KÜNYE
11. Ceza Dairesi 2010/1141 E., 2011/205 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Ocak 2011
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- Memur olmayan kimsenin resmi belgede sahteciliği
- Hüküm
- 5237 sayılı TCY.nın 204/1, 62 md.leri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası
Karar Metni
446 kelime·2 dk okuma
1- Şikayetçi ...'nın aşamalarda çekin keşide tarihinden 40-45 gün önce düzenlenip kendisine verildiği beyan etmesi karşısında; suç tarihinin çek üzerindeki keşide tarihi esas alınarak 10.03.1999 olarak yanlış gösterilmesi,
2- Sanığın, dava açıldıktan sonra tescil ve ilan edilmediğini öğrenmiş ise de şirket müdürü olarak atandığını ve bu sıfatla suça konu çeki düzenlediğini, şirket karar defteri incelendiği takdirde durumun anlaşılacağını savunması karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi bakımından suçun mağduru olduğu halde tanık sıfatı ile dinlenildiği anlaşılan ...'tan şirket yönetim kurulu karar defterini ibraz etmesi istenip incelenerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik soruşturma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
3- Belgelerde sahtecilik suçlarında aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdir ve tayini mahkemeye ait olduğu cihetle; adli emanette kayıtlı suça çek aslı getirtilip incelenerek özellikleri duruşma tutanağına yazılıp kambiyo senedi vasfını taşıyıp taşımadığı belirlenerek aldatma yeteneğinin ne şekilde oluştuğu karar yerinde tartışılmadan ayrıca denetime imkan vermesi bakımından çek dosya içerisinde de bulundurulmadan karar verilmesi,
4- Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 27.01.2009 tarih ve 2008/219-2009/6 sayılı kararında açıklandığı üzere, 765 sayılı Yasanın 95/2.maddesi uyarınca verilen aynen infaz kararı hükmün bir parçası olmayıp, hükmün dolaylı bir sonucudur, nitekim yargısal kararlarda da, aynen infaza ikinci hükmü tesis eden mahkemece karar verilebileceği gibi erteli mahkumiyete karar veren mahkemece de ikinci hükmün kesinleşmesi üzerine yapılan ihbar sonucu karar verileceği vurgulanmış,
01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Yasanın 7 ve 5252 sayılı Yasanın 9.maddeleri uyarınca önceki erteli mahkumiyetler yönünden de uyarlama kararı verilmesi zorunluluğu bulunması karşısında, uyarlanmayan hükümler yönünden aynen infaz kararı verilmesi büsbütün olanaksız hale gelmiştir. Hükümlerde her yönüyle eşitli olması halinde ise dolaylı sonuçlar dikkate alınarak lehe yasa saptanmalıdır.
Bu karşılaştırmada dolaylı sonuç olması nedeniyle, aynen infaza karar verilen mahkumiyet ancak, hükümlerde her yönüyle eşitlik bulunması halinde dikkate alınabilecektir.
Somut olayda, resmi evrakta sahtecilik suçunun cezası, 765 sayılı TCK.nun 342/1.maddesinde 2 yıldan 8 yıla kadar hapis, 5237 sayılı TCK.nun 204/1 maddesinde ise, 2 yıldan 5 yıla kadar hapis olmasına rağmen, temel cezanın alt sınırdan tayini halinde hapis cezalarının eşit olacağı ve 5237 sayılı TCK.nun 53.maddesinde düzenlenen ve hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak uygulanan hak yoksunluklarının 765 sayılı Kanunda bulunmaması karşısında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun lehe olmadığı, her iki yasanın uygulanması halinde erteli mahkumiyete hükmeden mahkemeye ihbarda bulunulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2010/1141, K. 2011/205, 20 Ocak 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama