KÜNYE
11. Ceza Dairesi 2009/10901 E., 2010/14055 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Dolandırıcılık
- Hüküm
- Sanıkların 5237 s.TCK.nın 157/1, 50/a, 52/2-4 mad.ger. 14.600,00 YTL apc, ile cez.dair
Karar Metni
796 kelime·4 dk okuma
I-Sanık ... müdafiinin, adı geçen sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Sanık ... hakkında dolandırıcılık suçundan hüküm kurulurken temel cezanın tayininde, 5237 sayılı TCK.nun 61/1-e maddesi uyarınca, meydana gelen zarar miktarı gözetilerek alt sınırdan uzaklaşılması ve adı geçen sanığın dolandırıcılık suçunu oluşturan eylemini her iki katılana karşı aynı yer ve zamanda tek bir fiille işlediğinin anlaşılması karşısında, sanık ... hakkında tayin olunan cezanın 5237 sayılı TCK nun 43/2. maddesinde öngörülen zincirleme suç hükümleri gereğince arttırılması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Suç tarihinden önce kasıtlı suçlardan dolayı kesinleşmiş mahkûmiyet hükümlerinin bulunması nedeniyle hakkında 5728 sayılı Yasa ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 231. maddesinin uygulanma olanağı bulunmayan sanık ... ilgili olarak yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık ... müdafiinin suçun sübuta ermediğine ilişen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
1-Sanık ... hakkında 5237 sayılı TCK.nun 157/1. maddesi gereğince hükmolunan temel hapis cezası takdiren asgari hadden tayin olunduğu halde aynı gerekçe ile hapis cezası yanında hükmolunan adli para cezasının birim gün sayısının alt sınırından uzaklaşılarak 365 gün olarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
2-İnfaz hükümlerinin farklı olduğu gözetilmeden dolandırıcılık suçundan sanık ... hakkında doğrudan hükmolunan adli para cezası ile hapisten çevrilen adli para cezasının toplanması suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi,
3-5271 sayılı CMK.nun 324/1 ve 326/2. maddeleri uyarınca, iştirak halinde işlenen suçlarda sanıkların, sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı ayrı, geriye kalan ortak yargılama giderlerinden (maktu vekalet ücreti dahil) eşit şekilde sorumlu oldukları gözetilmeden yazılı şekilde müteselsilen tahsiline karar verilmesi,
Yasaya aykırı ise de, yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasında yer alan sanık ... hakkında 5237 sayılı TCK.nun 157/1. maddesi uyarınca belirlenen hapis cezasının yanında tayin olunan temel adli para cezasının 5 güne, aynı Yasanın 52/2. maddesi uyarınca günlüğü 20 TL’den çarpılarak sonuç doğrudan adli para cezasının 100 TL’ye indirilmesi,
adı geçen sanık yönünden 3, 8 ve 11. fıkraların yerine, “5237 sayılı TCK.nun 157/1. maddesi uyarınca belirlenen sonuç bir yıl hapis cezasının 5237 sayılı TCK.nun 50/1-a maddesi gereğince (Mahkemenin kabulü gibi) günlüğü 20 TL’den çarpılarak sanık ...’ın 7.300,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına”, “Katılanlar kendilerini bir vekil ile temsil ettirdiklerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi üzerinden hesap edilen 400,00 TL maktu vekalet ücretinin yarısının sanık ...’dan alınarak katılanlara verilmesine,” ve “Toplam 73,30 TL yargılama giderindeki,
ortak yargılama giderlerinin yarısı ile sebebiyet verdiğinin sanık ...’dan tahsiline” denilmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan adı geçen sanık hakkındaki hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
II-Sanık ... müdafiinin, adı geçen sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarına gelince: Sanık ... hakkında yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık ... müdafiinin bir sebebe dayanmayan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
1-Sanık ... hakkında dolandırıcılık suçundan hüküm kurulurken temel cezanın tayininde, 5237 sayılı TCK.nun 61/1-e maddesi uyarınca, meydana gelen zarar miktarı gözetilerek alt sınırdan uzaklaşılması, aynı Yasanın 157/1. maddesi gereğince hükmolunan hapis cezasının takdiren asgari hadden tayin olunduğu gözetilerek hapis cezası yanında hükmolunan adli para cezasının birim gün sayısının da alt sınırdan tayini, sanığın, dolandırıcılık suçunu oluşturan eylemini her iki katılana karşı aynı yer ve zamanda tek bir fiille işlediğinin anlaşılması karşısında,
adı geçen sanık hakkında tayin olunan temel cezanın 5237 sayılı TCK.nun 43/2. maddesinde öngörülen zincirleme suç hükümleri gereğince arttırılması, infaz hükümlerinin farklı olduğu gözetilerek, dolandırıcılık suçundan doğrudan hükmolunan adli para cezası ile hapisten çevrilen adli para cezasının toplanmaması gerektiği hususları göz önüne alınarak buna göre kararın gerekçe bölümünde.
5252 sayılı Türk Ceza Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesi uyarınca suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Yasa ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Yasanın ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe Yasanın tespiti gerektiğinin gözetilmemesi,
2-5271 sayılı CMK.nun 324/1 ve 326/2. maddeleri uyarınca, iştirak halinde işlenen suçlarda sanıkların, sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı ayrı, geriye kalan ortak yargılama giderlerinden (maktu vekalet ücreti dahil) eşit şekilde sorumlu oldukları gözetilmeden yazılı şekilde müteselsilen tahsiline karar verilmesi,
Yasaya aykırı,
3-Hükümden sonra, 08.02.2008 günlü 26781 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 231 ve TCK.nun 7/2 maddeleri gereğince, sanık ... hakkında “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” kararı verilip verilmeyeceği hususunun tartışılmasında zorunluluk bulunması,
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2009/10901, K. 2010/14055, 9 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama