KÜNYE
11. Ceza Dairesi 2008/19885 E., 2011/22196 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Kasım 2011
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- Memur olmayan kimsenin resmi belgede sahteciliği
- Hüküm
- 765 s.y.TCK'nun 342/1, 59/2. mad.ge.1 yıl 8 ay hapis cezası TCK'nun 503/1, 522/1, 59/2, 647 s.y. 4. mad.ve TCK'nun 71, 72. mad.ge.1 yıl 8 ay hapis ve 1.012 YTL adli para cezasına ilişkin.
Karar Metni
403 kelime·2 dk okuma
Yargıtay İBK'nun 14.12.1992 tarih ve 1/5 ve Ceza Genel Kurulu'nun 24.03.1998 gün ve 51/106 sayılı kararlarında açıklandığı üzere kambiyo senetlerinde yapılan sahtekârlığın resmi belgede yapılmış sayılabilmesi için, ilgili kambiyo senedinin Türk Ticaret Kanununda öngörülen bütün unsurlarını taşıması gerekir. Aksi takdirde yasal unsurları taşımayan bir kambiyo senedinde sahtekârlık yapılması halinde fiil, özel belgede sahtekârlık suçunu oluşturacaktır.
Türk Ticaret Kanunun 688/6 ve 689/4. maddeleri uyarınca bonoda tanzim yerinin yazılı bulunması zorunludur, tanzim edildiği yer gösterilmeyen bir bono tanzim edenin ad ve soyadı yanında yazılı olan yerde tanzim edilmiş sayılır.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun anılan kararında belirtildiği üzere düzenleme (keşide) yerinin hiçbir duraksamaya yer vermeyecek ve başka yerleşim yerlerini çağrıştırmayacak biçimde açık, net ve herkes tarafından anlaşılabilir şekilde gösterilmesi gerekir. Dosya içerisinde onaylı örneği bulunan suça konu bonoda açıkça düzenleme yeri belirtilmemiş, senedi düzenleyen ismi yanında da "Kaymakam Sokak, Fırtına..... K-Adası" biçiminde adres gösterilmiştir.
Bu adres hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde anlaşılabilir bir idari birim adını ifade etmemektedir.
Bu itibarla, suça konu senedin bono vasfını taşıdığının kabulü mümkün olmadığı cihetle, özel belge niteliğinde bulunduğu ve 765 sayılı TCK.nun 79. maddesi uyarınca daha ağır cezayı gerektiren dolandırıcılık suçundan tek hüküm kurulması yerine yazılı şekilde "resmi belgede sahtecilik" ve "dolandırıcılık" suçlarından ayrı ayrı cezaya hükmolunması yasaya aykırı ise de;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen "dolandırıcılık" suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sının itibariyle tabi olduğu,
suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanık lehine olan 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiği en aleyhe kabul ile Nisan 2001 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden,
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2008/19885, K. 2011/22196, 24 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama