KÜNYE
11. Ceza Dairesi 2010/14785 E., 2012/3676 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Mart 2012
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- Resmi belgede sahtecilik ( değişen suç vasfına göre görevi kötüye kullanmak
- Hüküm
- 765 sayılı TCK'nun 230-240, 102/4 ve 104/2. maddeleri gereğince düşme
Karar Metni
547 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
I-Bozma üzerine verilen kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesi kararına karşı temyizde sanığın hukuki yararı bulunmadığından 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 317. maddesi uyarınca sanık müdafiinin vaki temyiz isteminin REDDİNE, II-Katılan vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen "resmi belgede sahtecilik" suçundan değişen suç vasfına göre “görevi kötüye kullanmak” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu,
suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK'nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının suçun işlendiği 29.04.2002 tarihinden hüküm tarihine kadar gerçekleştiğinden, kamu davasının vaki zamanaşımı nedeniyle düşürülmesi gerektiği gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA, 16.03.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
-KARŞI OY -
Olay tarihinde katılanın kızı olan mağdure ...ın ... isimli şahıs tarafından zorla kaçırılarak kızlığının bozulduğu iddiası ile yapılan şikayet üzerine jandarma görevlileri tarafından mağdurenin kızlık muayenesi için ilk olarak sevkedildiği Gözne Sağlık Ocağı Tabipliği'nde doktor olarak görev yapan ... tarafından muayene neticesinde düzenlenen 28.04.2002 tarihli raporda "hymenin saat 6 ve 8 hizalarında yırtıldığının" tespit edildiği,
buna karşılık bu raporun düzenlenmesinden birkaç saat sonra mağdurenin Mersin Devlet Hastanesi'ne sevk edilerek kadın hastalıkları ve doğum uzmanı olarak görev yapan sanık tarafından düzenlenen 28.04.2002 tarih ve 15 nolu ve 29.04.2002 gün ve 1292 sayılı raporlarda ise "hymen intakt, halen bakiredir" şeklinde raporun tanzim edildiği, bu raporlarının düzenlenmesinden yaklaşık dört gün kadar sonra Adana Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 02.05.2002 tarihli raporda mağdureye ait her üç raporun incelendiği ve mağdurenin muayenesinin yapıldığı belirtilerek "hymenin anüler yapıda olduğu,
saat kadranına göre 4-6 ve 8 hizasında eski yırtık saptandığı ve şahsın bakire olmadığı" şeklinde raporun düzenlenmesi, Gözne Sağlık Ocağı'nda görevli olan ilk olarak mağdureyi muayene ederek rapor düzenleyen doktor ...'un tanık olarak alınan beyanında mağdurenin olay günü jandarmalar tarafından kızlık muayenesi için getirildiğini aynı sağlık ocağında ebe olarak görev yapan Dudu Gül Kaya ile birlikte yaptıkları muayene sonucunda bakire olmadığını tespit edip buna ilişkin raporu düzenlediklerini ve rapor içeriğinin doğru olduğuna dair beyanı,
Mersin 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2009/278 esas sayılı doyasında mağdureyi kaçıran ...'in reşit olmayan mağdure ile rızası ile birden çok kez cinsel ilişkiye girerek kızlığını bozması ve alıkonulması suçlarından cezalandırılmalarına dair karar verilmesi ve dosyada mevcut mağdure ve katılanın beyanlarına,
kadın doğum uzmanı olan sanığın yaptığı muayene sonucunda suça konu rapor düzenlendiğine dair savunmasına rağmen mahkemece tüm bu tespitlere ve dosya içeriği ile uyumlu olmayan bir gerekçe ile "sanığın görevini ihmal ederek muayeneyi usulüne uygun olarak yapmadan ve mağdurenin kaçıran şahısla birlikte olmadıklarına dair beyanına itibar etmek suretiyle muayene etmeden" rapor düzenlediğinden bahisle suç vasfını yanlış belirleyerek zamanaşımı gerçekleştiğinden bahisle karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup hükmün bozulması yerine sayın çoğunluğun mahkemece dosya içeriğine uymayan ve çelişkili kararını kabul ederek onanmasına dair kararına
katılmamaktayım.
Sanığa yüklenen gerçeğe aykırı rapor düzenlemek şeklinde gerçekleşen eyleminin sübutu halinde 765 sayılı TCK'nun 339/1. ( 5237 sayılı TCK'nun 204/2.) maddesindeki suçu oluşturacağı gerekçesi ile bozulması yerine sayın çoğunluğun eylemi yanlış vasıflandıran mahkemenin kararının onanmasına dair kararına katılmamaktayım.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2010/14785, K. 2012/3676, 16 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama