hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların denetime imkan verecek şekilde gösterilip birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasa belirlenerek sonucuna göre karar verilmiş ve incelenen dosyaya göre hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanığın suçsuz olduğuna, beraat etmesi gerektiğine yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
III)Sanığın “güveni kötüye kullanmak” suçundan mahkumiyetine dair hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7. ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükümleri karşısında; sanığa yüklenen “güveni kötüye kullanmak” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabii olduğu,
suçun işlendiği tarihte yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve 104/2 maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiği 01.07.2002 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken, 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2008/16303, K. 2010/8522, 13 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama