KÜNYE
11. Ceza Dairesi 2010/14848 E., 2011/24244 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Aralık 2011
Karar Metni
673 kelime·3 dk okuma
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'na muhalefet etmek suçundan sanık ...'ın, anılan Kanun'un 359/b-l, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 80, 59. maddeleri uyarınca 17 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/03/2009 tarihli ve 2009/52-80 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip cezasının infazı sırasında, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı İlamat ve İnfaz Bürosunun 20/11/2009 tarihli ve 2009/1-8059 sayılı yazısı ile mahkûmiyete konu suçun kanunda öngörülen cezasının nev'i ve süresine göre,
765 sayılı Türk Ceza Kanununun 102/4 ve 104/2. maddelerindeki öngörülen azami 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımı süresinin hükümden sonra ve hüküm kesinleşmeden önceki dönem olan 30/06/2009 tarihinde dolmuş olması sebebiyle dosyanın ele alınarak zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi talebi üzerine, talebin reddine dair aynı Mahkemenin 20/11/2009 tarihli ve 2009/1152 değişik iş sayılı kararına karşı yapılan itirazın kabulüne ilişkin, Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 03/12/2009 tarihli ve 2009/956 değişik iş sayılı kararın tüm dosya kapsamına göre.
1- Mahkûmiyete konu suçun kanunda öngörülen cezasının nev'i ve süresine göre, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/4 ve 104/2. maddelerindeki öngörülen azami 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımı süresinin hesaplanmasında sahte faturaların en son düzenlenme tarihi 11/12/2001 tarihi olduğu belirtilerek itirazın kabulüne karar verilmiş ise de, vergi suçunun oluşabilmesi için dava zamanaşımının vergi ziyaının oluştuğu günden itibaren başlayacağı ve vergi ziyaınında kurumlar, gelir ve katma değer vergilerinin tahakkuk ettiği tarihlerde oluşacağı cihetle, somut olayda 2001 yılına ait vergi kaçakçılığı suç tarihinin 01/05/2002 tarihinde başladığı ve dava zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı nazara alınarak, itirazın reddi yerine yazılı şekilde hüküm kurulmasında,
2- Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesince verilmiş bulunan karara karşı yapılan itiraz üzerine, itirazın kabulüne ve sonraki işlemlerin mahkemesince yerine getirilmesine karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 271/2. maddesi hükmü doğrultusunda, itirazın kabulü halinde itirazın konusu hakkında bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmasında, isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca,
anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 25.09.2010 gün ve 2010/11100/58480 sayılı kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14.10.2010 gün ve KYB.2010/248415 sayılı ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü:
Kanun yararına bozma kesin olan ya da temyiz edilmeden kesinleşen hükümlere karşı başvurulan olağanüstü bir yasa yoludur. Henüz kesinleşmeyen kararın yasa yararına incelenmesi olanaksızdır.
Dosyanın incelenmesinde, sanık ve müdafiinin yokluğunda Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 17.03.2009 gün ve 2009/52 esas, 2009/80 karar sayılı hükmün, sanık müdafiine 19.10.2009 tarihinde tebliğ olunmasına karşın, müdafii tarafından temyiz edilmediği, infazına başlanması üzerine sanığın cezaevinden gönderdiği 26.04.2010 havale tarihli dilekçe ile eski hale getirme istemiyle birlikte hükmü temyiz ettiği, ancak bu istem hakkında bir karar verilmediği,
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 20.11.2009 gün ve 2009/1-8059 sayılı yazısı üzerine mahkûmiyete konu suçun, hükmün kesinleştirilmesinden önce zamanaşımına uğradığından bahisle dosyanın ele alınarak zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesine yönelik talebin reddine dair Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.11.2009 gün ve 2009/1152 değişik iş sayılı kararına karşı vaki itirazın kabulüne ilişkin Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.12.2009 gün ve 2009/956 değişik iş sayılı kararının kanun yararına bozma yasa yoluna konu edildiği anlaşılmaktadır.
5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 311. maddesi hükmüne göre, eski hale getirme talebiyle birlikte temyiz talebinde de bulunulması halinde, inceleme mercii Yargıtay’ın ilgili dairesi olup, Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.03.2009 gün ve 2009/52 esas, 2009/80 karar sayılı hükmüne yönelik vaki eski hale getirme ve temyiz talebinin incelenmemiş olması nedeniyle, hükmün henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2010/14848, K. 2011/24244, 29 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama