KÜNYE
11. Ceza Dairesi 2009/16970 E., 2010/5730 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Sahte özel evrak tanzimi
- Hüküm
- 765 sayılı TCY.nın 345.maddesi uyarınca 1 yıl hapis cezası (her iki sanık için
Karar Metni
534 kelime·3 dk okuma
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin tahkikat neticelerine uygun olarak tecelli eden kanaat ve takdirine, tetkik olunan dosya içeriğine göre sanık ... müdafi ile sanık ... l ve müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
1-Sanık ... , katılanın kendisinden borç para aldığına dair suça konu belgeyi, suç tarihinde katılanın işyerinde muhasebeci olarak çalışan sanık ... , katılanın imzasını taklit ettirmek suretiyle düzenlettirdikten sonra, katılan aleyhine Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı alacak davasında delil olarak kullandığının iddia olunması,
sanık ... n, arkadaş oldukları için katılana 250.000 dolar borç verdiğini, katılanın parayı isterken yanında çalışan adına havale etmesini istediğini, borç ödenmeyince, alacak dava açtığını, borç vermesiyle ilgili olarak katılanın 5 yıl öncesine ait bir çok belgenin yanında suça konu belgeyi de kendisine gönderdiğini, bu belgeleri delil olarak mahkemeye sunduğunu, diğer sanık ... a belgeyi imzalatmadığını, adına para gönderdiği yü tanımadığını savunması,
katılanın, ile 2002 yılında tanıştıklarını, daha sonra onu isimli bir arkadaşı ile de tanıştırdığını, bilgisi dışında’ın, para vermiş olduğunu, paranın bir kısmını alamayınca, kendisinden yardımcı olmasını istediğini, ona yapabileceği bir şey olmadığını söylediğini, daha sonra tarafından aleyhine dava açıldığını ve bu davada imzası taklit edilerek düzenlenmiş belgenin delil olarak kullanıldığını, suça konu belgedeki imzanın kendisine ait olmadığını beyan etmesi,
dosya içerisinde fotokopisi bulunan, vekilinin şikayeti üzerine sanık .. hakkında tefecilik suçundan Ankara 11.Asliye Ceza Mahkemesinde açılan davada beraatine ilişkin hükmün, yine vekili tarafından temyizi üzerine,
bu kez adı geçen şahsın kendisinin, Yargıtay ilgili Ceza Dairesine sunduğu 27.01.2009 havale tarihli dilekçesinde “her ne kadar aleyhine tefecilik suçlamasında bulunduğu yolunda şahsına vekaleten verilmiş bir şikayet dilekçesi var ise de, isimli şahsı tanımadığını, kendisinden para almadığını, dava sırasında tarafına ödendiği bildirilen paraları ise, o tarihte yanında çalıştığı patronu ... adına alıp, ona teslim ettiğini, yine patronunun talimatı ile avukata vekaletname verdiğini, vekaletnamenin mevcut davada kullanıldığından yeni haberdar olduğunu, adlı şahsı tanımadığından,
kendisi ile bir ilişkisi bulunmadığından hakkında davacı ve şikayetçi olmadığını bu nedenlerle temyizden vazgeçtiğini” bildirmesi karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi bakımından,ü’nün tanık sıfatıyla dinlenerek, sanık ... ın kendisine para gönderip göndermediği, göndermiş ise parayı o tarihte yanında çalıştığı katılan adına alıp almadığı sorularak,
varsa paranın havalesine dair dekont da getirtilip, sahteciliğin, bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın ispatı veya gerçek bir durumun belgelenmesi amacıyla yapılıp yapılmadığı da tartışılarak sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayinleri yerine, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Yargıtay Ceza Genel Kurulu ile Dairemizin yerleşmiş kararlarında açıklandığı üzere yasa metninin tekrarı gerekçe olmadığı gibi yasalarda yer alan hükümler uygulanırken gösterilen gerekçelerde çelişkiye, zafiyete düşülmemesi gerektiği gözetilmeden, “suçun işleniş şekli ve sanıkların kişilikleri” nazara alınarak cezaları asgari hadden tayin olunan sanıklar hakkında, aynı gerekçe ile 647 Sayılı Yasanın 4. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına ve sanık ..ın sabıkasının suçtan sonra olduğu da nazara alınmadan, kasıtlı suçtan mahkümiyeti bulunduğundan bahisle ve yine “sanıkların kişilikleri” gerekçe gösterilmek suretiyle haklarında CMK.nun 231/5. maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilerek çelişkiye düşülmesi,
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2009/16970, K. 2010/5730, 5 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama