Diyarbakır 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 16.02.2001 gün, 1999/138 Esas ve 2001/60 sayılı kararı ile resmi evrakta sahtecilik suçundan dolayı 765 sayılı TCK.nun 342/1, 59.maddeleri gereğince hükmedilen 1 yıl 8 ay ağır hapis cezasının, 5237 sayılı TCK kapsamında değerlendirilmesinde lehe husus bulunması nedeniyle 5237 sayılı TCK.nun 204/1, 62, 53.maddeleri gereğince hükmedilen 1 yıl 8 ay hapis cezası ve güvenlik tedbiri uygulanmasına ilişkin karar
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre hükümlü müdafiinin fazla ceza verildiğine ilişen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
1-5252 sayılı Türk Ceza Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesi uyarınca suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Yasa ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Yasanın ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe Yasanın tespiti gerektiği ve resmi belgede sahtecilik suçunun cezası, 765 sayılı TCK.nun 342/1 maddesinde 2 yıldan 8 yıla kadar hapis, 5237 sayılı TCK.nun 204/1 maddesinde ise, 2 yıldan 5 yıla kadar hapis olmasına rağmen, temel cezanın alt sınırdan tayini halinde,
5237 sayılı TCK.nun 53. maddesinde düzenlenen ve hapis cezasına mahkumiyetinin kanuni sonucu olarak uygulanan hak yoksunluğuna ilişkin güvenlik tedbirlerinin 765 sayılı Kanunda bulunmaması nedeniyle 5237 sayılı TCK.nun aleyhe olduğu gözetilmeden uygulamalı karşılaştırma yapılmayarak gerekçeden yoksun olarak denetime olanak vermeyecek şekilde yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
2-Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 07.02.2006 gün ve 11/12 sayılı kararında da açıklandığı üzere; karar tarihinden sonra yürürlüğe giren yasanın lehe olduğunun kabulü ile kesinleşmiş hükümden farklı yeni bir hüküm kurulması halinde önceki kararın infaza esas alınacak hüküm bölümü ortadan kalkıp geçerliliği sona ereceği için, önceki hükümdeki yargılama giderlerinin ve emanette kayıtlı eşyanın akıbetinin infazda doğabilecek kuşku ve duraksamaları gidermek üzere uyarlama kararında da aynen gösterilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
3-5237 sayılı TCK.nun lehe kabul edilip uygulandığı halde hükümlünün tutuklulukta geçirdiği sürenin 765 sayılı TCK.nun 40.maddesi uyarınca mahsubuna karar verilmek suretiyle karma uygulama yapılması,
Yasaya aykırı,
3-5237 sayılı TCK.nun 7/2. maddesi gözetilerek; hükümden sonra, 08.02.2008 gün ve 26781 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 231. maddesinin 5 ve 14. fıkraları gereğince hükümlü hakkında “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceğinin takdir ve değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlü müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 13.07.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.